Yaşım yettiğince izlediğim en kötü Dünya Kupası İspanya'nın finalde Hollanda'yı 1-0 yenerek kupayı almasıyla son buldu. Vuvuzela olsun, Ömer Üründül olsun, İtalya, Fransa, Brezilya ve Arjantin'in hayal kırıklıkları olsun, maçların ve tribünlerin kalitesi olsun açık ara en bayık Dünya Kupası organizasyonuydu. Kupa İspanya'ya, en iyi genç oyuncu ödülü ve gol krallığı Alman Thomas Müller'e, altın top ödülü de Diego Forlan'a gitti...
12 Temmuz 2010 Pazartesi
2010 World Cup | Spain
Yaşım yettiğince izlediğim en kötü Dünya Kupası İspanya'nın finalde Hollanda'yı 1-0 yenerek kupayı almasıyla son buldu. Vuvuzela olsun, Ömer Üründül olsun, İtalya, Fransa, Brezilya ve Arjantin'in hayal kırıklıkları olsun, maçların ve tribünlerin kalitesi olsun açık ara en bayık Dünya Kupası organizasyonuydu. Kupa İspanya'ya, en iyi genç oyuncu ödülü ve gol krallığı Alman Thomas Müller'e, altın top ödülü de Diego Forlan'a gitti...
10 Temmuz 2010 Cumartesi
Yaz İçkisi :)
Blog yazmaya başladığımdan beri yazdığım en saçma başlık olabilir. Tarifi ben de bir internet sitesinde bulduğum için ve verilebilecek bir isim olmadığı için böyle bir başlık attım :) Şimdi efendim malum yaz sıcakları. En güzel giden içecekler buz gibi su, buz gibi limonata ve buz gibi birayla sınırlı. Kare as'ı bulduğum ve denediğim kokteyl tarifiyle tamamladığımı düşünüyorum.Malzemeler;
İki tatlı kaşığı nescafe
Fo ya da Eastnbull marka Pina Colada kokteyli
Muz likörü
Soğuk süt
Uzun bir bardağa nescafeyi koyup eritmek için az miktarda kaynar su koyup karıştırıyoruz. Kahve eridikten sonra 1-2 parmak kadar soğuk su koyuyoruz. Daha sonra Kipa, Tansaş tarzı yerlerden bulabileceğiniz pina colada kokteylinden 1 fincan ekliyoruz. Bardağın kalan kısmından 1 parmak kalacak kadar soğuk süt ve kalan kısmına da muz likörünü koyup karıştırıyoruz. 3-4 tane buz atıp servise hazır hale getiriyoruz. Afiyet olsun...
edit : Blog okuyucularından Serenat'la tartışırken şu anda aklımıza geldi, yazıya bi dipnot düşeyim dedim. Muz likörü yerine nane likörü alınıp üzerine taze nane yaprağı konup da gayet geçerli bi içecek elde edilebilir diye düşünüyoruz. Damak tadı sizin...
9 Temmuz 2010 Cuma
NBA Tarihinin Değiştiği An
Tüm NBA severler yıllardır 2010 yılını ve free-agent olacak oyuncuları bekliyorlardı. Bunlardan hiç kuşkusuzu yapacağı tahminle NBA'in tarihini değiştirebilecek kapasiteye sahip olan ama Cavs'deki kötü yapılanma ve kötü kadrolar sayesinde 7 yılda 2 kez MVP ve 6 kez All-Star olmasına rağmen şampiyonluk yüzüğü takamayan LeBron James olacaktı. TSİ ile Cuma sabahı 04.00'te ESPN'de başlayan programda James kararını yukarıdaki videodaki sözleriyle verdi. Miami Heat için işler, daha doğrusu Pat Riley ve koç Erik Spoelstra için işler bundan sonra çok daha zor olacak. Çünkü Dwayne Wade-Chris Bosh-LeBron James üçgeni üzerine inşa edilen takımın NBA finallerinde bile elenmesi olağanüstü bir başarısızlık sayılacaktır. Wade'in Bosh'ın, James'in topu ellerinde istemeleri de cabası. Bakalım hücumda top paylaşımı nasıl olacak Heat adına. Bu 3 isimle taşan salary cap sonrası hangi rol oyuncularını bu 3'lüye ekleyecekleri de önemli olacaktır. NBA'deki bu heyecan verici transferler, takaslar, Beşiktaş'taki olumlu gelişmeler, çıkacak harika oyunlar... Bunların tümü Aralık gibi yapılması gereken vatani görevi ertelenmesini sağlayabilir :)


8 Temmuz 2010 Perşembe
Earthlings
Kelime anlamı olarak "dünya üzerinde yaşayan tüm canlılar"ı kapsadığını söyleyebiliriz. Belgeselin anlatımını Gladiator'dan hatırlayacağımız Joaquin Phoenix yapıyor. Soframıza gelene kadar hayvanların çektiği acıları, petshop'lardaki hayvanların eziyetlerini, Hitler'in toplama kamplarından farkı olmayan ahırları, giyim standartlarımızın ve eğlence anlayışımızın hayvanlara etkilerini oldukça vurucu ve insanı kendi ırkından tiksindirici şekilde anlatıyorlar. Gerilim filmi adı altında vizyona giren filmlerin bi kısmında bu kadar gerildiğimi hatırlamıyorum. NŞA ilk 15 dakikada lanet olsun böyle işe deyip kapatılabilecek bi belgesel ama kasıp sonuna kadar izlemenizi öneriyorum. Aslında çok da anlatılabilecek, yazılıp çizilecek bi durum yok belgeselle ilgili. Yine bir klasik olarak IMDB linkini vereyim; http://www.imdb.com/title/tt0358456/ Keyifli seyirler malesef "The Cove"da olduğu gibi bunda da dileyemiyorum...3 Temmuz 2010 Cumartesi
1 Temmuz 2010 Perşembe
Roy Hodgson Liverpool'da
Geçen seneki Fulham efsanesinin yaratıcılarından 62 yaşındaki Roy Hodgson, Rafael Benitez'ten ayrılan koltuğa oturdu. Liverpool resmi sitesindeki açıklamaya göre anlaşma 3 yıllık olacak. Hodgson geçen sene Fulham'a UEFA'da final oynatmış ve ligdeki teknik direktörlerin oylarıyla yılın teknik direktörü seçilmişti. Bakalım bu güzel adamın KOP'la bütünleşmesi, maddi olarak zor durumdaki takımda oyuncu seçimleri, transferleri nasıl olacak...
29 Haziran 2010 Salı
The Cove
Sınav stresinden kurtulduktan sonra Dünya Kupası maçları başlayana kadar film, dizi maçlar başlayınca da televizyon karşısında hayatımın en kötü Dünya Kupası karşılaşmaları... Bu sıcak havalarda zaten öğle saatlerinde dışarı çıkmak işkenceyle eşdeğer... Final döneminde haberim oldu böyle bir belgeselden ve an itibariyle izlemiş bulunuyorum. Öncelikle şunu diyebilirim ki insanın kanını donduran, tüyler ürperten şeyler var. Midesi kaldırmayacak olanlar izlemesin diyeyim. Her yıl Eylül-Ekim aylarında denk geliyoruz "Japonya'da yunus katliamı", "Japonya'da balina katliamı" başlıklı haberlere. İşte bunu belgeleriyle ispatlamak ve insanoğlunun gözüne sokmak için çekilmiş bir belgesel olmuş. Belgeselde çocukluğumuzun belki de en eğlenerek izlediğimiz filmlerinden biri olan Flipper'ın eğitimcisi Ric O' Barry'nin önderliğinde bir grup aktivistin çabaları ve bu vahşeti ortaya çıkarma çalışmaları anlatılıyor. Japon hükümeti ve balıkçılar tarafından yapılan engellemeler ise cabası... İngilizce ve Japonca yayınlanan belgesel bu sene alanında Oscar'ı götürdü. Buna rağmen gözünü kapayan Japon hükümeti ise belgeseli vizyondan kaldırttı. Görüntülere dayanabilecekler izlesin, izleyemeyenler ise en azından bu vahşete engel olabilmek adına şu siteyi paylaşsın; "http://www.savejapandolphins.org/" IMDB notu 8.6 olan belgeselin notunu düşüren izleyiciler ise Japon olmalı. http://www.imdb.com/title/tt1313104/
Üniversite biter
Uzun zamandır blog'u güncelleyemeyişimin sebebi üniversite son sınıfın son finallerine girmiş olmam ve her Türk genci gibi yumurta kapıya gelince çalışmaya başlamamdı diyebilirim. 4. sınıfın 2. dönemine başlarken 1.93 olan ortalamam 2.00'nin altında olduğu için tüm dersleri versem bile mezun olamama tehlikesini doğurmuştu. Son dönem 3.21'lik ortalamayla 2.14 kümülatif ortalamayla Uluslararası Ticaret ve Finansman bölümünden mezun oldum, rahatladım. Bundan sonrası için "hayat asıl şimdi başlıyor" diyebilirim herhalde. Planlar dahilinde Aralık'ta TSK yolcusu olmak var, bakalım hayat bize neler gösterecek...
22 Haziran 2010 Salı
Roberto Hilbert
Beşiktaş'ımızın mevcut kadro içindeki 12. yabancısı oldu Roberto Hilbert. Almanya'daki gurbetçilerimizin büyük bir çoğunluğu Hilbert transferine Quaresma'dan daha çok sevinmiş durumdalar. Hatta Quaresma transferi açıklanınca Hilbert transferi yatacak diye üzülenler de vardı. Yeni panzerle yıllığı 1,350,000 euro'dan 3 yıllık anlaşma yapıldı. Hilbert kimdir, nedir, nerede oynar, ne iş yapar, kariyeri nasıldır, kişiliği nasıldır diyenler için Bundesliga'nın ustası diyebileceğim Borges'e yönlendireceğim sizi. Buyrun buradan... Hilbert hakkındaki detayları Borges'e paslayıp kolaya kaçtıktan sonra bugünkü basın toplantısındaki Serdal Adalı'nın can alıcı demecini paylaşmak istiyorum; "Bildiğiniz gibi kulübümüzün belli bir transfer bütçesi var. Sene başında 2 yıldız transferi sözü verirken bu transferleri sponsor yardımıyla yapacağımızı da söylemiştik. Ancak Quaresma transferi için herhangi bir sponsor desteği almadan direk kulübün parasıyla transferi tamamladık. Robinho ismi geçiyor. Robinho'yu kim istemez. Ancak Quaresma transferiyle transfer bütçemizi oldukça zorlamış durumdayız. Eğer bir sponsor bulabilirsek Robinho da olur, başkası da olur. Şu anda bir transfer söz konusu değil. Önümüzde 15 günlük kamp süreci var. Hocamızın raporu doğrultusunda eksiğimizi gediğimizi belirleyip ona göre tekrar transfer işlemlerini başlatabiliriz."Şimdi duyduklarımı söyleyeyim; Avea ile büyük bir meblağ karşılığında stad ismine sponsorluk verilmiş. Guti herşeyiyle tamamen bitmiş, Robinho ve Raul için de şartlar zorlanıyormuş. Ayrıca Guti transferinin açıklanmamasının sebebi de zaten 12 yabancımızın olduğu durumda diğer takımların ellerini güçlendirmemek adınaymış. Yani "aman nasılsa Beşiktaş bu oyuncuları elinden çıkarmak zorunda. 3e alacağımız bir oyuncuyu 1e bitirebiliriz" düşüncesinin önüne geçmek olduğunu söylüyorlar. Zapotocny ve Holosko Bursaspor yolunu tutacakmış, Tabata Eskişehirspor, Delgado yurtdışı, Tello ve Fink uygun bir fırsat gelmesi halinde satılacak yoksa kiralanacakmış, Nobre ücretinde indirim kabul etmezse elden çıkarılacakmış, Bobo da sözleşme yenilemeyi kabul etmezse o da elden çıkarılabilirmiş. Şimdilik benden bu kadar... Yazıyı yeni panzerimizin gördüğümde suradımda tebessüm oluşmasını sağlayan harika fotoğrafıyla noktalayayım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


