1 Aralık 2010 Çarşamba
29 Kasım 2010 Pazartesi
Beşiktaş Forma Koleksiyonu
Uzun zamandır düşünce aşamasında olan Beşiktaş Forma Koleksiyonu blog'um Ömer'in de katkılarıyla açılmış bulunmakta. Fotoğraflar da eklenecektir. Elimde olmayan formalar için her türlü takas / para teklifine açığım. Blogla ilgili diğer Beşiktaşlı arkadaşları da bilgilendirirseniz sevinirim.
http://besiktasformakoleksiyonu.blogspot.com
http://besiktasformakoleksiyonu.blogspot.com
28 Kasım 2010 Pazar
10-11 | Galatasaray - Beşiktaş
Takımların maç öncesi puan sıralamasındaki yeri, formsuz ve sakat oyuncuların çokluğu, yönetim bazındaki sorunlar vs. Bunların hiç birisinin öneminin olmadığı, Beşiktaş'ın yine Beşiktaş, Galatasaray'ın yine Galatasaray, derbinin yine derbi olduğu görüldü. Takımlar ne durumda olursa olsun derbilerde atmosfer farketmiyor.
Kadrolar maçın başlamasına 1 saat kala açıklandığında benim açımdan tek soru işareti İsmail Köybaşı'ydı. Geri kalan kadro mecburiyetten çıkan ve çıkabilecek, maksimumunu verebilecek bir kadroydu. Maçın başında, 8. dakikada futbol fakiri Ali Turan'ın tüm Beşiktaşlılar gibi benim de sıkça eleştirdiğim ve acilen takımdan gönderilmesini istediğim Holosko'yu düşürünce penaltı kazanıldı. Guti de yüzüne tutulan lazere rağmen riskli ve kötü sayılabilecek bir penaltı vuruşuna rağmen bizi 1-0 öne geçirdi. Erken gelen golden sonra Schuster'in Beşiktaş'ında daha önce çok az gördüğümüz kontrollü futbol öne çıktı. Bunda puan sıralamasındaki yer, deplasmandaki derbi, erkenden öne geçilmesi gibi faktörler etkili oldu. Diğer maçlara göre nispeten kapalı oynamamıza rağmen pozisyon verdik ama bunda da Cenk oldukça başarılıydı. İlk yarı sonunda soyunma odasına 1-0 önde gidildi.
İkinci yarıda yine kontrollü bir Beşiktaş, özellikle 55-70 arası oldukça etkili Galatasaray vardı ama bitirici oyuncu eksikliği ve şansımızın da yanımızda olmasıyla bu tehlikeli evre atlatıldı. Daha sonra rakibin oyundan düşmesine fırsat bilerek ayağa toplarla çıkılan atakların birinde Guti Hazretleri, takımın Holosko'dan sonra eleştirilen bir diğer ismi Nobre'nin kafasına adrese teslim orta yaptı. Nobre de hem skoru 2-0 a getirdi hem de Galatasaray'a karşı 7. golünü attı. 2-0'dan sonra son dakikada maçın alt'a gittiğini gören ve aldığımız istihbarata göre üst oynadığını öğrendiğimiz Cenk Gönen'in ikramıyla skor 2-1'e gelse de İbrahim Üzülmez'in sağ ayakla attığı golün 7. zafer yıl dönümünde tekrardan Ali Sami Yen'de galip geldik. Kapanışı yaptık, imzayı attık, mührü vurduk. Şimdi yıkabilirsiniz. Seyrantepe'de görüşmek üzere...
27 Kasım 2010 Cumartesi
Fransa'dan Gol Haberi mi Var?
1 hafta 10 gündür "Allah'ım inşallah kargoda kaybolmaz" dediğim forma sonunda elime ulaştı. Pek de eski olmayan bir forma olmasına rağmen benim için çok kritik bir forma. Bi önceki yazıda "Askerlik için kalan süre 19 gün, kalan forma 1. Bekliyoruz..." demiştim. Sonunda kavuştum. Böyle bi formayı Türkiye sınırları içinde bulamayıp Fransa'da bulmam ve Fransa'da oturan Sefa'nın yardımıyla ulaşmam, gelen formayla birlikte son 10 yılın Beşiktaş formalarını tamamlamam ayrı bi heyecan katıyor. Tekrar tekrar teşekkürler Sefa, sağolasın.
23 Kasım 2010 Salı
Çok Şükür
21 Kasım 2010 Pazar
10-11 | Beşiktaş - Konyaspor
Viyana'daki Rapid Wien karşılaşmasında şu fotoğrafı kullanıp gecenin kilit fotoğrafı demiştim;
Dün geceye dair değil de sezona dair kilit bir fotoğraf daha çıktı. Eşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir sözündeki altın kısmını sağlayan oyunculardan Guti cezalı, Quaresma da sakatlanınca Beşiktaş adına sezon iyice içinden çıkılmaz bir hâl aldı.
Artık şampiyonluğunda o'sunda bu'sunda değilim. 3 hafta sonra askere gidecekken ve haftaya derbi varken Quaresma'nın 4 hafta sahalardan uzak kalacak olması canımı sıktı. Devre arasında mutlaka bi operasyon olacaktır. Bu futbolcularda mı olur teknik kadroda mı olur onu şu devre arasına kadar oynanacak 3-4 maç gösterecek. Umarım Erhan'ı, Tabata'yı, Holosko'yu ve takımı mahveden fizyoterapisti içine alan bir önlem paketi uygulanır. Türk futbol tarihinde şu ana kadar hiç yapılmamış birşeyi yapalım. Eğer Schuster'le yola devam edilecekse seneye takıma katılacak oyuncularla devre arası anlaşılsın biz de önümüzü görelim. 2-2lik skor gibi puanlar da 2şer 2şer kaybediliyor...
Dün geceye dair değil de sezona dair kilit bir fotoğraf daha çıktı. Eşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir sözündeki altın kısmını sağlayan oyunculardan Guti cezalı, Quaresma da sakatlanınca Beşiktaş adına sezon iyice içinden çıkılmaz bir hâl aldı.
Artık şampiyonluğunda o'sunda bu'sunda değilim. 3 hafta sonra askere gidecekken ve haftaya derbi varken Quaresma'nın 4 hafta sahalardan uzak kalacak olması canımı sıktı. Devre arasında mutlaka bi operasyon olacaktır. Bu futbolcularda mı olur teknik kadroda mı olur onu şu devre arasına kadar oynanacak 3-4 maç gösterecek. Umarım Erhan'ı, Tabata'yı, Holosko'yu ve takımı mahveden fizyoterapisti içine alan bir önlem paketi uygulanır. Türk futbol tarihinde şu ana kadar hiç yapılmamış birşeyi yapalım. Eğer Schuster'le yola devam edilecekse seneye takıma katılacak oyuncularla devre arası anlaşılsın biz de önümüzü görelim. 2-2lik skor gibi puanlar da 2şer 2şer kaybediliyor...
15 Kasım 2010 Pazartesi
Akçay Sonrası
Gözüken amaç : Asker öncesi vedası ve bayramlaşma
İçsel amaç : Koleksiyona forma katmak üzere yol üstündeki outlet ziyaretleri ve Sutüven Şelalesi'nde fotoğraf çekme
Atlatılan tehlikeler : "Blog'a koyarım ben bunu yæ" amacıyla çıkılan gözetleme kulesinin tahtalarının çürümüş olması ve çıtırt çıtırt sesleri eşliğinde kuleden inmem, topu yakalamaya çalışırken dereye uçmama ramak kalması ve Nat Geo fotoğrafçılarını anlamama vesile olan, güzel bir açı yakalamak için çıktığım kayanın 2-3 insan boyunda olması
Kazanımlar : Daha önce gidip gördüğüm yerleri bu sefer fotoğraflama şansı, Ankara deplasmanından alınan 3 puan, askerlikle ilgili bolca iyi dilek ve bayramla karışık askerlik için harcırah...
Sonuç : Anne tarafından memleketim olan Akçay'ı, Kaz Dağları'nı, Sutüven Şelalesi'ni, Hasanboğuldu'yu imkanınız olursa ziyaret edin, pişman olmazsınız.


İçsel amaç : Koleksiyona forma katmak üzere yol üstündeki outlet ziyaretleri ve Sutüven Şelalesi'nde fotoğraf çekme
Atlatılan tehlikeler : "Blog'a koyarım ben bunu yæ" amacıyla çıkılan gözetleme kulesinin tahtalarının çürümüş olması ve çıtırt çıtırt sesleri eşliğinde kuleden inmem, topu yakalamaya çalışırken dereye uçmama ramak kalması ve Nat Geo fotoğrafçılarını anlamama vesile olan, güzel bir açı yakalamak için çıktığım kayanın 2-3 insan boyunda olması
Kazanımlar : Daha önce gidip gördüğüm yerleri bu sefer fotoğraflama şansı, Ankara deplasmanından alınan 3 puan, askerlikle ilgili bolca iyi dilek ve bayramla karışık askerlik için harcırah...
Sonuç : Anne tarafından memleketim olan Akçay'ı, Kaz Dağları'nı, Sutüven Şelalesi'ni, Hasanboğuldu'yu imkanınız olursa ziyaret edin, pişman olmazsınız.
10-11 | Gençlerbirliği - Beşiktaş
Kısa süreli bi tatil olsa da hem akrabaları görmek hem de kafa dağıtmak amacıyla gidilen Akçay'da araya kıstırıp maçı da izleyebildim ilk 15-20 dakikası hariç. İlk yarıda hiç birşey oynamamışken gelen şans golüyle devreyi önde kapatınca ikinci yarı da da skor avantajıyla sahanın hakimi olduk. 65-70 gibi orta saha tamamen düşünce bas bas bağırdım ekran karşısında Necip, Necip diye. Girince tekrar oyunu rölantiye aldık. Quaresma etkili ve istekli, Guti durgun gününeydi. Kaptan Delinho ve Ersan'ı yine beğendim. Holosko'ya bakınca Tabata gözüme Maradona geliyor. Devre arası üçüne beşine bakılmadan yollar ayrılmalı. Hem Sivok geliyor 2. yarıya, kontenjan da açılmış olur bahaneyle. Bir başka can sıkan ayrıntı ise Bobo ve Nobre gibi iki adamın olmadığı Gençlerbirliği gibi nispeten zor bir deplasmanda Fatih Tekke'nin Schuster'le kavga ettiğinden kadroya alınmaması... Fatih'le de devre arası yollar ayrılacak gibi duruyor. Haftaya ne yapıp edip Konyaspor engelini de aşmak lazım. Daha sonra Galatasaray derbisi ligdeki kaderimizi birebir etkileyecek...
13 Kasım 2010 Cumartesi
Akçay
11 Kasım 2010 Perşembe
10-11 | Gaziantep Bld - Beşiktaş
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


