Star'ın dünkü CL maçlarından hiçbirini yayınlamamanın rezilliği sonucunda okuyucularıma bir güzellik yapayım dedim. Perşembe günkü Fenerbahçe maçı Star tarafından yayınlanırken, Galatasaray maçı D-Smart bünyesinde şifreli bir kanal olan Eurofutbol kanalından yayınlanacak. Galatasaray maçını izlemek isteyip de izleyemeyenler, evinde D-Smart'ı veya uydusu olmak şartıyla kanal ekleme kısmından "10968 - Yatay (H) - 11200 - FEC 5/6" frekanslarını girerlerse kardeş ülke Azerbaycan'ın İçtimai TV'sinden maçı rahatlıkla izleyebilirler. Star'ın dünkü iki harika maçı da D-Smart bünyesinden yayınlamasının hiçbir mantıklı tarafı yok. Ne sanıyorlar, Milan-Manchester United maçını izlemek için insanların D-Smart alacaklarını falan mı? Bizim de aldığımız güne nalet olsun diyorum. Bir platform kendini bu kadar küçültmemeli. Hem de daha 1 ay önce ezeli rakibi tarafından haşat edildikten sonra... Neyse, iyi seyirler...
17 Şubat 2010 Çarşamba
D-Smart ve Star TV
Star'ın dünkü CL maçlarından hiçbirini yayınlamamanın rezilliği sonucunda okuyucularıma bir güzellik yapayım dedim. Perşembe günkü Fenerbahçe maçı Star tarafından yayınlanırken, Galatasaray maçı D-Smart bünyesinde şifreli bir kanal olan Eurofutbol kanalından yayınlanacak. Galatasaray maçını izlemek isteyip de izleyemeyenler, evinde D-Smart'ı veya uydusu olmak şartıyla kanal ekleme kısmından "10968 - Yatay (H) - 11200 - FEC 5/6" frekanslarını girerlerse kardeş ülke Azerbaycan'ın İçtimai TV'sinden maçı rahatlıkla izleyebilirler. Star'ın dünkü iki harika maçı da D-Smart bünyesinden yayınlamasının hiçbir mantıklı tarafı yok. Ne sanıyorlar, Milan-Manchester United maçını izlemek için insanların D-Smart alacaklarını falan mı? Bizim de aldığımız güne nalet olsun diyorum. Bir platform kendini bu kadar küçültmemeli. Hem de daha 1 ay önce ezeli rakibi tarafından haşat edildikten sonra... Neyse, iyi seyirler...
Guus Hiddink'le Anlaşıldı
Haftalardır dedikodusu dönüp duruyordu ve daha resmi açıklama yapılmadan BBC, Sky Sport işin çoktan bitirildiğini duyurmuştu. Sonunda resmi açıklama da geldi. 2+2 yıllık olmak üzere mucizelerin yaratıcısı Guus Hiddink milli takımın başında. Anlaşma Guus Hiddink'in Rusya ile anlaşması sürmesinden dolayı 1 Ağustos 2010 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek. Hiddink'in yardımcılıklarını özellikle istediği Oğuz Çetin ve kaleci antrenörlüğünü Engin İpekoğlu yapacak. Hiddink bir de ismi daha sonra açıklanacak bir Hollandalı antrenör getirecek. Oğuz Çetin'in milli takıma birşey vereceğini düşünmüyorum. Fatih Terim zamanında yutan eleman modunda olan Oğuz Çetin'in defteri o zaman dürülmeliydi bana kalırsa. Yine de isteyen Hiddink olunca durup bir düşünmek gerekiyor. Öncelikli hedef ne olursa olsun önümüzdeki 2012 Avrupa Şampiyonası'na katılmak olmalı. Zaten olmazsa Hiddink'in arkasında o baskıdan sonra kimsenin durabileceğini sanmıyorum. Umarım ülke futbolumuz için hayırlı bir anlaşma olmuştur. Tekrardan Türkiye'ye hoşgeldin Hiddink...
16 Şubat 2010 Salı
Şampiyonlar Ligi Finali
Bugün başlayacak Şampiyonlar Ligi 2. tur maçları öncesi bu sene Santiago Bernabeu'da oynanacak finalin logosu... Kuralar çekildiğinde kısa bir analiz şurada yapmıştım. Bugün Star çok ilginç bir şekilde hiç bir maçı yayınlamıyor. Futbol Smart 40. kanalda Milan-Manchester Utd., Eurofutbol 42. kanalda Olympique Lyon-Real Madrid maçları var. Yarın da Star Porto-Arsenal maçını veriyor.
15 Şubat 2010 Pazartesi
All-Star Game
Olağan üstü bir salonda (stadda mı demeliydim?) oynanan All-Star maçını 108,713 kişi izledi. En fazla seyirciyle izlenen basket maçı kategorisinde de muhtemelen bir daha kırılmamak üzere Guinness rekorlar kitabına girdi bu karşılaşma. Maç öncesi Shaq'ın kadroda olmayışı hayal kırıklığına uğrattı ben de dahil olmak üzere çoğu basket severi. Bir de üstüne Kobe Bryant, Brandon Roy gibi isimler sakatlık dolayısıyla kadrodan çıkınca maçın iyice yavan olacağını düşünüyordum. Öncelikle maçı izlemeyeyim, ertesi gün bluray'ini indirip izlerim diye düşünmüştüm. Sonra senede 1 kez olan olayı kaçırmak olmaz diye düşünüp televizyon karşısında yerimi aldım.
Shaq'ın yokluğunu, onun sempatikliğini bundan sonraki yıllarda sevimli dev Dwight Howard sırtlayacak gibi gözüküyor. Maçın en akılda kalan 6-7 pozisyonunun 3ünde 4ünde onun imzası vardı. Önce üçlüğü salladı, sonra bir pozisyonda aldığı ribaunddan sonra Amerikalıların "coast-to-coast" diye tabir ettiği tüm sahayı katederek vurduğu smaçla 108,713 kişiyi ayağa kaldırdı. Zor bir pozisyonda topu imkansızdan alıp alley-oop'la çembere soktu. 2. çeyrekte Deron Williams kelimenin tek anlamıyla oyunu domine etti. 3. çeyrekte sazı tekrar Howard aldı. Son çeyrek her all-star maçında olduğu gibi şovun bittiği, maçın sertleştiği anlara sahne oldu. Bir kaç pozisyonda Zach Randolph gereksiz fauller yaptı. Onun da ilk All-Star maçı heyecanına vermek gerek. Son periyoda kadar MVP adaylığında doğuda öne çıkan iki isim Dwayne Wade ve LeBron James harika smaçlar, müthiş alley-oop'larla maça heyecan getirdi. Doğuda son periyoda damgasını vuran bir diğer isim de her ne kadar kanım ısınamasa da bu seneki oyunuyla büyük bir alkışı hakeden Chris Bosh oldu. Ama maçın son topa kalmasında, heyecanın son ana kadar devam etmesinde, batıyı sürükleyen isim son periyodda harika bir yüzdeyle oynayan ve bir gün önce 3'lük yarışmasında Paul Pierce'a geçilmesinin acısını çıkaran Chaunsey Billups oldu. Son saniyelerde önce Billups, Bosh'a daha sonra Howard Nowitzki'ye faul yaptı. Serbest atışlar kaçmadı. Son topta batının tek MVP adayı Carmelo Anthony üçlüğü kaçırınca doğu geçen senenin rövanşını alıp maçı 141-139 kazandı.
Maçın MVP'si 28 sayı (12/16), 11 asist, 6 ribaund, 5 top çalmayla Dwayne Wade oldu. Doğuda diper öne çıkan isimler 25 sayı (10/22), 5 ribaund, 6 asist, 4 top çalmayla LeBron James, 23 sayı (9/16), 10 ribaund ile Chris Bosh ve 17 sayı (7/10), 5 ribaund, 3 blok ile Dwight Howard oldu. Batıda ise 27 sayı (13/22), 10 ribaund 2 asist ile Carmelo Anthony, 5-8 üçlükle oyunun ortaya gelmesini sağlayan oyunuyla 17 sayı 5 asist yapan Chaunsey Billups, evinde seyircisinin önünde 22 sayı (8/15), 4 ribaund, 2 asist, 1 top çalmayla oynayan Dirk Nowitzki, 2. çeyrekte sazı eline alıp oyunu domine eden 14 sayı (6/11), 6 asist, 3 ribaund, 4 top çalmayla Deron Williams oldu. Genel olarak eski All-Star'ları aratan bir karşılaşma olsa da o devasa salon ve insanlık dışı olan dev ekran için değerdi. Tebrikler böyle bir organizasyon için Mark Cuban ve Jerry Jones'a gitsin. Şimdi tekrar normal sezon maçlarını takibe devam. Basketbol güzel bi spor...
Sprite Slam Dunk Contest
Direk sonuç cümlesiyle giriş yapayım. Dominique Wilkins'in, Michael Jordan'ın, Jason Richardson'ın 2'şer kez kazandığı ödülü şu antipatik herifin 3. kez kazanmış olması aşırı derecede mide bulandırıcı. Herif de yüzsüz gibi ısrarla katılmaya devam ediyor. Seneye de muhtemelen katılacaktır.
Yiğidi öldür hakkını teslim et demişler. 3. şampiyonluğunda ilk kez bu sene hak ederek aldı ödülü. Birbirinden güzel 4 smaçla yürüdü gitti. Yarışmayı bayık hale getiren, normal sezonda 30-35 metre sıçrayıp bloklar koyan, panyanın üstündeki tozları alan Shannon Brown'un sanki karşısında savunma varmışçasına yaptığı basit smaçlar oldu. Keza Gerald Wallace da bitse de gitsek surat ifadesindeydi. Dümdüz smaçlar bastı ve yerine oturdu. Finale çıkan DeMar DeRozan da bu seneki yarışmanın en güzel smacını ilk turda heba edince final turuna basacak, seyircinin oylarını arkasına alacak smaçları vuramayınca Nate Robinson 2'si üst üste olmak üzere (diğeri 2006 - Houston) toplamda 3. şampiyonluğunu kazandı.
Foot Locker 3-Point Shootout
Yarışma öncesi favorimi Chaunsey Billups olarak belirlemiştim. İlk turda Eddy Curry 18, Paul Pierce ve Chaunsey Billups'da 17'şer puan alarak finale çıktılar. Diğer elenen üç isim olan Danilo Gallinari, Daequan Cook ve Channing Frye'da 15'er puan alarak yarışmaya ilk turda veda ettiler. Final turuna ilk başlayan isim Paul Pierce oldu ve iyi bir performans göstererek 20 puanla yarışmayı tamamladı. Bu puan diğer iki isim için de baskı yarattı. Her kaçan şut sonrası "bunu kaçırmamalıyım, birincilik gidiyor" diye ister istemez düşünüp baskı altına girmişlerdir. Pierce'ın ardından sahne alan Billups kabus gibi bir final turuyla 14 puanda kaldı, son olarak yarışan Eddy Curry de 17 puanda kalınca Paul Pierce ödülün sahibi oldu. Bu ödül aynı zamanda 1988 yılında Chicago'da düzenlenen All-Star hafta sonunda ödülü alan Larry Bird'ten sonra ilk defa Boston takımına geldi.
Taco Bell Skills Challange
Yarışmaya Deron Williams ve Steve Nash gibi iki ustanın yanında çaylak Brendon Jennings ve Bulls'un oyun kurucusu Derrick Rose katılacaktı. Rose son maçta kalçasının üstüne düşünce oyundan feragatını istedi ve yerine Russell Westbrook katıldı. Favoriler D. Williams ve Nash olsa da driblingi, bounce pas ve normal pası, ardından da şutu 17 saniye gibi harika bir zamanlamayla geçen Jennings heyecanlanıp son göğüs pasında 5. denemesinde başarınca elenmekten kurtulamadı. Finale kalan son 2 isim zaten oyun tarihinin rekorlarından ikisine sahip olan isimdi. Nash final turunu 29,9 saniyede tamamladı. Deron Williams bu zamanı geçecek gibi dururken Jennings'in de belalısı olan pasta takılınca Nash aldı ödülü gitti.
Haier Shooting Stars
6 şut ve 3 oyuncu üzerinden oluşan parkurda her takımda bir eski NBA oyuncusu, bir NBA oyuncusu ve bir WNBA oyuncusu oluyor. Kısa mesafeli şut, orta mesafeli şut, potanın karşısından 3'lük, sağ dipten 3'lük ve sol çaprazdan 3'lük sonrası, orta sahadan uzun mesafeli bir şut ile parkur tamamlanıyor. Los Angeles, Atlanta, Sacramento'nun arasından sıyrılan Texas karması (Houston, San Antonio, Dallas kombinasyonu) 34,3 saniye ile şampiyonluğu aldılar götürdüler.
H.O.R.S.E Game
Bi nevi bizdeki Eşşek oyunu gibi betimleyebilirim bu yarışmayı. 3 oyuncu katılıyor ve kaçırdıkları şut için bir harf alıyorlar. İlk şutu kaçıran H, iki şutu kaçıran H.O gibi... H.O.R.S.E olan eleniyor. Omri Casspi, Rajon Rondo ve Kevin Durant arasında geçen yarışmada ilk elenen Omri Casspi oldu. Casspi gittikten sonra H.O.R.S olan Rondo ve H.O.R olan Durant deli gibi bi 3'lük yarışına girdiler. Rondo kaçırsa elenecekti ama en az 6-7 tane üstüste sokup direndi. Ardından 3'lüğü kaçınca H.O.R olan Durant şampiyon oldu.
Teknosa Türkiye Kupası
Bu haftasonu Adana'da oynanacak 8li finallerde çeyrek final maçlarının kuraları çekildi. Buna göre;Karşıyaka - Mersin BŞB
Banvit - Efes Pilsen
Fenerbahçe Ülker - Türk Telekom
Beşiktaş - Bornova Belediyesi
Beşiktaş bir Türkiye Kupası klasiği haline gelen Efes Pilsen'i çekmediği için şanslı diyebilirim. 22 yıldır içinde olduğum, semtim, Bornova'yla eşleşmek de güzel bir an benim için. Çok rahat olmasa da bir galibiyetle yarı finali göreceğimizi düşünüyorum. Karşıyaka - Mersin BŞB maçı koç Mete Babaoğlu için ilginç olacak. Zira 2 hafta önceye kadar Karşıyaka'nın altyapı koordinatörlüğünü yapıyordu. Şimdi Mersin'in başında. Fenerbaheçe, Türk Telekom'u zorlanmadan geçer diye düşünüyorum. Banvit - Efes Pilsen eşleşmesi de güzel bir eşleşme oldu. Rakocevic - Ergin Ataman kavgası sonrası bavulunu toplayan Rakocevic Fenerbahçe maçında ilk 5'te sahaya çıkmıştı bu haftasonu. Bu da demek oluyor ki bu yaşanan kavga sadece para cezasıyla geçiştirildi. Olan yine Nachbar'a, Sinan Güler'e oldu diyebiliriz...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)