26 Aralık 2010 Pazar

Aranılan Kan

Özellikle BJK Bloglar ailesine sesleniyorum. Şu formadan elinde olan ya da eşinde dostunda olan varsa benimle iletişime geçebilirlerse sevinirim. İletişim bilgilerim http://www.besiktasformakoleksiyonu.blogspot.com adresinin sağ kısmında bulunmaktadır.

25 Aralık 2010 Cumartesi

Askerlik vol. 7

Teknolojiyle ilgili kullanılan tek cihazın parayla çalışan kahve makinası olduğu bir ortamda blog'a birşeyler imkansızdı, yazamadım da... Dün edilen yemin sonrası çıkılan evci izni kilometreyi sıfırlamama yetecektir diye düşünüyorum. Tekrar dönüş çok koyacak olsa da, şu 2 hafta kabus gibi geçecek olsa da 7 Ocak'a kadar dişler sıkılıp "emredersiniz komutanım" moduna tekrar bürünülecek. 7 Ocak sonrası dağıtım, İzmir'e biraz daha yaklaşma ihtimali, Mourinho'dan daha ego'lu üstlerimden kurtulma ihtimali... Bunlar 7 Ocak'ın gelmesini sağlayacak etkenler. Dün edilen yemin sonrası ilk kısım tamamlandı olarak bakıyorum, ikinci kısım için hedef 7 Ocak. Ondan sonrasını yine ilk internet maceramda yazarım. Görüşmek üzere...

10 Aralık 2010 Cuma

Askerlik vol. 6

İstanbul gezisi, Bursa galibiyeti, Asvel galibiyeti, dönüşte uçakta yanımda kusmaya çalışan teyze derken blog biraz ihmal edildi. Zaten bundan sonra da 5 ay 5 gün civarında ihmal edilecek gibi duruyor. Manisa İl Jandarma Komutanlığı Kısa Dönem Er olarak yapacağım askerliğimi. Allah herkese hayırlısıyla gidip gelmeyi nasip etsin. Görüşmek dileğiyle...

2 Aralık 2010 Perşembe

CSKA Sofia - Beşiktaş

Yazıya başlamadan önce Cenk'in durumunu öğrenip öyle yazayım dedim. Çok şükür ki korkulan haber gelmedi. Cenk bi aksilik olmazsa Tabata ile birlikte sahada olacak. Nobre ise sakatlar kervanına eklendi ve devreyi kapadı. Bugün Nobre'nin sakatlanmasıyla sahaya giren Ali Kuçik Bursaspor maçında ilk 11'de başlayabilir. Bobo, Nihat, Nobre, Quaresma sakat Fatih Tekke malum. Veya Holosko tek forvet oynayıp bizi kahredecek. Bakalım Schuster dayı Bursaspor maçına neler hazırlıyor.

Geceyle ilgili 4-5 önemli detay vardı. Koca ilk yarının yine her zamanki gibi heba edilişi, Cenk'in uzun süredir maçlarda görmediğimiz güzellikte bir kurtarışla belki de maçı bize getirmesi, Ali Kuçik'in didinmesi, Guti'ye kaptanlık pazubandının oldukça yakışması, Hakan Arıkan'a artık söylenecek laf söz olmaması. Sanıyorum M'bolhi sen yaparsan ben kralını yaparım diye düşündü. Rakip takımın kalecisini örnek alacağına ilk devre kendi takımının kalesini koruyan kaleciyi örnek alsaydı keşke diyeceğim ama artık çok geç. Geçmiş artık Hakan'dan. 2003'ten sonra ilk defa Avrupa'da Şubat'ı görecek olmamız ise kilit nokta. Son maçlara gerek kalmadan bunu başarmamız da Beşiktaş kimliğine yakışmayacak bi başarı :) Grubu 2. olarak bitirmeyi garantilediğimizden ilk maç İstanbul'da olacak. Umarım gruplardaki kura şansımız yanımızda olur. Çek bi Letonya...

Haftasonu önce İnönü, Salı günü Akatlar, Çarşamba İzmir'e dönüş. Cuma günü büyük gün. 6 ay-12 ay, hava-kara-deniz, şehirler şehirler şehirler... Bakalım bizim kısmetimizde neler var... Çarşamba görüşmek üzere...

Askerlik vol. 5

En büyük işkenceye sebep olan işlem olduğundan sadece bunun için özel bi etiket bile açılır ya, neyse. Vol. 5'le devam edelim. Dün gece bi arkadaş sağolsun 11.30 gibi ismimizi yazdırmış. Sabah 6.30'da Narlıdere'deydik. 50'li gruplara ayrıldığımızda 4. gruba düştük. İsimler okundu, insanlar gruplarına yerleşip 50-50 ayrıldı ve elektronik eşyaları kapıya teslim edip içeri girdik. Bi kere ben hayatım boyunca bu kadar angarya işi bu kadar yavaş yapan bi kurum görmedim. Totalde 1,30 saat sürecek olan işlem 5-5,30 saat sürdü. 50'li grup halinde ilerle, 50'li grup halinde otur, 50'li grup halinde form doldur, 50'li grup halinde tekrar bekle, 50'li grup halinde bi önceki grubun işlemleri bitirmesini bekle, bekle, bekle, bekle... Daha sonra 25'i sözel, 25'i sayısal olmak üzere 50 soruluk sınav. Her iki bölümde de yapılan 17-18 soru. Daha sonra son evraklar ve formlar için tüm gün yine yaptığımız gibi bekleme... Ve en son olarak içeride açtığımız sarı zarfı, içindekileri alarak başka bi sarı zarfa yerleştirme ve 50'li grup halinde Narlıdere İstihkam Okulu ve Eğitim Merkezi'ni saat 12.20 civarı terketme... Sanırım son basamak gideceğim yeri öğrenmek kaldı... Hayırlısı...

1 Aralık 2010 Çarşamba

Askerlik vol. 4

4 Kasım'da 10,75'i cukka yapıp sarı zarfı teslim almamdan sonra artık basamaklar kısalıyor. Her ihtimale karşı tıraş olunup çocuksu surata bürünüldü, muhtemelen tüm gece Narlıdere İstihkam Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı'nın önünde olunacağından en azından ayakta tutması için 1,5-2 saatlik uyku çekildi. Ben derbi bileti için böyle bir sabahlama görmedim. Bakalım bizi neler bekliyor. Umarım olabilecek en kısa zamanda işlemler hallolur, sınavıma girer çıkar ve 10 Aralık 00.00'ı bekleyeme başlarım. Neşe Karaböcek'ten geliyor; Bitsin Artık Bu Çile...

Inked #10

#10

29 Kasım 2010 Pazartesi

Beşiktaş Forma Koleksiyonu

Uzun zamandır düşünce aşamasında olan Beşiktaş Forma Koleksiyonu blog'um Ömer'in de katkılarıyla açılmış bulunmakta. Fotoğraflar da eklenecektir. Elimde olmayan formalar için her türlü takas / para teklifine açığım. Blogla ilgili diğer Beşiktaşlı arkadaşları da bilgilendirirseniz sevinirim.

http://besiktasformakoleksiyonu.blogspot.com

28 Kasım 2010 Pazar

10-11 | Galatasaray - Beşiktaş

Takımların maç öncesi puan sıralamasındaki yeri, formsuz ve sakat oyuncuların çokluğu, yönetim bazındaki sorunlar vs. Bunların hiç birisinin öneminin olmadığı, Beşiktaş'ın yine Beşiktaş, Galatasaray'ın yine Galatasaray, derbinin yine derbi olduğu görüldü. Takımlar ne durumda olursa olsun derbilerde atmosfer farketmiyor.

Kadrolar maçın başlamasına 1 saat kala açıklandığında benim açımdan tek soru işareti İsmail Köybaşı'ydı. Geri kalan kadro mecburiyetten çıkan ve çıkabilecek, maksimumunu verebilecek bir kadroydu. Maçın başında, 8. dakikada futbol fakiri Ali Turan'ın tüm Beşiktaşlılar gibi benim de sıkça eleştirdiğim ve acilen takımdan gönderilmesini istediğim Holosko'yu düşürünce penaltı kazanıldı. Guti de yüzüne tutulan lazere rağmen riskli ve kötü sayılabilecek bir penaltı vuruşuna rağmen bizi 1-0 öne geçirdi. Erken gelen golden sonra Schuster'in Beşiktaş'ında daha önce çok az gördüğümüz kontrollü futbol öne çıktı. Bunda puan sıralamasındaki yer, deplasmandaki derbi, erkenden öne geçilmesi gibi faktörler etkili oldu. Diğer maçlara göre nispeten kapalı oynamamıza rağmen pozisyon verdik ama bunda da Cenk oldukça başarılıydı. İlk yarı sonunda soyunma odasına 1-0 önde gidildi.

İkinci yarıda yine kontrollü bir Beşiktaş, özellikle 55-70 arası oldukça etkili Galatasaray vardı ama bitirici oyuncu eksikliği ve şansımızın da yanımızda olmasıyla bu tehlikeli evre atlatıldı. Daha sonra rakibin oyundan düşmesine fırsat bilerek ayağa toplarla çıkılan atakların birinde Guti Hazretleri, takımın Holosko'dan sonra eleştirilen bir diğer ismi Nobre'nin kafasına adrese teslim orta yaptı. Nobre de hem skoru 2-0 a getirdi hem de Galatasaray'a karşı 7. golünü attı. 2-0'dan sonra son dakikada maçın alt'a gittiğini gören ve aldığımız istihbarata göre üst oynadığını öğrendiğimiz Cenk Gönen'in ikramıyla skor 2-1'e gelse de İbrahim Üzülmez'in sağ ayakla attığı golün 7. zafer yıl dönümünde tekrardan Ali Sami Yen'de galip geldik. Kapanışı yaptık, imzayı attık, mührü vurduk. Şimdi yıkabilirsiniz. Seyrantepe'de görüşmek üzere...

27 Kasım 2010 Cumartesi

Fransa'dan Gol Haberi mi Var?

1 hafta 10 gündür "Allah'ım inşallah kargoda kaybolmaz" dediğim forma sonunda elime ulaştı. Pek de eski olmayan bir forma olmasına rağmen benim için çok kritik bir forma. Bi önceki yazıda "Askerlik için kalan süre 19 gün, kalan forma 1. Bekliyoruz..." demiştim. Sonunda kavuştum. Böyle bi formayı Türkiye sınırları içinde bulamayıp Fransa'da bulmam ve Fransa'da oturan Sefa'nın yardımıyla ulaşmam, gelen formayla birlikte son 10 yılın Beşiktaş formalarını tamamlamam ayrı bi heyecan katıyor. Tekrar tekrar teşekkürler Sefa, sağolasın.

23 Kasım 2010 Salı

Çok Şükür

2006-2007 sezonunun nostalji formasını da koleksiyona katarak son 10 yıl için eksiği bire indirdim. Askerlik için kalan süre 19 gün, kalan forma 1. Bekliyoruz...

21 Kasım 2010 Pazar

10-11 | Beşiktaş - Konyaspor

Viyana'daki Rapid Wien karşılaşmasında şu fotoğrafı kullanıp gecenin kilit fotoğrafı demiştim;

Dün geceye dair değil de sezona dair kilit bir fotoğraf daha çıktı. Eşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir sözündeki altın kısmını sağlayan oyunculardan Guti cezalı, Quaresma da sakatlanınca Beşiktaş adına sezon iyice içinden çıkılmaz bir hâl aldı.

Artık şampiyonluğunda o'sunda bu'sunda değilim. 3 hafta sonra askere gidecekken ve haftaya derbi varken Quaresma'nın 4 hafta sahalardan uzak kalacak olması canımı sıktı. Devre arasında mutlaka bi operasyon olacaktır. Bu futbolcularda mı olur teknik kadroda mı olur onu şu devre arasına kadar oynanacak 3-4 maç gösterecek. Umarım Erhan'ı, Tabata'yı, Holosko'yu ve takımı mahveden fizyoterapisti içine alan bir önlem paketi uygulanır. Türk futbol tarihinde şu ana kadar hiç yapılmamış birşeyi yapalım. Eğer Schuster'le yola devam edilecekse seneye takıma katılacak oyuncularla devre arası anlaşılsın biz de önümüzü görelim. 2-2lik skor gibi puanlar da 2şer 2şer kaybediliyor...

15 Kasım 2010 Pazartesi

Akçay Sonrası

Gözüken amaç : Asker öncesi vedası ve bayramlaşma
İçsel amaç : Koleksiyona forma katmak üzere yol üstündeki outlet ziyaretleri ve Sutüven Şelalesi'nde fotoğraf çekme
Atlatılan tehlikeler : "Blog'a koyarım ben bunu yæ" amacıyla çıkılan gözetleme kulesinin tahtalarının çürümüş olması ve çıtırt çıtırt sesleri eşliğinde kuleden inmem, topu yakalamaya çalışırken dereye uçmama ramak kalması ve Nat Geo fotoğrafçılarını anlamama vesile olan, güzel bir açı yakalamak için çıktığım kayanın 2-3 insan boyunda olması
Kazanımlar : Daha önce gidip gördüğüm yerleri bu sefer fotoğraflama şansı, Ankara deplasmanından alınan 3 puan, askerlikle ilgili bolca iyi dilek ve bayramla karışık askerlik için harcırah...
Sonuç : Anne tarafından memleketim olan Akçay'ı, Kaz Dağları'nı, Sutüven Şelalesi'ni, Hasanboğuldu'yu imkanınız olursa ziyaret edin, pişman olmazsınız.

10-11 | Gençlerbirliği - Beşiktaş

Kısa süreli bi tatil olsa da hem akrabaları görmek hem de kafa dağıtmak amacıyla gidilen Akçay'da araya kıstırıp maçı da izleyebildim ilk 15-20 dakikası hariç. İlk yarıda hiç birşey oynamamışken gelen şans golüyle devreyi önde kapatınca ikinci yarı da da skor avantajıyla sahanın hakimi olduk. 65-70 gibi orta saha tamamen düşünce bas bas bağırdım ekran karşısında Necip, Necip diye. Girince tekrar oyunu rölantiye aldık. Quaresma etkili ve istekli, Guti durgun gününeydi. Kaptan Delinho ve Ersan'ı yine beğendim. Holosko'ya bakınca Tabata gözüme Maradona geliyor. Devre arası üçüne beşine bakılmadan yollar ayrılmalı. Hem Sivok geliyor 2. yarıya, kontenjan da açılmış olur bahaneyle. Bir başka can sıkan ayrıntı ise Bobo ve Nobre gibi iki adamın olmadığı Gençlerbirliği gibi nispeten zor bir deplasmanda Fatih Tekke'nin Schuster'le kavga ettiğinden kadroya alınmaması... Fatih'le de devre arası yollar ayrılacak gibi duruyor. Haftaya ne yapıp edip Konyaspor engelini de aşmak lazım. Daha sonra Galatasaray derbisi ligdeki kaderimizi birebir etkileyecek...

13 Kasım 2010 Cumartesi

Akçay

Askerliğin boyu kısalıp önümde 1 ay kalmışken, kafa dinlemek, Kaz Dağları'na çıkmak, kordonda dolaşmak, Hasanboğuldu'ya gitmek şık olacak. Bir hafta sonu için bile olsa... Pazartesi görüşmek üzere.

11 Kasım 2010 Perşembe

10-11 | Gaziantep Bld - Beşiktaş

Eskiden maç kaybedince vücut reaksiyon gösterirdi, yüzüm kızarırdı, ateş basardı falan. Şimdi kaybedince televizyonu kapatıp bilgisayar başına geçiyorum. Bağımlılık kötü birşey... 1-0

8 Kasım 2010 Pazartesi

10-11 | Beşiktaş - Kasımpaşa

Hocam herşey iyi güzel hoş. Alışma evresi dedik o dedik bu dedik. Sistemden zerre şikayetçi değilim. Beşiktaş, Beşiktaş gibi oynamalı. Bundan önceki 5 senelik periyoddaki gibi değil. Ama bu oynattığın adamlar senin Beşiktaş'a veda etmeni sağlayacak. Erhan Güven kimdir, Holosko ne iş yapar, Nihat'tan ne beklenmektedir? Herşeyi geçtim Necip'i kesmekteki amaç nedir, Aurelio Necip'i kesecek ne oynamıştır? Şu an için lig bitmiş durumda, seneye CL gelmezse de Quaresma, Guti kalibresinde adam getirebilir miyiz bilmiyorum. Guti zaten gelecek 34 yaşına da Quaresma'yı elimizde tutabilir miyiz o da meçhul. Gel sen şu Erhan, Holosko, Nihat, Tabata'yla yolları ayır. Yeni bi başlangıç yapalım. Seneye alınacak oyuncuların pazarlığını şimdiden yap ve en azından Avrupa'da Mart'ı görelim. Şimdilik başka isteyebileceğim birşey yok senden. Saygılarımla...

Allen Iverson İstanbul'da

2 yıl önce bu başlığı atsak cevap "aa Dream Team kadrosunda başka kimler var?" olurdu. Gerçekten hâla şaka gibi geliyor. İmza töreni yarın saat 19.00'da Akatlar'da...

5 Kasım 2010 Cuma

Porto - Beşiktaş

Porto'yla tarihimizdeki 4. karşılaşma. Diğerlerinden farklı olmayacağı belliydi. Öyle de oldu. Rüştü'nün önemli maçlar öncesi sakatlanma hastalığı nüksetti ve kaleyi artık nerede patlayacağı gayet belli olan Hakan Arıkan devraldı. İlk yarıda resmen sudan çıkmış balık gibiydik. Guti ve Ernst bile çok kötüydü, öyle desem takımın durumu anlaşılır. Çokça pozisyon verdik ama hepsinde şanslıydık. Ta ki top auta çıkmak üzereyken kalesini terkedip bir de adamı düşürüp penaltı yaptıran Hakan sayesinde geriye düşene kadar. Devreye 1-0 geride girdik.

İkinci yarıda soyunma odasında ne olduysa takım sahaya toparlanmış çıktı. Bunda belki de sahaya hiç birşey koymayan Tabata'nın bırakılması sebepti. 2. yarıda gerçekten yıllardır Beşiktaş'ın Avrupa maçlarında aleyhine olan şeylerin tersine döndüğü anlar oldu. Önce rakip 10 kişi kaldı, daha sonra Beşiktaş rakip sahaya yerleşti. Önce Holosko direği buldu, daha sonra gol atamazsa ölecek hastalığına yakalanan Nihat Real Sociedad günlerinden bir şutla maça dengeyi getirdi. İkiyi bulmamız işten bile değilken bu sene sefilleri oynayan İbrahim Toraman kırmızı kart görüp sayısal bakımdan üstünlüğü sona erdirdi. Bobo'nun orta sahadan vurup direkten dönen pozisyonu ve 9. hakemin önünde olan pozisyona Porto lehine penaltı vermemesi maçın iki taraf adına da dönüm noktalarıydı diyebiliriz. Takıma geldiğinden beri kısıtlı sürelerde şans bulan Ersan Gülüm son haftalardaki kusursuz oyununa bir yenisini daha ekledi. Oynadıkça daha da açılacak ama bugün topu çizgiden sakatlanma pahasına çıkarması belki de takımı bir üst tura taşıdı. Ersan'ın Beşiktaş forması giymesinde Serdal Adalı'nın çok büyük payı var. Kendisi koca bir teşekkürü hakediyor. Ersan'ın da aldığı paralar kuruşu kuruşuna helal olsun.

Hakemlere gelirsek; değil 5, 15 hakem de koysanız olmayınca olmuyor işte. Ben uzun zamandır Türkiye ligleri dahil bu kadar kötü maç yöneten bir hakem(ler) görmemiştim. Orta hakemi başka bi model, yan hakemi başka bi model, çizgi hakemleri ayrı bi model. Sayelerinde son 5 dakika geçmek bilmedi... Nispeten kötü bir oyunla böylesi zor bir deplasmandan 1 puanla dönmek sevindirici. Grubun diğer maçından gelen skor ise harika. Sofya deplasmanından cebimizden tur biletiyle, belki de liderlikle bile dönebiliriz. Olabilecek en iyi 2 senaryodan biri oldu. Zaten diğeri de bizim bu maçtan galip çıkıp, Viyana'dan aynı skorun çıkması olurdu. Buna da kesinlikle şükür. Artık bir üst turdayız diyebiliriz. Bu güzel gece için teşekkürler Ersan. Gel artık be Quaresma...

4 Kasım 2010 Perşembe

Resmen Asker (vol. 3)

Ekim ayı içindeki muayene koşuşturmasından sonra Kasım ayı içinde şubeye gelip sülüsleri (silüs diyenler de var) teslim almamız söylenmişti. Bugün gidip sarı zarfımı, sınava gireceğim kağıdı aldım. Bir de para verdiler. 10 lira 77 kuruş. Gerçi 10, 75 verdiler. Feda olsun TSK'ya :) Sanırım verdikleri para askerlik yapacağımız yer belli olduktan sonra o şehre trenle ulaşım sağlamak içinmiş. Ne kadar doğru bilemiyorum. Yazıdan da anlaşıldı üzere hiç birşey hakkında net bilgim yok. Tek bildiğim şey artık resmi olarak asker olduğum. 1-2-3 Aralık'ta gireceğim yedek subaylık sınavlarını bekliyorum... Episode 3'de başarıyla tamamlandı...

1 Kasım 2010 Pazartesi

Guti Hernández



Maç yazısında dipnot olarak belirttiğim Guti'nin harika taklidi...

31 Ekim 2010 Pazar

10-11 | Beşiktaş - Sivasspor

Aslında şu iki harika fotoğrafı paylaşıp başka hiç birşey yazmamak lazım, zira bugün takım oyunu adına sahada sıfırdık. Ordinaryus profesör Guti'nin harika pası, İbrahim Üzülmez'in ender görülen isabette ortası Bobo'nun hareketlenip golü atması. Daha sonra karambolde zor bir pozisyonda Necip'in şık golü. Bu iki golden sonra kalan 60-65 dakika koca bir sinir harbi şeklinde geçti. Üstüne Perşembe günü ağır zeminde 120 dk oynanan oyunun ağırlığı binince maç taraftar adına hiç çekilmez bir hâl aldı. İkinci yarıda üstünlüğü verdiğimiz dakikalarda Necip'in gençliğine verebileceğimiz hatası eklenince 67'de Sivasspor oyunu 2-1'e getirip iyiden iyiye içinden çıkılmaz hâle soktu. Belki de 90+4'te Cihan Yılmaz topu direğe nişanlamasa Schuster'in başı çok ağrıyacaktı. Allah'a şükür gol olmadı. Ligde 3 hafta aradan sonra puanla tanıştık. 4 hafta sonra 3 puan aldık. Hafta içinde Porto maçı var. Quaresma yetişemeyecek deniliyor. Zaten yetişebilecek durumda olsa bile riske edilmemesi taraftarıyım. İnönü'deki yenilgiden sonra rakibimiz Rapid Wien şekline girdi. Deplasmandan çıkarılacak 1 puan harika olur ama önemli olan sakatlık yaşamamamız...

dipnot: Guti'nin Souleymane Keita taklidi değme aktörlere taş çıkarır nitelikteydi. Guti'yi futbolu bıraktıktan sonra sinema endüstrisinde görebiliriz :)

30 Ekim 2010 Cumartesi

Allen Iverson Beşiktaş'ta

Kolay değil 80'lerin sonu 90'ların başında basketbol oynayıp tüm guard'lara ilham kaynağı olmak. Onu Akatlar'da görene kadar hâla şaka gibi gelecek. Ama resmi sitenin de dediği gibi; "Rüya Değil, Gerçek. Allen Iverson Beşiktaş'ta" Daha fazla uzatmaya, laf söz kalabalığı yapmaya gerek yok. Bu transferde en ufak da olsa kimin emeği geçtiyse Allah binlerce kez razı olsun...

29 Ekim 2010 Cuma

Gruplar Belli Oldu

Trabzonspor
BEŞİKTAŞ
Manisaspor
Gaziantep Bld.
Konya Şekerspor

3 maçlık yenilgi serimize sebep olan 2 takımla aynı grupta olmak sevindirici. Bir de kupada oynayalım bakalım Trabzonspor ve Manisaspor'la... Gruplara Gaziantep Belediye deplasmanında başlıyoruz. Hayırlara vesile olması dileğiyle...

29 Ekim

28 Ekim 2010 Perşembe

10-11 | Beşiktaş - Mersin İdman Yurdu

Öğlen yazdığım yazıda bugünkü kupa maçından başlamak üzere Cenk Gönen kaleye geçsin artık demiştim. Kadroda bile yoktu. Sanırım birilerinin tavuğuna kışt dedi. Başka bir açıklama gelmiyor aklıma. FM gibi maç oldu. Hani 70 şut çekip rakibin 1 şutta kaldığı ama maçın berabere bittiği maçlar. Yapımcılara sövdüğümüz maçlar... Holosko+Nihat+Tabata'nın iq'larını toplasan muhtemelen üç basamaklı sayıları göremezler. Fatih Tekke sevindirdi, oynadıkça daha iyi olacak. Guti'nin golden sonra "eaaahh 2. lig takımına 100 dakika gol atamadık, bi de buna mı sevineceğim" şeklindeki yüz ifadesi gecenin özetiydi. 100. dakikada gelen golden sonra zaten rakip dağıldı. Bobo da 2 gol daha atarak hem skoru 3-0'a getirdi hem de bu sezon kendisinin 10. golünü attı. Hilbert, Ersan, Onur sivrilen isimlerdi.

Devre arasına kadar anlaşılan kör topal gideceğiz. Nihat-Tabata-Holosko üçe beşe bakılmadan gönderilmeli, hızlı ve "zeki" bir forvet bir de yedek sol-sağ açık alınmalı. 2. devreden itibaren de seneye başarılı olacak takımın temelleri atılmalı. Yıllardır takım öyle bir çöplüğe dönmüş ki Guti ve Quaresma gibi iki yıldız Hilbert gibi gayet geçerli bir kanat adamı bile takımın belini doğrultamıyor. Daha kat etmemiz gereken çok yol var. Gözler şimdi yarın yapılacak kura çekiminde. Bucaspor veya Karşıyaka'yı çekerek İzmir'e gelseler ne şık olur...

Cenk Gönen ve Forması

Bilenler bilir nacizhane kendi çapımda bir Beşiktaş koleksiyonum var. Bu hobiye başlamadan önce dikkatimi çok çekmese de şu anlarda oldukça büyük bir engel var karşımda. Hemen hemen yerlerde sürünmekte olan Beşiktaş pazarlama departmanı yanlış bilmiyorsam 100. yıldan sonra kaleci formalarını hiç satışa sürmedi. Ve yine 101. yıldan itibaren de kırmızı forma özlemimiz sürüyor. Sezonun 2. yarsının başında çıkacak olan 4. forma federasyon kataloglarına göre gri renkte olacak. Bu da demektir ki kırmızı forma özlemi 7-8 yılı bulacak. Tüm bunlara rağmen Hakan Arıkan'ı işin içine pek katmak istemesem de kırmızı forma kaleci forması olarak çıktı ve şu anda mevcut Beşiktaşlılar içinde kaleye geçilmesi istenen Cenk Gönen'e de çok yakışmakta. Bugünkü kupa maçından itibaren kalede Cenk Gönen'i, Kartal Yuvaları'nda da kaleci formalarını görmek istiyoruz.

dipnot: Bu sezonki kaleci formalarına bir şekilde ulaşmamı sağlayabilecek biri varsa lütfen not bıraksın ve dilediği şeyi istesin...

25 Ekim 2010 Pazartesi

Kayserispor - Beşiktaş

Yetiş...

Allen Iverson



Siyah beyaz ne de yakışmış yiğidime. Gel ulan...

24 Ekim 2010 Pazar

Bunu Yapan Bunu da Yaptı

Bi alttaki yazıya istinaden Ömer bir fotoğraf paylaştı benimle. Blog'a koymadan geçmek olmazdı. İşte Türk basınının iki yüzlülüğü, karaktersizliği... Tekrardan teşekkürler Ömer.

23 Ekim 2010 Cumartesi

Jennifer Morrison

Dünya dışı güzellikler serisi vol. 11

Uzun bi aradan sonra devam...

22 Ekim 2010 Cuma

Şerefsizler

Yedikleri boklar bini aştı. Siz mi belirliyorsunuz ulan neyin ayıp olup neyin ayıp olmadığını? Bu ve türevi gazeteleri alıp okuyan Beşiktaşlı gözümde adam değildir.

21 Ekim 2010 Perşembe

Beşiktaş - Porto

Maç başlamadan maçın gideceği noktayı belli eden 2-3 kriter vardı. Kalede basiretsizin oynaması, 7 kişilik yedek kontenjanında toplam 4 oyuncuyu yerleştirebilmemiz ve bunlardan birinin kaleci, ikisinin defans oyuncusu bir diğerinin de daha A takımla maça çıkmamış A2 forveti olması, kadro sıkıntısından futbolcular da dahil kime sorsan beraberliğe hayır denmeyecek durumda olunması.

Kadroyla ters orantılı olarak maça oldukça iyi başladık. Bu kadar eksik olan bir kadroyla yakaladığımızı atmamız lazımdı, 2. dakikada 3 hücum oyuncumuz Nihat, Nobre, Bobo topu içeri ittiremedi. Dediğim gibi yere sağlam bastık, özellikle Allah nazardan korusun Hilbert'in sağ kanattan etkili bindirmeleriyle de hücumda etkili olduk. Bu sıralarda Nobre'nin oyun kurucu oynaması da maç hakkında iç burkan bir detaydı. Porto'nun etkili hücumu yokken artık klişeleşen bir şekilde basiretsizin boşa çıkması sonucu 1-0 geriye düştük. Bir 5 dakikalık bocalamadan sonra yine oyunun kontrolü bizdeydi. Belki de Porto'nun da izin verdiği, yapmak istediği buydu. 43. dakikada rakip son adamı Bobo'yu düşürünce 10 kişi kaldı.

İkinci devre yine baskılı başladık. Oyun 55'ten sonra kitlendi. Schuster'in ise hamle şansı yoktu eksiklerden dolayı. Tüm bunlar olurken defanstan atılan uzun top, zamanlama hatası yapan Zapotocny ve Hulk'ın golü herşeyin tuzu biberi oldu. Maçın tek kazanımı Ali Kuçik'in forma şansı bulması oldu sanıyorum. Cümbür cemaat farkı bire indirmeye çabalarken de araya atılan topta Hulk şık bir çalım ve net bir vuruşla Porto'yu farka taşıdı. Grubun diğer maçında Rapid Vien deplasmanda CSKA Sofia karşısında 2-0 öndeyken en azından bir beraberlik koparmamız iyi olacaktı ama olmadı. Rakip 88'de 9 kişi kaldı. 90+2'de Bobo Beşiktaş formasıyla Avrupa'daki gollerine devam etti. 3-0'lık skorla eksiye inen averajımızı 0'a çıkardı. Bu açıdan 90+2'de gelen gol önemli olabilir grupta. 2 sene önce Quaresma taraftarı mest etmiş Avrupa devlerinde dolaştıktan sonra tutunamayıp Beşiktaş'ın yolunu tutmuştu. Umuyorum Hulk da bu sene transferini yapar ve tutunamaz 2 sene sonunda da Beşiktaş'ımızın formasıyla O'nu izleriz. Bu takım tam kadroyla Porto'yu zorlayabilecek, en azından deplasmandan beraberlik koparabilecek bir izlenim verdi. Tabi ki basiretsizin kalede olmaması şartıyla. Rövanş maçında defansın iki kilit adamı kırmızı kart cezalısı olacak. Sağlıklı bir Guti'ye, Quaresma'ya hatta Fatih Tekke'ye bile ihtiyacımız olacaktır. Ne pahasına olursa olsun deplasmanda en azından beraberliği koparmak lazım. Son bir cümle de Schuster'e; basiretsizin "yapma hocam, ben kötü bir kaleciyim" demesi için daha ne kadar takımı yakması lazım? Cenk'e Rüştü'ye yazık değil mi?