10 Nisan 2010 Cumartesi

Yeter Ulan...

18 Aralık 2005'te İnönü'de oynanan Trabzonspor maçında Kazım Koyuncu anısına açılmıştı bu pankart. Bugün yine bir Trabzonspor maçı, arşivden bulup çıkardım. Hafızam beni yanılmıyorsa Beşiktaş'a gelmiş en kötü futbolculadan biri olan Adem Dursun'u Yattara sağ kanattan maymun etmiş ve en sonunda pes diyen Adem Dursun kendi kalesine golü atarak Trabzonspor'un maçı 1-0 kazanmasını sağlamıştı. Bugün Yattara yok ama en az O'nun kadar tehlikeli olabilecek bir Alanzinho var, bizde 5 sakat var, Fenerbahçe maçı öncesi kart sınırında bulunan Fink, İbrahim Toraman, Ferrari ve Ernst var... Haftaya Saraçoğlu'nda yapacağımız maça takibi sürdürerek gitmek istiyorsak mutlaka kazanmamız gereken bir maç. Sakatlar bel bükse de 1 gol atalım maçı alalım. Haftayı heyecanla bekleyelim.

Saldur saldur saldur saldur Karakartalum
Bu taraftar aşkuna...

9 Nisan 2010 Cuma

1 Yıl Daha...

Geçen sene Ertuğrul Sağlam'ın Metalist Kharkiv faciası sonrası 7. haftada göreve gelen Mustafa Denizli Beşiktaş'ı şampiyonluğa taşımıştı. Bugün yapılan açıklama ile birlikte kendisiyle 1 yıl daha sözleşme uzatıldığı açıklandı. Beşiktaşımıza hayırlı uğurlu olsun diyor, artık sahip olduğu genç takıntısından kendisini arındırmasını diliyoruz...

8 Nisan 2010 Perşembe

Şampiyonlar Ligi Yarı Finali

Şurada çeyrek final kuraları çekildikten sonra tahminlerimi yapıp, geriye dönüp bakarız demiştim. Bayern Munich'in, Manchester United'ın elemesi herkes için sürpriz olmuştur diye düşünüyorum. Onun dışında zaten sonu belli olan eşleşmelerdi. 3/4 gibi bi oran yakaladım. Bayern Munich-Olympique Lyon eşleşmesi finalin zayıf halkası olacak, diğer taraftan da Inter-Barcelona eşleşmesinin galibi geliyor. Çok büyük ihtimalle o turdan finali gören Madrid'de 2010'un finalini kupayla süsleyecek. Bana hâla Barcelona gibi geliyor, ama gönül Mourinho'dan, dolayısıyla Inter'den yana. Ne olursa olsun Star, Papatyam'ı yayınlamayıp bu eşleşmeyi yayınlarsa harika iki maç izleyeceğiz. Almanlar ya da Fransızlar da finalde rol oyuncusu olacaklar...

Bayern Munich-Barcelona

Barcelona...

Inked #3

Sanat kimin içindir?

7 Nisan 2010 Çarşamba

Paha Biçilemez...

SKY Sports UK'de dünkü Barcelona-Arsenal maçının devre arasında çıkan Mastercard reklamından bir kesit...



Bu da youtube'da denk geldiğim bir Mastercard reklamı. Daha önce Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmuş takımın taraftarlarının kullanıldığı bir videoda tahmin ediyorum ki Liverpool maçındaki tribün performanslarımızdan kesitler konulması ve bunun Şampiyonlar Ligi'nin ana sponsorlarından olan Master Card tarafından gerçekleştirilmesi, maç öncelerinde, devre aralarında milyonlara ulaşması gerçekten gurur verici.



Reklamın sonunda da dediği gibi; "Tarihe tanıklık etmek: Paha biçilemez..." Videolar için Ftw abiye teşekkürler...

6 Nisan 2010 Salı

Leonard Norman Cohen



Geç keşif, ama zararın neresinden dönersek kârdır...

3 Nisan 2010 Cumartesi

Tv'de Hafta Sonu

3 Nisan Cumartesi
13:00 CSKA Moskova-Zenit / Sporx TV
14:30 K.Erciyesspor-Adanaspor / D Spor
14:45 M.United-Chelsea / Spormax
16:00 Inter-Bologna & Cagliari-Milan / NTV Spor
17:00 Arsenal-Wolverhampton / Spormax
19:00 Bursaspor-Antalyaspor / Lig TV
21:00 Barcelona-A.Bilbao / NTV Spor
22:00 Palmeiras-Oeste / Spormax
22:00 Montpellier-Monaco / Kanal A

4 Nisan Pazar
14:30 Konyaspor-Hacettepe / D Spor
17:00 Birmingham-Liverpool / Spormax
18:00 Everton-West Ham / Spormax (DÖNÜŞÜMLÜ)
18:00 Marseille-Lens / Kanal A
18:30 Hamburg-Hannover / TRT 3
19:00 Fenerbahçe-Kayserispor / Lig TV
20:00 R.Santander-Real Madrid / NTV Spor
20:15 Burnley-Manchester City / Spormax
22:00 Auxerre-PSG / Kanal A
22.00 Itiano-Corinthians / Spormax

5 Nisan Pazartesi
20:00 Sivasspor-Galatasaray / Lig TV
20:00 Altay-Giresunspor / D Spor

Vize haftası sebebiyle takip edemeyeceğim bu haftaki maçları. Belki TSL'ye göz ucuyla bakarım. İyi haftasonları...

2 Nisan 2010 Cuma

Ankaragücü - Beşiktaş

Son 15 karşılaşmadan 14'ünü kazanıp 1 beraberlik aldığımız Ankaragücü karşısında hafta içi gelen şok sakatlık haberleri can sıkıcıydı. Tello, Ernst, Ferrari, Nihat, Nobre, Tabata... Takımın nasıl bir düzen içinde çıkacağı, kimlerin oynayacağını düşünmekten çok şu imkansız fikstürden nasıl şampiyonluk çıkaracağımızı hesaplamaya çalışıyordum. İlk 11'den 4 oyuncunun sakat olduğu maçta Mustafa Denizli'yi sezon başından beri nadir takdir ettiğim maçlardan birini oynadık. Takımı 433 oynatacağım diye kasmamış, 352 ye dönmüş, 100. yıldaki kadromuzda aynı görevi 7 yıl sonra tekrar İbrahim Üzülmez devralmış, Kaan Dobra'nın boşluğunu da 360 derece Ekrem'le doldurmaya çalıştık. Aslında sezon başından beri 433 oynayan bi takımın hafta içi yapılan idmanlarda bi anda 352'ye dönmesi takdir edilesi bir olay. Yine de futbolun kağıt üzerinde oynanmadığını bir kez daha gördük. Fink-Necip-Uğur üçlüsünden oluşan orta saha ofansif anlamda o kadar silik oynadı ki, Bobo ve Holosko defalarca orta sahaya gelip top çıkarmaya çalıştılar. Top gelen pozisyonlarda da gerek Ekrem'in gerekse İbrahim'in ofansif açıdan sınırlı oyuncular olması nedeniyle çoğalamadığımız için Bobo ve Holosko oyuncu değişiklikleri gelene kadar 4e 5e 2 hücum yapmak zorunda kaldı. Necip ve Fink çok sönüktü. Uğur geçen maçtan sonra bu maçta da biraz kıpırdandı ama hâla Beşiktaş orta sahasında oynayabilecek kalitede bi oyuncu değil.

İkinci yarıda Serdar Özkan, Yusuf değişiklikleri biraz topu tutmamızı sağladı ama 2. yarıda da Ankaragücü etkili olan taraf oldu. Yanlış hatırlamıyorsam 71. dakikada Türk futbol tarihinin Gökhan Zan'dan sonra en kötü defansı İbrahim Kaş Vassell'i biçti ama hakem korneri gösterdi. Burada Ankaragücü'nün hakkı yenmiş gibi dursa da ilk yarıda Jerome Rothen'e yan hakeme gözlük işareti yaptığı için net bi şekilde sarı kartı gösteren hakem aynı netliği 25. dakikada yine Rothen'in bu sefer kendisine yaptığı harekette gösteremedi. 25. dakikada 10 kişi kalan Ankaragücü önünde bu eksik kadroyla daha değişik bir maç çıkarabilirdik. Ne kırmızı çıktı, ne penaltı verildi. Maç da başladığı gibi 0-0 bitti. Şöyle bir fikstüre bakıyorum, Nihat-Ferrari ikilisinin 4 hafta, Tabata'nın 6 hafta, Ernst ve Tello'nun 2 hafta sakat olduğu kadroya bakıyorum biz geçen hafta İnönü'de Eskişehirspor karşılaşmasında elimize aldığımız şampiyonluk şansımızı Ankara'da Ankaragücü önünde bıraktığımızı söylüyorum. Bu sene Şampiyonlar Ligi'nin nasıl büyük bir pazar olduğunu tekrar yaşayarak öğrendik. 15 + milyon euro net bir para girdi kasamıza. Cumartesi, Pazar, Pazartesi rakiplerimizden çıkan sonuçlar nasıl olursa olsun şampiyonluk şansı Kaf Dağı'nın arkasında kalsa bile en azından 2.lik için mücadele etmeliyiz.

Türkiye 2010



Oldukça heyecan verici...

31 Mart 2010 Çarşamba

Knorr Çabuk Çorba

Noodle bulma ümidiyle gittiğim Tansaş'ta farklı bir tad daha keşfettim. Knorr çabuk çorba olayına 2 yeni tad eklenmiş. Bi tanesi peynirli ve makarnalı, diğeri domates, mozarella ve makarnalı. Ben peynir ve makarnalı olanını denedim. Yapılışını anlatmıyorum zira paketin arkasında "cooking soup for dummies" kıvamında bi açıklaması mevcut. Tadı çok çok güzeldi, bundan sonra favorim bile olabilir. Ki genelde Knorr'un çabuk çorbalarına mesafeli duran biriyimdir. Beni bile kararımdan döndürdü. Mozarella'lı olanı da denemek lazım. Bu arada Tansaş'ı bakkal mantığıyla yöneten ve her seferinde 5'er tane noodle getiren yönetici zihniyetine de koca bi oha diyorum... Afiyet olsun...