24 Ekim 2010 Pazar
Bunu Yapan Bunu da Yaptı
Bi alttaki yazıya istinaden Ömer bir fotoğraf paylaştı benimle. Blog'a koymadan geçmek olmazdı. İşte Türk basınının iki yüzlülüğü, karaktersizliği... Tekrardan teşekkürler Ömer.
23 Ekim 2010 Cumartesi
22 Ekim 2010 Cuma
21 Ekim 2010 Perşembe
Beşiktaş - Porto
Maç başlamadan maçın gideceği noktayı belli eden 2-3 kriter vardı. Kalede basiretsizin oynaması, 7 kişilik yedek kontenjanında toplam 4 oyuncuyu yerleştirebilmemiz ve bunlardan birinin kaleci, ikisinin defans oyuncusu bir diğerinin de daha A takımla maça çıkmamış A2 forveti olması, kadro sıkıntısından futbolcular da dahil kime sorsan beraberliğe hayır denmeyecek durumda olunması.
Kadroyla ters orantılı olarak maça oldukça iyi başladık. Bu kadar eksik olan bir kadroyla yakaladığımızı atmamız lazımdı, 2. dakikada 3 hücum oyuncumuz Nihat, Nobre, Bobo topu içeri ittiremedi. Dediğim gibi yere sağlam bastık, özellikle Allah nazardan korusun Hilbert'in sağ kanattan etkili bindirmeleriyle de hücumda etkili olduk. Bu sıralarda Nobre'nin oyun kurucu oynaması da maç hakkında iç burkan bir detaydı. Porto'nun etkili hücumu yokken artık klişeleşen bir şekilde basiretsizin boşa çıkması sonucu 1-0 geriye düştük. Bir 5 dakikalık bocalamadan sonra yine oyunun kontrolü bizdeydi. Belki de Porto'nun da izin verdiği, yapmak istediği buydu. 43. dakikada rakip son adamı Bobo'yu düşürünce 10 kişi kaldı.
İkinci devre yine baskılı başladık. Oyun 55'ten sonra kitlendi. Schuster'in ise hamle şansı yoktu eksiklerden dolayı. Tüm bunlar olurken defanstan atılan uzun top, zamanlama hatası yapan Zapotocny ve Hulk'ın golü herşeyin tuzu biberi oldu. Maçın tek kazanımı Ali Kuçik'in forma şansı bulması oldu sanıyorum. Cümbür cemaat farkı bire indirmeye çabalarken de araya atılan topta Hulk şık bir çalım ve net bir vuruşla Porto'yu farka taşıdı. Grubun diğer maçında Rapid Vien deplasmanda CSKA Sofia karşısında 2-0 öndeyken en azından bir beraberlik koparmamız iyi olacaktı ama olmadı. Rakip 88'de 9 kişi kaldı. 90+2'de Bobo Beşiktaş formasıyla Avrupa'daki gollerine devam etti. 3-0'lık skorla eksiye inen averajımızı 0'a çıkardı. Bu açıdan 90+2'de gelen gol önemli olabilir grupta. 2 sene önce Quaresma taraftarı mest etmiş Avrupa devlerinde dolaştıktan sonra tutunamayıp Beşiktaş'ın yolunu tutmuştu. Umuyorum Hulk da bu sene transferini yapar ve tutunamaz 2 sene sonunda da Beşiktaş'ımızın formasıyla O'nu izleriz. Bu takım tam kadroyla Porto'yu zorlayabilecek, en azından deplasmandan beraberlik koparabilecek bir izlenim verdi. Tabi ki basiretsizin kalede olmaması şartıyla. Rövanş maçında defansın iki kilit adamı kırmızı kart cezalısı olacak. Sağlıklı bir Guti'ye, Quaresma'ya hatta Fatih Tekke'ye bile ihtiyacımız olacaktır. Ne pahasına olursa olsun deplasmanda en azından beraberliği koparmak lazım. Son bir cümle de Schuster'e; basiretsizin "yapma hocam, ben kötü bir kaleciyim" demesi için daha ne kadar takımı yakması lazım? Cenk'e Rüştü'ye yazık değil mi?
20 Ekim 2010 Çarşamba
Globally Yours
THY müthiş işler yapmaya devam ediyor. Barcelona ve Manchester United'a sponsorluk, Euroleague'e isim hakkı, Euroleague F4'u bir sonraki sene için İstanbul'a getirme çalışmaları, Yunan Maroussi'yle yapılan ana sponsorluk... Umarım daha da gelişirler.
16 Ekim 2010 Cumartesi
10-11 | Beşiktaş - Manisaspor
Koca bir haftayı blog'a yazı girmeden, dizilerle, filmlerle, oyunlarla geçirdikten sonra tekrar bir maç yazısı girelim. Öncelikle şunu söyleyebilirim ki geçtiğimiz 3-4 senede maçın %70-80'lik oranını defans odaklı geçiren takım için böyle sisteme alışmak sancılı olacaktır. Oluyor da... Bu tip maçlar çok kaybedeceğiz, şu anda ligin henüz 8. haftası olmasına rağmen bu yaşanılan puan kayıpları bizi belli bir noktadan sonra ligin tepesinden düşürecek. Geçen seneki ızdırap dolu oyun mu yoksa bu şekilde oynayıp yenilmek mi diye sorarsanız herhalde çoğu Beşiktaşlı bu şekilde oynayalım, kaybedeceksek bu şekilde kaybedelim düşüncesini belirtecektir. Şu etapta oyuncuları tek tek eleştirmenin anlamı yok. Guti'siz-Quaresma'sız çıkılan maçta bu kadar oynayabildik, Tabata atılmasaydı oyun dönebilirdi de. Ofsayttan yenilen 3. gol ise iyice demoralize etti. Ernst Guti de olsa Quaresma da olsa bir başkası da olsa takımın herşeyi. Allah tutup getirenden razı olsun. Son olarak; kör göze parmak sokmak gibi olacak ama resmen varlık içinde yokluk çekiyoruz. 2 tane iyi 1 tane de vasat kalecimiz varken ısrarla vasatı seçmek değişik bir düşünce yapısı olsa gerek. Kalede kim olursa olsun Hakan hiç bir şekilde bu takımın 1. kalecisi olamaz, olmamalı. Bu yaşa kadar yan top zafiyetini gidermemişse bundan sonra da gideremeyecektir. Ancak futbolcu ıslıklamak rezil bir durum. Zaten 10 saniye ardından gelen "Hakan'ı yuhlayan siktirsin gitsin" tezahüratı gerekli yerlere ulaşmıştır. Perşembe günü UEFA gruplarındaki en kritik maçlarımızdan birini oynayacağız. İnönü'de çıkarılabilecek 3 puan bizi bir üst tura taşır. Hakan'sız Holosko'suz Nihat'sız bir 11'le 3 puanı almak dileğiyle...
8 Ekim 2010 Cuma
6 Ekim 2010 Çarşamba
2K11 #4
(The Flu Game*)NBA 2K11 sonunda PC kullanıcıları için de çıktı. Bu sene gerçekten 2K tarihinde özel bi sene. Daha önce EA'in oyunlarında No : 23 olarak geçen (futbolda da Ronaldo yıllar yılı No : 9 olarak geçmişti) Michael Jordan her detayıyla oyunda. Daha önce de belirtmiştim Jordan Challenge kapsamındaki 10 görevi ve beni yıllar yılı etkilemiş olan Flu Game'i özellikle beklediğimi söylemiştim. Oyunu bilgisayara yükler yüklemez önce kontrolleri ayarladım joypad için daha sonra da direk Jordan Challenge'a daldım. Açıkçası bu kadar zor olmasını beklemiyorum. Senin, benim oyun içinde yapamadığım görevleri adam gerçekte yapmış. Büyüksün Majesteleri...
*Jordan'ın 96-97 sezonunun final serisinin 5. karşılaşmasında, seride durum 2-2 iken mide virüsü nedeniyle 39 derece ateşle çıktığı maçta 38 sayı 5 asist 7 ribaund ile efsaneleştiği ve United Center'a Utah Jazz karşısında 90-88'lik galibiyetle 3-2 gitmeyi sağladığı maç. Daha sonra Chicago Bulls United Center'daki 6. karşılaşmayı da 90-86 kazanarak şampiyon olmuştur.
*Jordan'ın 96-97 sezonunun final serisinin 5. karşılaşmasında, seride durum 2-2 iken mide virüsü nedeniyle 39 derece ateşle çıktığı maçta 38 sayı 5 asist 7 ribaund ile efsaneleştiği ve United Center'a Utah Jazz karşısında 90-88'lik galibiyetle 3-2 gitmeyi sağladığı maç. Daha sonra Chicago Bulls United Center'daki 6. karşılaşmayı da 90-86 kazanarak şampiyon olmuştur.
5 Ekim 2010 Salı
Football Manager 2011
Oyunun çıkmasına tam 1 ay kala internette bu videoya rastladım. Video odaklı olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki yıllardır 2D oynadığım oyunu bu sene 3D oynayacağım. Yine bir sürü bug olacak, yine oyun daha çıkmadan güncellemeleri çıkacak, yine tüm maç atak yapıp 90+'da yediğim bir golle yenileceğim ama 2000-2001'den beri oynadığım ve 10 yılı devirdiğim oyunu her sene olduğu gibi büyük bir iştahla oynamaya devam edeceğim. Guti'li, Quaresma'lı kadroyu 2010'a patch yaparak hallettim ama orjinali eminim daha bi tat verecektir. Bu sene artık Türkiye'ye gelen oyuncuların ratinglerini düşürme olayına bir son vermeleri dileğiyle... Gel 5 Kasım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



