15 Şubat 2010 Pazartesi

Sprite Slam Dunk Contest

Direk sonuç cümlesiyle giriş yapayım. Dominique Wilkins'in, Michael Jordan'ın, Jason Richardson'ın 2'şer kez kazandığı ödülü şu antipatik herifin 3. kez kazanmış olması aşırı derecede mide bulandırıcı. Herif de yüzsüz gibi ısrarla katılmaya devam ediyor. Seneye de muhtemelen katılacaktır.

Yiğidi öldür hakkını teslim et demişler. 3. şampiyonluğunda ilk kez bu sene hak ederek aldı ödülü. Birbirinden güzel 4 smaçla yürüdü gitti. Yarışmayı bayık hale getiren, normal sezonda 30-35 metre sıçrayıp bloklar koyan, panyanın üstündeki tozları alan Shannon Brown'un sanki karşısında savunma varmışçasına yaptığı basit smaçlar oldu. Keza Gerald Wallace da bitse de gitsek surat ifadesindeydi. Dümdüz smaçlar bastı ve yerine oturdu. Finale çıkan DeMar DeRozan da bu seneki yarışmanın en güzel smacını ilk turda heba edince final turuna basacak, seyircinin oylarını arkasına alacak smaçları vuramayınca Nate Robinson 2'si üst üste olmak üzere (diğeri 2006 - Houston) toplamda 3. şampiyonluğunu kazandı.

Foot Locker 3-Point Shootout

Yarışma öncesi favorimi Chaunsey Billups olarak belirlemiştim. İlk turda Eddy Curry 18, Paul Pierce ve Chaunsey Billups'da 17'şer puan alarak finale çıktılar. Diğer elenen üç isim olan Danilo Gallinari, Daequan Cook ve Channing Frye'da 15'er puan alarak yarışmaya ilk turda veda ettiler. Final turuna ilk başlayan isim Paul Pierce oldu ve iyi bir performans göstererek 20 puanla yarışmayı tamamladı. Bu puan diğer iki isim için de baskı yarattı. Her kaçan şut sonrası "bunu kaçırmamalıyım, birincilik gidiyor" diye ister istemez düşünüp baskı altına girmişlerdir. Pierce'ın ardından sahne alan Billups kabus gibi bir final turuyla 14 puanda kaldı, son olarak yarışan Eddy Curry de 17 puanda kalınca Paul Pierce ödülün sahibi oldu. Bu ödül aynı zamanda 1988 yılında Chicago'da düzenlenen All-Star hafta sonunda ödülü alan Larry Bird'ten sonra ilk defa Boston takımına geldi.

Taco Bell Skills Challange

Yarışmaya Deron Williams ve Steve Nash gibi iki ustanın yanında çaylak Brendon Jennings ve Bulls'un oyun kurucusu Derrick Rose katılacaktı. Rose son maçta kalçasının üstüne düşünce oyundan feragatını istedi ve yerine Russell Westbrook katıldı. Favoriler D. Williams ve Nash olsa da driblingi, bounce pas ve normal pası, ardından da şutu 17 saniye gibi harika bir zamanlamayla geçen Jennings heyecanlanıp son göğüs pasında 5. denemesinde başarınca elenmekten kurtulamadı. Finale kalan son 2 isim zaten oyun tarihinin rekorlarından ikisine sahip olan isimdi. Nash final turunu 29,9 saniyede tamamladı. Deron Williams bu zamanı geçecek gibi dururken Jennings'in de belalısı olan pasta takılınca Nash aldı ödülü gitti.

Haier Shooting Stars

6 şut ve 3 oyuncu üzerinden oluşan parkurda her takımda bir eski NBA oyuncusu, bir NBA oyuncusu ve bir WNBA oyuncusu oluyor. Kısa mesafeli şut, orta mesafeli şut, potanın karşısından 3'lük, sağ dipten 3'lük ve sol çaprazdan 3'lük sonrası, orta sahadan uzun mesafeli bir şut ile parkur tamamlanıyor. Los Angeles, Atlanta, Sacramento'nun arasından sıyrılan Texas karması (Houston, San Antonio, Dallas kombinasyonu) 34,3 saniye ile şampiyonluğu aldılar götürdüler.

H.O.R.S.E Game

Bi nevi bizdeki Eşşek oyunu gibi betimleyebilirim bu yarışmayı. 3 oyuncu katılıyor ve kaçırdıkları şut için bir harf alıyorlar. İlk şutu kaçıran H, iki şutu kaçıran H.O gibi... H.O.R.S.E olan eleniyor. Omri Casspi, Rajon Rondo ve Kevin Durant arasında geçen yarışmada ilk elenen Omri Casspi oldu. Casspi gittikten sonra H.O.R.S olan Rondo ve H.O.R olan Durant deli gibi bi 3'lük yarışına girdiler. Rondo kaçırsa elenecekti ama en az 6-7 tane üstüste sokup direndi. Ardından 3'lüğü kaçınca H.O.R olan Durant şampiyon oldu.

Teknosa Türkiye Kupası

Bu haftasonu Adana'da oynanacak 8li finallerde çeyrek final maçlarının kuraları çekildi. Buna göre;

Karşıyaka - Mersin BŞB
Banvit - Efes Pilsen
Fenerbahçe Ülker - Türk Telekom
Beşiktaş - Bornova Belediyesi

Beşiktaş bir Türkiye Kupası klasiği haline gelen Efes Pilsen'i çekmediği için şanslı diyebilirim. 22 yıldır içinde olduğum, semtim, Bornova'yla eşleşmek de güzel bir an benim için. Çok rahat olmasa da bir galibiyetle yarı finali göreceğimizi düşünüyorum. Karşıyaka - Mersin BŞB maçı koç Mete Babaoğlu için ilginç olacak. Zira 2 hafta önceye kadar Karşıyaka'nın altyapı koordinatörlüğünü yapıyordu. Şimdi Mersin'in başında. Fenerbaheçe, Türk Telekom'u zorlanmadan geçer diye düşünüyorum. Banvit - Efes Pilsen eşleşmesi de güzel bir eşleşme oldu. Rakocevic - Ergin Ataman kavgası sonrası bavulunu toplayan Rakocevic Fenerbahçe maçında ilk 5'te sahaya çıkmıştı bu haftasonu. Bu da demek oluyor ki bu yaşanan kavga sadece para cezasıyla geçiştirildi. Olan yine Nachbar'a, Sinan Güler'e oldu diyebiliriz...

13 Şubat 2010 Cumartesi

Gaziantepspor - Beşiktaş

Sezon başından beri ilk defa tam anlamıyla 4-4'lük bi kadroyla çıktığımız bir deplasman oldu. Sakatları cezalıları formsuzları falan çıkardığımızda çıkabilecek en ideal kadroydu ve o ideal kadro koca maç Holosko'nun kendi gitmek yerine Bobo'ya indirdiği pozisyon dışında pozisyon üretemedi. Tüm Beşiktaşlılar haftalarca İsmail, İsmail diye tabir-i caizse götünü yırttı. İsmail sağolsun adım atacak durumda değildi. Bindirme yapamadı, pas veremedi, şut çekemedi, İbrahim Üzülmez'den daha kötü orta yaptı. Varın gerisini siz düşünün. İkinci yarıda da yerini telefon kulübesinde çalım atma yetisinde sahip olan Yusuf'a bıraktı. Oyunsal bazda değişen birşey olmadığı gibi Gaziantep Demirörenspor 2. golü bulunca maçın kalan dakikaları işkence haline dönüştü. Defansif forvet Nobre'nin kaçırdığı 2 pozisyon var ki o pozisyonları gördükçe Bobo'ya sallayanlara ben daha fazla salladım. Bu adam Beşiktaş'ta dünya futbol tarihinde henüz belirlenmeyen bir mevkide oynuyor. Santrafor ama sürekli Fink'in, Ernst'in mevkisinde. Paşa çocuğu ordan top dağıtıyor kaval kemiği paslarıyla. Bu deplasmanda bitmiş Nihat'ı izlememek en azından iyi oldu ama Nobre, Nihat'ın açıklarını kapadı. Geçen hafta güzel bir oyunla alınan galibiyet ve rakiplerin tümünün puan kaybetmesi bu haftaki yenilgiyle nötrlenmiş oldu. Haftaya Ferrari muhtemelen sahada olur. Göbekten gol yiyeceğimizi sanmıyorum ama kanatlar son ses alarm vermeye devam ediyor. Maçın yıldızı da 2 gol yiyen ama uzaydan gelen toplarda bu kez başarılı olan Rüştü'ydü bence. Aman başkan, canım başkan, seneye 97 milyon euro'ya Julio Sezar'ı al bize başkan... Son söz de Nobre'ye; halı sahada adam eksik olsa çağırmam seni sütoğlan...



Ne zaman şampiyonluk diye bağırsak
Kursağımızda kalıyor

Söylesene bize hoca

Takım niye oynamıyor...

12 Şubat 2010 Cuma

Emilie de Ravin

Dünya dışı güzellikler serisi vol. 7



Igor Rakocevic İçin Yolun Sonu

Çok yaşa dediğim bir gün yaşamıyor. Son 3 senede 2 kez Euroleague sayı kralı olan Igor Rakocevic geldiğinde ben de çok sevinmiş ve hatta bir maçından sonra blog'a şöyle bir not düşmüştüm. Bu sene kurulan Türkiye liginin Dream team'iyle (Shumpert, Nachbar, Thornton, Santiago, Rakocevic, Smith, Popovic, Kasun gibi oyuncuların yanına Sinan, Kerem, Ermal, Kaya gibi oyuncular) en azından özlenen Final-four'un geleceğini düşünüyordum. Yapılan onca pahalı transfere onca yatırıma rağmen Efes bas bas bağırıyordu huzursuzum diye. Önce Nachbar Sloven basınına Ergin Ataman'ı şikayet etti, sonra Rakocevic basın önünde Ataman'ı eleştirdi. Kariyerinde en ufak bir terbiyesizliği olmayan Rakocevic dün sonuna Ergin Ataman'a da, kurduğu ya da daha doğrusu kuramadığı rotasyona isyan etti. Dün İsrail deplasmanında Maccabi Tel Aviv karşısında Efes Pilsen sadece 10 sayıyla yenilmekle kalmadı, ligimizden bir yıldız oyuncunun bir superstar'ın da son maçını izlememizi sağladı. Rakocevic kötü bir oyunla köşeye geldikten sonra Ergin Ataman Rakocevic'in yanına gidip tepki gösterdi. Ve sabır taşı çatladı. Aynı desibelde karşılık verdi Rakocevic ve ayağa kalkıp horoz dövüşünü andıran sahnelere imza attı bu ikili. O sırada Efes Pilsen yanlış hatırlamıyorsam 2-3 civarında öndeydi, o olaydan sonra benchteki oyuncular da, sahadaki oyuncular da demoralize oldu ve fark 10'a kadar çıktı gitti. Bugün basına açıklama yapan Ergin Ataman yönetime rapor verdiğini, zaten kadrolarında bir oyuncunun fazla olduğunu ve bundan sonra Rakocevic'in kadroda kendine çok zor yer bulacağını ama yine de son kararın yönetimde olduğunu söyledi. Bu demeç de işi resmiyete dökmese de sonucu açıkça belli ediyor. Rakocevic için yolun sonu demek. Şöyle bir adamı kullanamamak Ergin Ataman'ın olduğu kadar Efes Pilsen yönetiminin de bir suçu. Bu kadar yıldız oyuncu alıp bir hafta sen tribüne çık, bir hafta sen tribüne çık demekle hiçbir oyuncu kazanılamazdı. Ve kazanılamadı da zaten. İlk firar Rakocevic'den geldi. Santiago ya da Nachbar'dan da böyle bir hamle yakın zamanda bekliyorum. Efes Pilsen'in şu andaki durumu; Ferrari'ye sahip olup şöförlüğünü dolmuş şöförüne yaptırmaya benziyor. Engin Özerhun kafasını duvardan duvara vuruyordur. Zira Tuncay Özilhan da...

fotoğraf için : http://maliano.blogspot.com'a teşekkürler...

10 Şubat 2010 Çarşamba

Mc Donald's Ads.

Kim ne derse desin Mc. Donald's bu işi biliyor. 1993'teki Superbowl maçının devre arasında dönemin efsane basketbolcuları Larry Bird ve Michael Jordan'ı kullanarak harika bir reklam yapmışlardı. Bu sezon için LeBron James'in Mc. Donald's ile sponsorluk anlaşması imzaladığı basına yansıyınca herkes LeBron'un reklamdaki rolünü ve reklamın detaylarını merak ediyordu. Bu seneki Indianapolis Colts ve New Orleans Saints arasındaki Superbowl'un devre arasında reklamı yayınlayarak yine turnayı gözünden vurdular. Zira karşılaşmadan sonra açıklanan rakamlar sadece Amerika'da ekran başında 106,5 milyon kişinin maçı takip ettiğini söylüyordu. Adamlar ürünü pazarlamayı biliyor. Bakalım BK bu atağa nasıl bir cevap verecek..? İşte söz konusu reklamlar;




1993 - Larry Bird vs Michael Jordan



2010 - LeBron James vs Dwight Howard