10 Ekim 2009 Cumartesi

Beypazarı Kurusu


Yeni keşiflerimden. Tereyağlı olması insanın damağında harika bir tad bırakıyor. Çayın, nescafenin ve ayranın yanında süper gidiyor. Kolayla da güzel olabilir diye düşünüyorum ama denemedim. Denk geldiğinizde mutlaka alın, tadın. Ercan Taner'in tabiriyle "yok böyle bir tad"...

NBA 2K10

2K Sport ile tanışmam geçen sene EA Sport'un yıllardır PC'de çıkardığı NBA Live serisini çıkarmayacağını açıklamasıyla gerçekleşti. 2K9'un screenleri, trailer'larını gördüğümde NBA Live'da yıllardır böyle video'larla geliyor sonuç yine hüsran demiştim. Oyun çıktı benim eski PC çalıştırmadığından arkadaşlarda 1-2 maç yaparak oyunu anlamaya çalışıyordum. Yeni PC'yi alır almaz ilk kurduğum oyun 2K9 oldu ve tam anlamıyla şok oldum. Bi spor oyunu daha önce bu kadar detaylı bu kadar güzel olmamıştı. Live serisindeki gibi basmakalıp haraketler, saçma fauller, pivotla yüklenip ittire ittire sırtındaki adamı potaya sokmalar... Hepsi EA Sport'un Live serisinde kalmış, PC tutkunları için 2K Sports sayesinde yeni bi akım başlamıştı. Ve FM'de olduğu gibi 2K9 da miadını doldurunca 2K10 büyük bir hevesle beklenmeye başladı.

1 ay boyunca trailer'lar, screen shot'lar derken oyun açıklanan tarih 6 Ekim'de piyasaya çıktı. Ancak 2 eksik vardı. Wii'ye çıkış tarihi 19'una, PC'ye çıkış tarihi 12'sine ertelenmişti. Bu da 1 haftalık gecikme ve 2K9'la daha çok vakit geçirme demekti. Bu 1 hafta içerisinde 2K9'a tekrardan doydum ve 12'sinin gelmesini beklerken, gelişmeleri okumak adına forumlarda dolaşırken PC versiyonunun internete düştüğünü gördüm. Lunapark'a gitmiş çocuklar kadar sevindim. Ancak oyunun boyutu 6,64 GB olduğundan indirip oynamam yine ayın 12'sini bulacaktı, ki o sırada can dostum güzel insan Samuray olaya el koydu ve NASA bağlantısıyla oyunu indirmeye başladı. Bu vesileyle kendisine tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Bu gece ya da en geç Pazar sabahı bi aksilik çıkmaz ise, sunulan sunum fake falan değil ise oynamaya başlarım. Dersler ağırlaşmadan gözler kan çanağı olana kadar oynamak ve şu 2-3 haftanın tadını çıkarmak lazım. Aşağıda 2K10'un ilk trailer'ını izleyebilirsiniz.



İyi oyunlar...

9 Ekim 2009 Cuma

Football Manager 2010

Okulların başladığı anlara denk gelse de Eylül sonu Ekim başı olayını çok severim. Yeni çıkacak oyunların dedikoduları, screenshot'ları, detayları, acaba geçen seneye göre ne gibi farkı olacak merakları... Oyun piyasaya çıktıktan sonra 4-5 ay oynanır ve ardından bi sonraki senenin planları yapılmaya başlanır.

FM her sene oyun listemde ilk 3e girer. Bu senenin heyecanı bu sefer biraz farklı oluyor Türk FM severleri açısından. SI Games ile Turksportal'ın birlikte yürüttüğü çalışmayla oyuna Türkçe dil desteği eklenmesi planlanıyor. Ancak SI'ın bir ön şartı var. O da 10000 kişinin oyunu orjinal olarak alacağını vaadetmesi. Yapılan imza kampanyasında 10000 kişi sayısı yakalanırsa öncelikle 16sında çıkacak demo'da Türkiye ligi quickstart'a eklenecek ve Türk FM severler oyun çıkmadan ligi analiz etme şansına sahip olacaklar. Oyun çıktıktan sonra da Steam üzerinden yayınlanacak bir patch ile oyuna Türkçe dil desteği eklenecek. 2011'de de direk Türkçe olarak piyasaya sürülecek. SI'ın yıllardır kaçtığı Türkiye pazarına Eidos'un harika bir kampanyayla girmesi gözlerini korkutmuş olmalı. Bunca yıl bu pazardan kaçtıktan sonra Championship Manager'ın Türkçe dil desteği + 25 lira kutu fiyatı / ön siparişle 5 lira steam fiyatı ile pazara girmiş olmasının etkisi baya bi olsa gerek. SI - Eidos ayrımından sonra SI piyasada tekeli ele almıştı. Bu sene CM'nin tabir-i caizse "super fight back" yapması biz oyuncuların işine geldi.

video

Video'dan FM 2010 trailer'ını izleyebilir, kendinizi iyice mod'a sokabilirsiniz. Son olarak da Turksportal'ın yapmış olduğu kampanyanın linkini vereyim. Oyunu orjinal olarak alacak arkadaşlar varsa bir imza atıp FM'nin Türkçe dil desteğiyle çıkmasına katkıda bulunsun...

http://www.turksportal.net/turkcefm/imza/

8 Ekim 2009 Perşembe

Why so serious?

Spor, spor, spor

Pazartesi ve Çarşamba okulda boş günlerim. Dinlenerek, film izleyerek geçirmeyi planladığım bir Çarşamba gününde eve giremedim. Klasik kahvaltı ve öğle yemeği düzenimi uyguladıktan sonra önce yürüyerek metroya, metroda indiğim duraktan yürüyerek stada, stadda 90 dakika ayakta, staddan metroya, metroda indiğim duraktan eve şeklinde ortalama olarak 2,5-3 km yürümüş olarak "yatış günü"me giriş yaptım. Hava çok sıcaktı eve geldim duşumu aldım.

Ordan Samuray'a, ardından spora. Spora giderken verilen söz "abi bugün çok kasmayalım". Tabi ki o da olmadı. Salı günü yapılan 2şer set'e karşılık dün 3er set ve +5 kilo farkla yapılan 2 saat spor. Eve gel, duş al. Otur yemeğini ye.

Telefon. Hadi dışarı çıkalım. Çıkalım. Giyin, çık. Bişeyler iç. "Abi ne zamandır basket oynamıyoruz". Oynar mıyız? Oynarız ama kollar fena ağrıyor, çok oynamayız. Tamam. Baskete başlangıç 23.00, bitiriş 00.50. Eve gel 3. kez duşunu al. Yat, sız...

Çok yorgunum...

7 Ekim 2009 Çarşamba

Edouard Leopold Cissé

Eski oyuncumuzu anmamın sebebi az önce okuduğum haberdir. Cisse, Senegal Milli Takımı'nın Güney Kore'yle yapacağı hazırlık maçı için davet aldı. Daha önce Fransa U21 formasını 15 kez giyen Cisse FIFA'nın koyduğu "Eğer bir oyuncu daha önce herhangi bir milli takımın formasını resmi maçta giymediyse bir başka milli takımda forma giyebilir” maddesi sayesinde ilk kez milli olma heyecanını babasının memleketi olan Senegal'de tadacaktı ancak olmadı. Olmamasının sebebi ise Marsilya'nın 17 Ekim'de oynayacağı Nancy maçını bahane olarak gösterip izin vermemesiymiş.

Cisse'nin geçen seneki şampiyonlukta payı Ernst'in takıma devre arası katılmasıyla iyice artmıştı. Ernst gelmeden önce sonuna kadar eleştirdiğim - ki hala aynı fikirdeyim - Cisse, Ernst geldikten sonra orta sahanın göbeğinde mükemmel bi ikili oluşturup belki de şampiyonluğun bize gelmesinde büyük katkı vermişti. Eleştirdiğim noktalar ise 1,86 boyu olan siyahi bi "orta saha oyuncusu"nun fiziken bu kadar çıtkırıldım olması, her maç 30-35 metreden şut atıp topların boğazın serin sularına gitmesi, çoğu maçta yumuşak kalmasıydı. 31 yaşında böyle bir davet aldığını görünce şaşırdım.

Cisse'nin sezon sonu biten kontratını uzatmak yerine apar topar alınan Michael Fink'in verdiği verimi düşündükten sonra diyorum ki, acaba...

Diyetsel Vaziyetler


Hayatım boyunca bi işi yaptıysam tam yaptım en azından tam yapmak için sonuna kadar mücadele ettim. E sporda o kadar efor sarfediyoruz, kan ter içinde kalıyoruz. Bunun yanında bir de güzel bir diyet programı iyi gider diye düşündüm ve daha önceden 10 kg vermemi sağlayan diyet programıma tekrardan başladım. Bu sefer acelem yok, hedef 3-4 aylık bir süreçte 8-9 kg vermek. Benim için psikolojik eşik 78 kg. 78'in altında olmak istemem. 80-81 kg iyidir. Cumartesi günleri de spordan çıktıktan sonra 1 saat kadar hamam sefası, ohh misss...

Diyet programı klişe gibi gelebilir ama sporla birlikte istikrarlı bir şekilde yürüttükten sonra kesin sonuç veriyor.Yediğim saatlerle birlikte veriyorum. Kendi iradenize, okul / iş hayatınıza göre ayarlarsınız...

Sabah (09.00-10.00)

1 domat
1 salatalık
Ufak bi peynir (diyetisyen tabiriyle kibrit kutusu büyüklüğünde)
4-5 siyah zeytin
Roka - maydonoz
1 dilim kepek ekmeği

Öğlen (12.30-13.30)

Marul, roka, maydonoz, domates, havuç bulunan opsiyonel olarak tavuk göğüs parçaları ya da ton balığı konulan bir salata. yağ minimumda ve isteğe göre nar ekşili.
3-4 yemek kaşığı yoğurt / ayran
İsteğe göre 1 dilim kepek ekmeği

İkindi (15.30-16.30)

1 tane elma / portakal / mandalin üçlüsünden isteğe göre biri. muz yok.

Akşam (18.00-19.00)

Sebze yemeği(taze fasulye, kapuska, pırasa...) / tavuk / balık (ki hiç sevmem)
1 dilim kepek ekmeği

Gece (22.00-23.00)

1 tane elma / portakal / mandalin üçlüsünden isteğe göre biri. muz yok.

dipnot : kolayla pek aram olmadığı için hiç sıkıntı yaratmıyor, ama alkol sorun çıkarabilir. onda da azami dikkati gösteriyorum. nefs meselesi...

Sonuç olarak ufak tefek aksaklıklar veya kaçamaklar olabilir. Yeter ki tadında bırakın ve tekrar aynı ritminizi bulun. Kolay gelsin...

Monica Anna Maria Bellucci

Dünya dışı güzellikler serisi vol. 1



Her Canlı Birgün Sporu Tadacaktır

Evet son 2 yıldır hayatımda klasik haline gelen spora mük-kem-mel bir hevesle başlama olayını Pazartesi itibariyle başlatmış durumdayım. Ama bu sefer farklı olacak diye düşünüyorum, zira yanımda kardeşim gibi sevdiğim Samuray da var. Sohbet gırgır şamata içinde geçsin, fazlalıkları atalım, üzerimize sırtı oyuk beyaz tommy kolsuz atlet giyelim, altına dkny kot pantolon, pantolon üzerine kemer tokası göze girecek kadar büyük d&g kemer, pantolon paçaları da içine girmek suretiyle beyaz bir çift puma ayakkabı çekelim. Yazlık bi mekana gidip ortama karışalım ve tanınmayalım tek derdimiz ilk etapta budur.

İlk gün vücut hamlığı da göz önünde bulunarak "
Rus trainer"ımızın direktifleri doğrultusunda pek yüklenmedik. Akşamına da spordan çıkıp halı saha maçına gidilince bünyede ufak bi sarsıntı yarattı ancak kas gevşeticiyle falan mis gibi bi gündü.

Bugün, önce okuldaki son sene koşuşturması, tanışma tripleri benim sınav sistemin şudur, bunu bunu sevmem, şunu şunu alırsanız okursanız iyi olur, midterm'ün ortalaması şu, final'in ortalaması şu kıvamlarını geçtikten sonra eve gelme giyinme ve ardından spor. 2. gün dolayısıyla bünyeye x 2 yüklenme. Eve geldikten sonra hafif bi yemek, giyin çık. Nereye? Alsancak'a. Eve gelip blog'a bunu gir.

Yarın Göztepe maçına git, maçtan çık spora git, duş al ...

5 Ekim 2009 Pazartesi

Tv'de Bu Hafta

6 Ekim Salı
FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası / TRT 3

7 Ekim Çarşamba
FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası / TRT 3

9 Ekim Cuma
FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası Çeyrek Final / TRT 3

10 Ekim Cumartesi
FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası Çeyrek Final / TRT 3
19:00 Karşıyaka-Konyaspor / D Spor
19:00 Rusya-Almanya / Futbol Smart & ZDF
19:00 Estonya-Bosna Hersek / FOX
19:15 Ukrayna-İngiltere / TRT 1
20:00 Montenegro-Gürcistan / 1 TV
21:45 Belçika-Türkiye / FOX
22:10 Flamengo-Sao Paulo / Spormax

11 Ekim Pazar
01:00 Arjantin-Peru / NTV Spor
15:00 Orduspor-Bucaspor / D Spor
23:00 Bolivya-Brezilya / NTV Spor

12 Ekim Pazartesi
20:00 Çaykur Rizespor-Kayseri Erciyesspor / D Spor

İzmirli Vapurunun Adını Seçiyor




İZDEN (İzmir İçin Denizcilik Kültür ve Düşünce Platformu) yeni alınacak vapurların isimleri için İzmir halkının fikrini almak amacıyla bir site kurdu ve sitedeki oylama sonucunda ilk 10'a girecek isimleri yeni alınacak vapurlara koymayı taahhüt etti. E Türk halkına internet oylaması var demeyin. Tabi site kısa sürede büyük bir yankı uyandırdı. Bir de işin içine " Körfezi Ayıran Biladerler " eklenince iş iyice içinden çıkılmaz bir hal aldı.

Seçeneklerde İzmir'in semtlerinin tümü olduğu gibi, İzmir için önemli sayılan isimler de yer aldı. Göztepe, Karşıyaka, Bornova, Alsancak gibi semtler dışında İzmir doğumlu olan Metin Oktay, Çeşme doğumlu olan Mustafa Denizli, İzmirli müzik adamı Tanju Okan, bir İzmirli'ye çok şey ifade eden rahmetli Ahmet Piriştina ve rahmetli şair Atilli İlhan gibi isimler de oyları bekliyor.

Şu anda İstanbul'daki Galatasaray kanadının da Metin Oktay ismini görmesiyle oylamada yerini alması bir oldu. Metin Oktay öne fırladı. İkinci sırada Göztepe ve ardından Karşıyaka geliyor.

Benim isteğim Göztepe, Karşıyaka gibi güzide semtlerimizin dışında Ahmet Piriştina, Atilla İlhan, Tanju Okan gibi isimlerin oylamada ilk 10'da yer alıp isimlerinin ölümsüzleşmesidir.

Oy vermek isteyenleri buradan alalım ;

http://www.izmirlivapurununadiniseciyor.com

Martin Palermo


Dün gece yapılan Boca Juniors - Velez Sarsfield maçı 3-2 lik Boca galibiyetiyle sonuçlandı. Martin Palermo 38,9 metre uzaklıktan attığı kafa golüyle Arjantin basınının iddialarına göre kafayla şu ana kadar atılmış en uzaktan golü attı. Golde her ne kadar kalecinin hatası olsa da o mesafeden dengeli bir kafa vuruşu yapabilmek için Martin Palermo olmak gerekirdi...


video

Flash Forward


ABC ' de yeni bir dizi başladı. İnternet aleminde biricik dayanağım olan torrentleech'ten hemen yayınlanan ilk iki bölümüne çöktüm. Dizi heyecan ve gerilim olarak hızlı bir giriş yaptı.

Dizinin konusunu kısaca şöyle özetleyebilirim ; bilinmeyen bir sebepten ötürü tüm insanlık 2 dakika 17 saniyelik bir baygınlık geçiriyor, dünyada hayat duruyor. Ardından herkes uyandığında 6 ay sonraki hayatlarından ufak bir parça görüyorlar.

Dizinin ismi Lost'tan da aşina olduğumuz flash back - flash forward olayından geliyor. İsmi Lost'tan geldiği gibi gelirken 2 de eski Lost oyuncusuyla gelmiş. Sonya Walger (Penelope Widmore) ve Dominic Monaghan (Charlie) dizide şu Lost'suz günlerde biraz özlemimizi giderir. Sonya Walger ilk 2 bölüm itibariyle başrollerden birinde. Dominic Monaghan ise henüz görücüye çıkmış değil, onun da 3. bölüm itibariyle diziye giriş yapması bekleniyor. Dizi ayrıca Lost'taki Matthew Fox (Jack Shephard) ve Ken Leung (Miles Straume) benzeri iki karakteri de bünyesinde barındırıyor. Sonuç olarak heyecanla takip edeceğim bir dizi daha oldu...

dipnot : Fringe'e de bir ara başlamak lazım...

İzmir'den Geç Kalmış Merhaba

Aslında uzun zamandır - 1 yıllık bir süreç - kafamda olan bir projeydi ama gerek uyuşuk götlülüğüm, gerek boşvermişliğim, gerek vakit darlığı bu projeye hep engel oldu. 2 hafta önce Ömer'in a.k.a omerlaziale dayatmasıyla ben de blogspot topuna gireyim dedim. Gireyim de öncelikle profesyonel yardım almak amacıyla önce Tolga'nun, ardından Gökhun'un kapılarını çaldım ya da msn pencerelerini titrettim de denebilir.

2 hafta da 1 blog bitmez mi diyebilirsiniz. Konu ben olunca başlanılan bir iş zamanında bitmez, bu da zamanında bitmedi. Çeşitli aksilikler oldu. 4 kişi bir organı doğrultamadık ama sonunda başardık ve açılışımızı yaptık.

Blogun yapımında emeği geçen Ömer, Gökhun ve Tolga'ya teşekkürlerimi bir de buradan sunmak istiyorum.

haydi bre bismillah...