28 Ekim 2010 Perşembe

Cenk Gönen ve Forması

Bilenler bilir nacizhane kendi çapımda bir Beşiktaş koleksiyonum var. Bu hobiye başlamadan önce dikkatimi çok çekmese de şu anlarda oldukça büyük bir engel var karşımda. Hemen hemen yerlerde sürünmekte olan Beşiktaş pazarlama departmanı yanlış bilmiyorsam 100. yıldan sonra kaleci formalarını hiç satışa sürmedi. Ve yine 101. yıldan itibaren de kırmızı forma özlemimiz sürüyor. Sezonun 2. yarsının başında çıkacak olan 4. forma federasyon kataloglarına göre gri renkte olacak. Bu da demektir ki kırmızı forma özlemi 7-8 yılı bulacak. Tüm bunlara rağmen Hakan Arıkan'ı işin içine pek katmak istemesem de kırmızı forma kaleci forması olarak çıktı ve şu anda mevcut Beşiktaşlılar içinde kaleye geçilmesi istenen Cenk Gönen'e de çok yakışmakta. Bugünkü kupa maçından itibaren kalede Cenk Gönen'i, Kartal Yuvaları'nda da kaleci formalarını görmek istiyoruz.

dipnot: Bu sezonki kaleci formalarına bir şekilde ulaşmamı sağlayabilecek biri varsa lütfen not bıraksın ve dilediği şeyi istesin...

25 Ekim 2010 Pazartesi

Kayserispor - Beşiktaş

Yetiş...

Allen Iverson



Siyah beyaz ne de yakışmış yiğidime. Gel ulan...

24 Ekim 2010 Pazar

Bunu Yapan Bunu da Yaptı

Bi alttaki yazıya istinaden Ömer bir fotoğraf paylaştı benimle. Blog'a koymadan geçmek olmazdı. İşte Türk basınının iki yüzlülüğü, karaktersizliği... Tekrardan teşekkürler Ömer.

23 Ekim 2010 Cumartesi

Jennifer Morrison

Dünya dışı güzellikler serisi vol. 11

Uzun bi aradan sonra devam...

22 Ekim 2010 Cuma

Şerefsizler

Yedikleri boklar bini aştı. Siz mi belirliyorsunuz ulan neyin ayıp olup neyin ayıp olmadığını? Bu ve türevi gazeteleri alıp okuyan Beşiktaşlı gözümde adam değildir.

21 Ekim 2010 Perşembe

Beşiktaş - Porto

Maç başlamadan maçın gideceği noktayı belli eden 2-3 kriter vardı. Kalede basiretsizin oynaması, 7 kişilik yedek kontenjanında toplam 4 oyuncuyu yerleştirebilmemiz ve bunlardan birinin kaleci, ikisinin defans oyuncusu bir diğerinin de daha A takımla maça çıkmamış A2 forveti olması, kadro sıkıntısından futbolcular da dahil kime sorsan beraberliğe hayır denmeyecek durumda olunması.

Kadroyla ters orantılı olarak maça oldukça iyi başladık. Bu kadar eksik olan bir kadroyla yakaladığımızı atmamız lazımdı, 2. dakikada 3 hücum oyuncumuz Nihat, Nobre, Bobo topu içeri ittiremedi. Dediğim gibi yere sağlam bastık, özellikle Allah nazardan korusun Hilbert'in sağ kanattan etkili bindirmeleriyle de hücumda etkili olduk. Bu sıralarda Nobre'nin oyun kurucu oynaması da maç hakkında iç burkan bir detaydı. Porto'nun etkili hücumu yokken artık klişeleşen bir şekilde basiretsizin boşa çıkması sonucu 1-0 geriye düştük. Bir 5 dakikalık bocalamadan sonra yine oyunun kontrolü bizdeydi. Belki de Porto'nun da izin verdiği, yapmak istediği buydu. 43. dakikada rakip son adamı Bobo'yu düşürünce 10 kişi kaldı.

İkinci devre yine baskılı başladık. Oyun 55'ten sonra kitlendi. Schuster'in ise hamle şansı yoktu eksiklerden dolayı. Tüm bunlar olurken defanstan atılan uzun top, zamanlama hatası yapan Zapotocny ve Hulk'ın golü herşeyin tuzu biberi oldu. Maçın tek kazanımı Ali Kuçik'in forma şansı bulması oldu sanıyorum. Cümbür cemaat farkı bire indirmeye çabalarken de araya atılan topta Hulk şık bir çalım ve net bir vuruşla Porto'yu farka taşıdı. Grubun diğer maçında Rapid Vien deplasmanda CSKA Sofia karşısında 2-0 öndeyken en azından bir beraberlik koparmamız iyi olacaktı ama olmadı. Rakip 88'de 9 kişi kaldı. 90+2'de Bobo Beşiktaş formasıyla Avrupa'daki gollerine devam etti. 3-0'lık skorla eksiye inen averajımızı 0'a çıkardı. Bu açıdan 90+2'de gelen gol önemli olabilir grupta. 2 sene önce Quaresma taraftarı mest etmiş Avrupa devlerinde dolaştıktan sonra tutunamayıp Beşiktaş'ın yolunu tutmuştu. Umuyorum Hulk da bu sene transferini yapar ve tutunamaz 2 sene sonunda da Beşiktaş'ımızın formasıyla O'nu izleriz. Bu takım tam kadroyla Porto'yu zorlayabilecek, en azından deplasmandan beraberlik koparabilecek bir izlenim verdi. Tabi ki basiretsizin kalede olmaması şartıyla. Rövanş maçında defansın iki kilit adamı kırmızı kart cezalısı olacak. Sağlıklı bir Guti'ye, Quaresma'ya hatta Fatih Tekke'ye bile ihtiyacımız olacaktır. Ne pahasına olursa olsun deplasmanda en azından beraberliği koparmak lazım. Son bir cümle de Schuster'e; basiretsizin "yapma hocam, ben kötü bir kaleciyim" demesi için daha ne kadar takımı yakması lazım? Cenk'e Rüştü'ye yazık değil mi?

20 Ekim 2010 Çarşamba

Globally Yours



THY müthiş işler yapmaya devam ediyor. Barcelona ve Manchester United'a sponsorluk, Euroleague'e isim hakkı, Euroleague F4'u bir sonraki sene için İstanbul'a getirme çalışmaları, Yunan Maroussi'yle yapılan ana sponsorluk... Umarım daha da gelişirler.

Geliyor...

Bir aksilik çıkmazsa koleksiyona güzel bir forma geliyor... Beşiktaş formaları koleksiyonu ile ilgili blog çok yakında...

16 Ekim 2010 Cumartesi

10-11 | Beşiktaş - Manisaspor

Koca bir haftayı blog'a yazı girmeden, dizilerle, filmlerle, oyunlarla geçirdikten sonra tekrar bir maç yazısı girelim. Öncelikle şunu söyleyebilirim ki geçtiğimiz 3-4 senede maçın %70-80'lik oranını defans odaklı geçiren takım için böyle sisteme alışmak sancılı olacaktır. Oluyor da... Bu tip maçlar çok kaybedeceğiz, şu anda ligin henüz 8. haftası olmasına rağmen bu yaşanılan puan kayıpları bizi belli bir noktadan sonra ligin tepesinden düşürecek. Geçen seneki ızdırap dolu oyun mu yoksa bu şekilde oynayıp yenilmek mi diye sorarsanız herhalde çoğu Beşiktaşlı bu şekilde oynayalım, kaybedeceksek bu şekilde kaybedelim düşüncesini belirtecektir. Şu etapta oyuncuları tek tek eleştirmenin anlamı yok. Guti'siz-Quaresma'sız çıkılan maçta bu kadar oynayabildik, Tabata atılmasaydı oyun dönebilirdi de. Ofsayttan yenilen 3. gol ise iyice demoralize etti. Ernst Guti de olsa Quaresma da olsa bir başkası da olsa takımın herşeyi. Allah tutup getirenden razı olsun. Son olarak; kör göze parmak sokmak gibi olacak ama resmen varlık içinde yokluk çekiyoruz. 2 tane iyi 1 tane de vasat kalecimiz varken ısrarla vasatı seçmek değişik bir düşünce yapısı olsa gerek. Kalede kim olursa olsun Hakan hiç bir şekilde bu takımın 1. kalecisi olamaz, olmamalı. Bu yaşa kadar yan top zafiyetini gidermemişse bundan sonra da gideremeyecektir. Ancak futbolcu ıslıklamak rezil bir durum. Zaten 10 saniye ardından gelen "Hakan'ı yuhlayan siktirsin gitsin" tezahüratı gerekli yerlere ulaşmıştır. Perşembe günü UEFA gruplarındaki en kritik maçlarımızdan birini oynayacağız. İnönü'de çıkarılabilecek 3 puan bizi bir üst tura taşır. Hakan'sız Holosko'suz Nihat'sız bir 11'le 3 puanı almak dileğiyle...