21 Ağustos 2010 Cumartesi

10-11 | Beşiktaş - İBB

Bi takım şeyleri sıcağı sıcağına yazmak lazım ki, sinir geçmeden, cümleler yumuşatılmadan yazılsın.

1-Takımın bu şekilde bir tek Ernst'le ve ofsayt taktiğiyle ligi götüremeyeceği daha 30. dakikada belli olmuşken 90 dakika boyunca buna devam etmek, geldiğinden beri her sene belli bir performansı tutturmuş Bobo varken tribüne +2 kontenjaından gönderip Kaval kemiği spor'dan Holosko'yu ilk 11'de başlatmak, Necip-Ernst ikilisini bozmak intaharla eşdeğerdir. Umarım bundan sonraki maçlarda bunun hatasına düşülmez, umarım...

2-Malesef ki yerli kalitemiz yerlerde sürünürken ne kadar da formsuz olsa Nihat Kahveci'yi ıslıklayan zihniyetin beynine osurayım. Yarın, öbür gün İnönü Stadı'nda Necip Uysal'ın ıslıklanmayacağının garantisi yok.

3-Sahadaki oyun bas bas forvet lazım diye bağırırken "Robinho gelcek yæ, Fenerbahçeliler'e, Galatasaraylılar'a hava atacağız" modunda düşünen herkes kusura bakmayın da eğer Robinho gelirse alsın bi yerine soksun.

4-Transfer böyle yapılmaz. Ligin 3. haftası oynanırken plansız, programsız şovenist hareketlerin hiç gereği yok. Bobo'dan daha iyi bir forvet alınabiliyorsa alınsın, alınamıyorsa da kimse alınmasın. Gitsin Robinho kumda oynasın.

5-Defansif santrafor Nobre Ersan'ın ve Holosko'nun birer golünü engelleyerek yine görevini yaptı, Tebrikler.

6-Ersan'ı çok beğendim, umarım böyle devam eder. Maşallah.

7-"Quaresma yatmaya geldi, sorunlu futbolcu, iyi adam olsa Portekiz milli takımında oynar." Ernst'le birlikte canını dişine takan az sayıda oyuncudan biri.

8-Artık takımdan hangi yabancı gönderilecekse gönderilsin, yeter artık.

9-Beddua etmek istemiyorum. İnsanları yıllardır sinir hastası yaptınız Abdullah Avcı-Arif Erdem ikilisi. Allah'ınızdan bulun.

19 Ağustos 2010 Perşembe

Marketing Budur

video

Harika bir Heineken reklamı daha. Adamlar işi biliyor...

17 Ağustos 2010 Salı

Beşiktaş - Helsinki

Maç öncesi kadroları gördüğümde Schuster'in içine Mustafa Denizli'nin kaçtığına şüphe ettim. Bucaspor maçı kadrosuna göre 5 değişiklik, ilk 11'de 3 yerli ve 8 yabancı. Herhalde teknik ekip dışında hiç kimse bunu ön göremezdi. Gönderilmesi düşünülen 2 isimden Hilbert en azından karar bu maça göre alınacaksa kafalarda "acaba göndermesek mi" sorusunu etkili oyunuyla oluşturmuştur. Tabata ise yine evlere şenlikti. Yapılacak muhtemel yabancı transferine göre Beşiktaş formasıyla son maçı olabilir bu maç. 90 dakikanın özeti olarak şunu diyebiliriz; 90 dakika kapanan bir rakip, 90 dakika boyunca sabırla paslaşan, teknik özellikleri zayıf iki Türk Ekrem ve İsmail'in atakları baltalamasıyla sonuç alamayan Beşiktaş. Yine de etkili ayaklarla sonuca gidilmesi bilindi ve korkulan başımıza gelmedi. Quaresma'nın asistiyle gelen gol ve üstüne Quaresma'nın harika golü. Uzun zamandır böyle zekice bir gol görmemiştim Beşiktaş formalı birinden. Gol sonrası sevincini Süreyya abiyle paylaşması, taraftarlarla diyaloğu, taraftarın kendisini özel hissettirmesinden sonra gelen en önemli artılar. Quaresma ve Guti oynarken keyif alıyor, taraftarı mutlu etmek istiyor ve bu bir şekilde skora yansıyor.

Şu manzaranın oluşmasında başta Serdal Adalı ve Cengiz Zülfükaroğlu olmak üzere kimin emeği varsa Allah razı olsun. Cenk'e de teşekkür etmek lazım. 90 dakika top gelmeyen bir maçta konstantrasyonunu yüksek tutup belki de rövanşta başımızı çok ağrıtacak bir skor olan 2-1 ile Finlandiya'ya gitmemizi engellediği için. Transfer sezonunun bitmesine tam 2 hafta kaldı. Rövanş öncesi de avantajlı skor yakalandı. Şimdi gözler ligin Bülent Uygun'la birlikte en antifutbol oynatan iki takımından biri olan Abdullah Avcı'nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde...

yere yatsanaaa, yere yatsanaaa
Abdullah Avcı, yere yatsanaaa

Beşiktaş - Helsinki | Maç Önü

94/95 sezonunda 2-0 kazandığımız Helsinki maçından gazete küpürü...

Yaklaşık 3,5 saat sonra takım sahada olacak. Son antremanda sakatlanan Hakan Arıkan can sıksa da Villareal panteri Cenk Gönen'in başarıyla bu maçı tamamlayacağını düşünüyorum. Defansın göbeğinde muhtemelen Ferrari-Zapotocny ikilisi, beklerde de İbrahim Üzülmez ve Erhan Güven oynar. Önlerinde Necip ve Ernst. Sağda Nihat, ortada Guti, solda Quaresma. İleride Bobo. Artık Schuster'in gözünde takımdan ayrılacak yabancılar kesinleşmiştir. Takımda yabancı transfer dedikoduları süredursun, hâla mevcut yabancıları elden çıkarmaya çalışıyoruz. Gitmesi muhtemel isimler; Holosko, Tabata ve malesef Fink. Takıma Schuster'in de dediği gibi mutlaka bir forvet gerekiyor. Sadece Bobo'yla olacak iş değil. Nobre'yi forvetten saymıyorum, adam hücumlarda orta sahaya gelmekten bıkmadığından benim gözümde Uğur İnceman'dan bir farkı yok... Maçla ilgili endişem, Helsinkii'nin ligde 17. maçını tamamlamış olması ve bizim yıldızlarla skora gitmek dışında şu anda oturmuş bir taktiğimizin olmaması. Söz konusu Beşiktaş ve Avrupa olunca insan tırsmıyor değil. Kazasız, belasız, sakatlıksız bi galibiyet olsun. En az 2 fark olsun...

15 Ağustos 2010 Pazar

Bucaspor - Beşiktaş

Ve nihayet sezon başladı. 100. yıldan sonra bu kadar heyecanla beklememiştim bir sezonun başlamasını. Bunda şu ana kadar yapılan olumlu hareketler çok büyük etken olduğu gibi, sezonu İzmir'de açacak olmanın da etkisi mutlaka vardı. Şu şuna pas verseydi bu olurdu, şu keşke daha iyi vursaydı triplerine girmeyeceğim. Herşeyden önce galibiyet çok önemliydi. Şairler Parkı blogunun yazarlarından Ege ile tribünde terden bi hâl olmuşken, Salı günü önemli bir maça çıkacak oyunculardan üstün bir performans beklemek haksızlık olurdu. Gerekli olan 3 puanı Guti'nin müthiş pasıyla Bobo'nun güzel vuruşuyla 1-0 aldık ve gözleri Salı günkü Helsinki maçına çevirdik.

Şu fotoğrafa da değinmeden geçmeyelim. İki dünya yıldızının arasında Beşiktaş'ın geleceği ve iki yıldızın yanında emektar kaptan. Koskoca bir MAŞALLAH diyorum. Takım şu anda 1-2 eksiğin dışında iyi harmanlanmış durumda. Tek can sıkıcı nokta o herkesin gördüğü noktalara yönetimden bir transfer çabasının olmayışı. Bu kadar çok artının yapıldığı bir sezon başlangıcında son bir çabayla o iki eksiği de gidermek lazım. Şimdilik iyi yoldayız. İyi başladık, Allah sezon sonunu da böyle getirmeyi nasip etsin. Kısmetse 5. hafta Saraçoğlu'nda görüşmek üzere...

dipnot: Hakan Arıkan'ın forması müthiş. O formaya sahip olabilirsem koleksiyon için çok güzel bir iş yapmış olacağım. Hayırlısı...