27 Kasım 2010 Cumartesi

Fransa'dan Gol Haberi mi Var?

1 hafta 10 gündür "Allah'ım inşallah kargoda kaybolmaz" dediğim forma sonunda elime ulaştı. Pek de eski olmayan bir forma olmasına rağmen benim için çok kritik bir forma. Bi önceki yazıda "Askerlik için kalan süre 19 gün, kalan forma 1. Bekliyoruz..." demiştim. Sonunda kavuştum. Böyle bi formayı Türkiye sınırları içinde bulamayıp Fransa'da bulmam ve Fransa'da oturan Sefa'nın yardımıyla ulaşmam, gelen formayla birlikte son 10 yılın Beşiktaş formalarını tamamlamam ayrı bi heyecan katıyor. Tekrar tekrar teşekkürler Sefa, sağolasın.

23 Kasım 2010 Salı

Çok Şükür

2006-2007 sezonunun nostalji formasını da koleksiyona katarak son 10 yıl için eksiği bire indirdim. Askerlik için kalan süre 19 gün, kalan forma 1. Bekliyoruz...

21 Kasım 2010 Pazar

10-11 | Beşiktaş - Konyaspor

Viyana'daki Rapid Wien karşılaşmasında şu fotoğrafı kullanıp gecenin kilit fotoğrafı demiştim;

Dün geceye dair değil de sezona dair kilit bir fotoğraf daha çıktı. Eşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir sözündeki altın kısmını sağlayan oyunculardan Guti cezalı, Quaresma da sakatlanınca Beşiktaş adına sezon iyice içinden çıkılmaz bir hâl aldı.

Artık şampiyonluğunda o'sunda bu'sunda değilim. 3 hafta sonra askere gidecekken ve haftaya derbi varken Quaresma'nın 4 hafta sahalardan uzak kalacak olması canımı sıktı. Devre arasında mutlaka bi operasyon olacaktır. Bu futbolcularda mı olur teknik kadroda mı olur onu şu devre arasına kadar oynanacak 3-4 maç gösterecek. Umarım Erhan'ı, Tabata'yı, Holosko'yu ve takımı mahveden fizyoterapisti içine alan bir önlem paketi uygulanır. Türk futbol tarihinde şu ana kadar hiç yapılmamış birşeyi yapalım. Eğer Schuster'le yola devam edilecekse seneye takıma katılacak oyuncularla devre arası anlaşılsın biz de önümüzü görelim. 2-2lik skor gibi puanlar da 2şer 2şer kaybediliyor...

15 Kasım 2010 Pazartesi

Akçay Sonrası

Gözüken amaç : Asker öncesi vedası ve bayramlaşma
İçsel amaç : Koleksiyona forma katmak üzere yol üstündeki outlet ziyaretleri ve Sutüven Şelalesi'nde fotoğraf çekme
Atlatılan tehlikeler : "Blog'a koyarım ben bunu yæ" amacıyla çıkılan gözetleme kulesinin tahtalarının çürümüş olması ve çıtırt çıtırt sesleri eşliğinde kuleden inmem, topu yakalamaya çalışırken dereye uçmama ramak kalması ve Nat Geo fotoğrafçılarını anlamama vesile olan, güzel bir açı yakalamak için çıktığım kayanın 2-3 insan boyunda olması
Kazanımlar : Daha önce gidip gördüğüm yerleri bu sefer fotoğraflama şansı, Ankara deplasmanından alınan 3 puan, askerlikle ilgili bolca iyi dilek ve bayramla karışık askerlik için harcırah...
Sonuç : Anne tarafından memleketim olan Akçay'ı, Kaz Dağları'nı, Sutüven Şelalesi'ni, Hasanboğuldu'yu imkanınız olursa ziyaret edin, pişman olmazsınız.

10-11 | Gençlerbirliği - Beşiktaş

Kısa süreli bi tatil olsa da hem akrabaları görmek hem de kafa dağıtmak amacıyla gidilen Akçay'da araya kıstırıp maçı da izleyebildim ilk 15-20 dakikası hariç. İlk yarıda hiç birşey oynamamışken gelen şans golüyle devreyi önde kapatınca ikinci yarı da da skor avantajıyla sahanın hakimi olduk. 65-70 gibi orta saha tamamen düşünce bas bas bağırdım ekran karşısında Necip, Necip diye. Girince tekrar oyunu rölantiye aldık. Quaresma etkili ve istekli, Guti durgun gününeydi. Kaptan Delinho ve Ersan'ı yine beğendim. Holosko'ya bakınca Tabata gözüme Maradona geliyor. Devre arası üçüne beşine bakılmadan yollar ayrılmalı. Hem Sivok geliyor 2. yarıya, kontenjan da açılmış olur bahaneyle. Bir başka can sıkan ayrıntı ise Bobo ve Nobre gibi iki adamın olmadığı Gençlerbirliği gibi nispeten zor bir deplasmanda Fatih Tekke'nin Schuster'le kavga ettiğinden kadroya alınmaması... Fatih'le de devre arası yollar ayrılacak gibi duruyor. Haftaya ne yapıp edip Konyaspor engelini de aşmak lazım. Daha sonra Galatasaray derbisi ligdeki kaderimizi birebir etkileyecek...

13 Kasım 2010 Cumartesi

Akçay

Askerliğin boyu kısalıp önümde 1 ay kalmışken, kafa dinlemek, Kaz Dağları'na çıkmak, kordonda dolaşmak, Hasanboğuldu'ya gitmek şık olacak. Bir hafta sonu için bile olsa... Pazartesi görüşmek üzere.

11 Kasım 2010 Perşembe

10-11 | Gaziantep Bld - Beşiktaş

Eskiden maç kaybedince vücut reaksiyon gösterirdi, yüzüm kızarırdı, ateş basardı falan. Şimdi kaybedince televizyonu kapatıp bilgisayar başına geçiyorum. Bağımlılık kötü birşey... 1-0

8 Kasım 2010 Pazartesi

10-11 | Beşiktaş - Kasımpaşa

Hocam herşey iyi güzel hoş. Alışma evresi dedik o dedik bu dedik. Sistemden zerre şikayetçi değilim. Beşiktaş, Beşiktaş gibi oynamalı. Bundan önceki 5 senelik periyoddaki gibi değil. Ama bu oynattığın adamlar senin Beşiktaş'a veda etmeni sağlayacak. Erhan Güven kimdir, Holosko ne iş yapar, Nihat'tan ne beklenmektedir? Herşeyi geçtim Necip'i kesmekteki amaç nedir, Aurelio Necip'i kesecek ne oynamıştır? Şu an için lig bitmiş durumda, seneye CL gelmezse de Quaresma, Guti kalibresinde adam getirebilir miyiz bilmiyorum. Guti zaten gelecek 34 yaşına da Quaresma'yı elimizde tutabilir miyiz o da meçhul. Gel sen şu Erhan, Holosko, Nihat, Tabata'yla yolları ayır. Yeni bi başlangıç yapalım. Seneye alınacak oyuncuların pazarlığını şimdiden yap ve en azından Avrupa'da Mart'ı görelim. Şimdilik başka isteyebileceğim birşey yok senden. Saygılarımla...

Allen Iverson İstanbul'da

2 yıl önce bu başlığı atsak cevap "aa Dream Team kadrosunda başka kimler var?" olurdu. Gerçekten hâla şaka gibi geliyor. İmza töreni yarın saat 19.00'da Akatlar'da...

5 Kasım 2010 Cuma

Porto - Beşiktaş

Porto'yla tarihimizdeki 4. karşılaşma. Diğerlerinden farklı olmayacağı belliydi. Öyle de oldu. Rüştü'nün önemli maçlar öncesi sakatlanma hastalığı nüksetti ve kaleyi artık nerede patlayacağı gayet belli olan Hakan Arıkan devraldı. İlk yarıda resmen sudan çıkmış balık gibiydik. Guti ve Ernst bile çok kötüydü, öyle desem takımın durumu anlaşılır. Çokça pozisyon verdik ama hepsinde şanslıydık. Ta ki top auta çıkmak üzereyken kalesini terkedip bir de adamı düşürüp penaltı yaptıran Hakan sayesinde geriye düşene kadar. Devreye 1-0 geride girdik.

İkinci yarıda soyunma odasında ne olduysa takım sahaya toparlanmış çıktı. Bunda belki de sahaya hiç birşey koymayan Tabata'nın bırakılması sebepti. 2. yarıda gerçekten yıllardır Beşiktaş'ın Avrupa maçlarında aleyhine olan şeylerin tersine döndüğü anlar oldu. Önce rakip 10 kişi kaldı, daha sonra Beşiktaş rakip sahaya yerleşti. Önce Holosko direği buldu, daha sonra gol atamazsa ölecek hastalığına yakalanan Nihat Real Sociedad günlerinden bir şutla maça dengeyi getirdi. İkiyi bulmamız işten bile değilken bu sene sefilleri oynayan İbrahim Toraman kırmızı kart görüp sayısal bakımdan üstünlüğü sona erdirdi. Bobo'nun orta sahadan vurup direkten dönen pozisyonu ve 9. hakemin önünde olan pozisyona Porto lehine penaltı vermemesi maçın iki taraf adına da dönüm noktalarıydı diyebiliriz. Takıma geldiğinden beri kısıtlı sürelerde şans bulan Ersan Gülüm son haftalardaki kusursuz oyununa bir yenisini daha ekledi. Oynadıkça daha da açılacak ama bugün topu çizgiden sakatlanma pahasına çıkarması belki de takımı bir üst tura taşıdı. Ersan'ın Beşiktaş forması giymesinde Serdal Adalı'nın çok büyük payı var. Kendisi koca bir teşekkürü hakediyor. Ersan'ın da aldığı paralar kuruşu kuruşuna helal olsun.

Hakemlere gelirsek; değil 5, 15 hakem de koysanız olmayınca olmuyor işte. Ben uzun zamandır Türkiye ligleri dahil bu kadar kötü maç yöneten bir hakem(ler) görmemiştim. Orta hakemi başka bi model, yan hakemi başka bi model, çizgi hakemleri ayrı bi model. Sayelerinde son 5 dakika geçmek bilmedi... Nispeten kötü bir oyunla böylesi zor bir deplasmandan 1 puanla dönmek sevindirici. Grubun diğer maçından gelen skor ise harika. Sofya deplasmanından cebimizden tur biletiyle, belki de liderlikle bile dönebiliriz. Olabilecek en iyi 2 senaryodan biri oldu. Zaten diğeri de bizim bu maçtan galip çıkıp, Viyana'dan aynı skorun çıkması olurdu. Buna da kesinlikle şükür. Artık bir üst turdayız diyebiliriz. Bu güzel gece için teşekkürler Ersan. Gel artık be Quaresma...