17 Eylül 2010 Cuma

Askerlik vol. 1

Askerliğini yapmayana iş yok dediler, tek tip askerliğe geçilecek elini çabuk tut dediler, Aralık dönemi iyidir bence git dediler... Gittik askerlik tecilini bugün kaldırdık. Pazartesi gün halk arasındaki donu indirme muhabbetiyle efsanelere efsaneler katan askerlik muayenesi aşaması var. Daha sonra kısmetse önümüzde bir engel kalmayacak. Allah hayırlısıyla gidip gelmek nasip etsin deyip #askerlik diye yeni bir etiket de açalım.

Beşiktaş - CSKA Sofia

Maça sezon başından beri takımın en istekli ve etkili iki ismi olan Quaresma ve Bobo'yu hafta sonu oynanacak Fenerbahçe maçını düşünerek kenarda oturtarak başladık. Takım ilk yarıda özellikle Hilbert - Ekrem kanadının verimsizliği nedeniyle organize olamadı. Defans yine orta sahada kuruldu ve orta göbekte Ernst tek başına bırakıldı. Rakip ataklarda geri gelip orta sahaya yardım etmesi beklenen Holosko ve Hilbert de bu görevlerini aksatınca devre orta sahasız sona erdi. Guti gibi Quaresma gibi Tabata gibi topla oynamayı seven isimler için zeminin ne büyük sorun olduğu bugün yine anlaşıldı. Defansta yapılan her paslaşma ben de dahil her Beşiktaşlı'nın ömründen ömür götürüyordur eminim.

İkinci yarıda yine aynı kadro başladı. 60'tan sonra beklenen iki hamle Quaresma ve Bobo girince takım tekrar bi canlandı, taraftar maça girdi. Oyun CSKA yarı sahasına hapsoldu ama son vuruşlarda gerek beceriksizlik, gerek zeminin azizliği, gerek kalecinin performansı o kilidi açacak golü bulmamızı engelledi. Böyle bir maçta, böyle bir rakibe karşı bu kadar ataktan sonra ancak duran topla golü bulabilirdik. Öyle de oldu. 90. dakikada Guti'nin ortasına Alman panzerimiz Fabian Ernst kafayı koydu ve maçı galip bitirmemizi sağladı. Gruba 3 puanla başlamak da oldukça güzel oldu.

Şimdi belki de şampiyonluk yarışında rakiplerimizden birini saf dışı etme şansımız var. CSKA maçının ilk yarısında sakatlanan Ferrari'nin durumunu henüz bilmiyorum ama Fenerbahçe'nin hızlı forvetlerine karşı zorlanacağı aşikârken sakatlanması belki de bizim için en hayırlısı oldu. İbrahim Toraman - Zapotocny göbeği her ne kadar ne zaman patlayacağı belli olmayan bi bomba olsa da iyi bi performans göstermeleri olası. Ama Ferrari'nin 3 günde hızlanamayacağı belli. O yüzden eğer ki sakatlık uzun süreli değilse ben olaya eğrisi doğrusuna denk geldi gözüyle bakıyorum. Saraçoğlu deplasmanında şu oynar bu oynar olaylarına girmeyeceğim. Galibiyetin iki kilit noktası var. Ne suretle olursa olsun maça iki ön libero ile başlamak ve de defansı orta sahaya kadar çıkarmamak. Schuster'in ikisini de yapacağını düşünmüyorum. Yine Ernst tek başına ve yine defans orta sahaya yakın bi şekilde oynayacaktır. Yanılmayı o kadar istiyorum ki. Bakalım Pazar günü bize neler getirecek...

16 Eylül 2010 Perşembe

FIFA 2011

Fazla birşey yazmayacağım. Kısa ve net; ben uzun zamandır bu kadar kötü bir oyun oynamamıştım. Allah rızası için şu oyunumsuyla PES'i karşılaştırmayın artık...

15 Eylül 2010 Çarşamba

PES 2011#2

Demo geldi. Öncelikle şunu söyleyeyim EA Dünya'nın en güzel oyununu yapsa oynamayacağım. Bu şartlar altında PES 2011 harika olmuş diyebilirim. Geçen sene çok eleştirilen oyun resmen çağ atlamış. Oyundaki statiklik gitmiş. Tuşa bastığımız an hareketi yapıyor. At topu Messi'ye Spor oyuncuları için oyun daha bi zorlaşmış ancak en fazla 1 ay sonra eller alıştıktan sonra bu ekolün temsilcileri yine alıp gidebilecektir. Paslardaki özgürlük, 360 dereceye pas atabilme olayı ve pas şiddetini bizim belirlememiz içimize ufak çapta Guti'ler, Sergen'ler kaçmasını sağlayabilir. Pasın yönünü, şiddetini biz ayarlıyoruz. Daha önceki serilerde bas üçgene at ara pasını dönemi kapanmış. Şutlarda bi absürdlük var veya ben daha alışamadım. Sarbi stili gidiyor şutlar. Stad dışındaki kokoreççileri vuruyor insan. Az basınca da kedi patisi vuruşu oluyor. Oynadıkça zamanla o da oturacaktır. Geçen seneki illallah dedirten çirkin penaltı kamerasını test etmek adına çok kez kaydım ceza sahası içinde ama bi türlü rakibe denk getiremediğimden hem sayısız gol yedim hem de kamera açısını öğrenemedim. Umarım düzeltilmiştir deyip geçelim. Askere gideceğim sene Beşiktaş'ın tarihi boyunca olan en iyi kadrolardan birini kurması, müthiş ötesi olarak beklenen 2K11'in gelmesi, PES 2011'in eskiye dönüş sinyalleri vermesi ve olası Guti'li, Quaresma'lı kadroyla FM 2011 oynama keyfi. Bu bir test galiba... Yapacak birşey yok, asker nasipse bizi bekler...

14 Eylül 2010 Salı

2K11 #2

5 Ekim'e yaklaştıkça screenshot'lar, oyun içi videolar paylaşım sitelerine düşmeye devam ediyor. Yıllar yılı EA Sport'un bizi nasıl kandırdığını görmek adına size 2 fotoğraf sunacağım.

#14 Jameer Nelson

#14 Jameer Nelson

Bu iki screenshot bile 2K ile EA arasındaki farkı belli ederken bir de oyuna Majesteleri kapak oyuncusu olunca oyunun beklentisi kat be kat artmıştı. MJ hakkındaki detaylar gelmeye devam ediyor. Oyunda bir "The Jordan Challenge" modunda bir bölüm olacağı ve o bölümde Majesteleri'nin kariyerindeki önemli maçları yeniden canlandırabileceğimiz belirtiliyor.

The Arrival
Tarih: 20 Nisan 1986
Maç: Boston Celtics (Playoff, 1. Tur, 2. Maç)
1. Hedef: 63+ sayı
2. Hedef: %50+ şut yüzdesi

69 Points
Tarih: 28 Mart 1990
Maç: Cleveland Cavaliers (Normal Sezon)
1. Hedef: 69+ sayı
2. Hedef: %50+ şut yüzdesi

Shootout
Tarih: 1990
Maç: Atlanta Hawks (Normal Sezon)
1. Hedef: Dominique’ten fazla sayı
2. Hedef: Dominique’i 25 sayının altında tutmak

Bad Boys
Tarih: 26 Mayıs 1990
Maç: Detroit Pistons (Playoff, Doğu Finali, 3. Maç)
1. Hedef: 47+ sayı
2. Hedef: Maçı kazanmak

First Finals
Tarih: 2 – 12 Haziran 1991
Maç: Los Angeles Lakers (Playoff, NBA Finali)
1. Hedef: 31+ sayı ortalaması
2. Hedef: %55+ şut yüzdesi
3. Hedef: Şampiyonluk

The Shrug
Tarih: 3 Haziran 1992
Maç: Portland Trail Blazers (Playoff, 1. Tur, 1. Maç)
1. Hedef: İlk yarıda 35+ sayı
2. Hedef: İlk yarıda 6+ üçlük
3. Hedef: Drexler’ı 20 sayının altında tutmak
4. Hedef: Maçı kazanmak

Double Nickel
Tarih: 18 Mart 1995
Maç: New York Knicks (Normal Sezon)
1. Hedef: 55+ sayı
2. Hedef: %55+ şut isabeti
3. Hedef: Maçı kazanmak

Father’s Day Victory
Tarih: 16 Haziran 1996
Maç: Seattle Supersonics (Playoff, NBA Finali, Son Maç)
1. Hedef: 22+ sayı
2. Hedef: 9+ ribaunt
3. Hedef: Maçı kazanmak

The Flu Game
Tarih: 11 Haziran 1997
Maç: Utah Jazz (Playoff, NBA Finali, 6. Maç)
1. Hedef: 38+ sayı
2. Hedef: 7+ ribaunt
3. Hedef: Maçı kazanmak

Michael’s Last Dance
Tarih: 14 Haziran 1998
Maç: Utah Jazz (Playoff, NBA Finali, 6. Maç)
1. Hedef: 45+ sayı
2. Hedef: 4+ top çalma
3. Hedef: Maçı kazanmak

Bu görevlerden beni herhalde en çok etkileyeni 96-97 sezonunun final serisinin 5. maçında, seride durum 2-2 iken mide virüsü nedeniyle 39 derece ateşle çıktığı maçta 38 sayı atarak efsaneleştiği maç olacaktır. Heyecanla bekliyoruz...

13 Eylül 2010 Pazartesi

2010 Dünya Basketbol Şampiyonası #4

Tarih yazdığımız bir turnuvayı geride kapattık. Aynen 2001'de olduğu gibi yine son adımı atamadık. Umarım 2001'deki başarıdan sonra 9 yıl beklediğimiz gibi 2010'daki başarıdan sonrasını da 9 yıl daha beklemeyiz. Kuvvetle muhtemel FIBA'dan bu başarımızla birlikte Wild Card'ı kopartıp 2012 olimpiyatlarına katılacağız. Ama işimizi şansa bırakmamak için 2011 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda finali görüp direk olarak gitmek daha sağlıklı olacaktır. 12 Dev Adam ve teknik kadro; yaşattığınız herşey için kocaman TEŞEKKÜRLER.

MVP - Kevin Durant (22.8 sayı, 6.1 ribaund, 1.8 asist)

All-Star: Milos Teodosic-Kevin Durant-Hidayet Türkoğlu-Linas Kleiza-Luis Scola

12 Eylül 2010 Pazar

2010 Dünya Basketbol Şampiyonası #3

video
TÜRKİYE FİNALDE!!!

video
Bu da TFF'nin bok yemesiyle aynı saatte oynanan ve ben gibi milyonlarca Beşiktaşlı'yı ikileme düşüren Ankaragücü maçı sonrası futbolcuların ve taraftarın staddan çıkmayıp skorboard'dan Türkiye maçının son dakikasını izlemesi ve Kerem Tunçeri'nin turnikesinden sonra stadda ve futbolcularda yaşanan coşku...

10-11 | Beşiktaş - Ankaragücü

Bugün Digitürk receiver'ı aptal oldu. Türk basketbol tarihinin en önemli maçlarından biri oynanırken aynı saatte İnönü'de Beşiktaş Ankaragücü ile karşılaştı. Öncelikle TFF'ye bu durumdan dolayı selamlarımı iletiyorum. Aslında bi o maça bi o maça döndüğümden yazılabilecek, şöyle olsaydı böyle olurdu, ah iyi ki de öyle oldu diye yazabileceğim çok şey yok maçla ilgili. Quaresma transferinden sonra ilk kez Quaresma'sız çıkılan maçta sahada herkes yıldızlaştı. İsmail'i, Ferrari'si, Guti'si, Bobo'su ve 3 yıl aradan sonra Nobre'si... 4-0'lık net bir skor ve oldukça hırpalayıcı geçmesi beklenen 2 haftanın başlangıcı. Hafta içi İnönü'de CSKA Sofia ardından Saraçoğlu deplasmanında Fenerbahçe maçı.

Saldır Beşiktaş'ım ooooollleeeeeeyyyy