17 Temmuz 2010 Cumartesi

Jeri Lynn Ryan

Dünya dışı güzellikler serisi vol. 10



10 numaraya yakışan bir güzellik oldu. Serinin diğer güzellikleri için "beauty" etiketi tık.

16 Temmuz 2010 Cuma

Beşiktaş - Vikingur

Öncelikle şunu söyleyeyim; Dünya Kupası'da olsa içinde Beşiktaş yoksa o turnuva benim için heyecan katsayısı olarak 2-3 kademe düşüyor. 1 ay boyunca kupadan alamadığım keyfi dünkü UEFA Kupası Ön Eleme 2. turu maçı görünümlü hazırlık maçında aldığımı söyleyebilirim. Taraftar da takımı çok özlemiş olacak ki böyle bir maçta, böyle bir sıcağa ve neme rağmen, bu fiyat politikasıyla 25000 kişi geldi. Yapılan Quaresma ve Hilbert ve yapılması düşünülen Guti + forvet transferlerinin bilet fiyatlarını birebir etkileyeceği bu maçta anlaşılmıştır.

Takımı bu sezon ilk kez izleme fırsatım oldu. Daha önceki iki hazırlık maçını izleyememiştim. 1. dakikadan itibaren takımda Schuster etkisi görüldü. Geçen sene takımın iki ucu arasındaki mesafe 60-70 metredeyken bu sene bu mesafe olabilecek minimum seviyeye indirilecek. Basın toplantılarında söylenen buydu, maçta gözüken de bu oldu. Rakibin zayıf olmasının da mutlak bir etkisi vardır ancak Schuster maçtan sonra bu maç özelinde 5 hücumcu oyuncuyla çıkıldığını, diğer maçlarda elbet böyle olmayacağını ama sürekli hücumu düşünen ve önde basan bir takım yaratma çabalarında olduklarını tekrar belirtti. Maç, yeni transfer Quaresma'nın takıma alışması için yapılan hazırlık maçı kıvamında geçti. Quaresma aldı, Quaresma geçti, Quaresma trivela yaptı, Quaresma ayağının dışıyla orta yaptı, Quaresma ayağının dışıyla şut çekti. İlk maç itibariyle gözüken şey şu; Quaresma tribün performansını birebir etkiliyor. Top O'na geldiğinde tribünlere sessizlik hakim oluyor. En son bu duygular yaşandığında 100. yıldı ve o duyguları yaşatan oyuncu Sergen Yalçın'dı. Beşiktaş'ı özlediğimiz gibi, oyunu böylesine forse eden oyuncuları da özlemişiz. Eksi yönleri olmadı mı Quaresma'nın? Elbet oldu. Öncelikle takım arkadaşlarıyla henüz senkronize olabilmiş değiller. Ne bizim çocuklar Quaresma'yı anlayabiliyor, ne de Quaresma bizim çocukları anlayabiliyor. Mesela top İbrahim Üzülmez'e geldiğinde hemen savunmaya dönmesi gerektiğini, çünkü o topun mutlak suretle rakibe gideceğini öğrenebilmiş değil :) Hani derler ya kumaşı kaliteli. Aynen o hesap. 5-6 maç sonra uyum seviyesi yükselir ve daha da zevk veren bir Quaresma ve Beşiktaş izleriz.

Quaresma transferinden sonra şöyle kısaca bir de takımın ve taktiğin durumuna bakalım. İlk olarak eğer bu taktik ve mevcut oyuncularla sezona girilecekse (ki daha en az 2 transfer yapılacak) Allah Ernst'e sabır versin. Kontenjan sıkıntısı bu sene epey bel bükecek gibi duruyor. Dün Ferrari ilk 18'de değilken Zapotocny'nin kulübede olması kafalarda soru işaretleri yarattı. Ferrari gitse de kalsa da geçen seneki kadar yanyana oynama ihtimalleri kontenjan sorunundan dolayı olmayacak gibi duruyor. Burada can sıkan nokta İbrahim Toraman'ın defansın göbeğinde savruk görüntüsü ve tam bir saatli bomba havası vermesi. Genel yapı itibariyle sezon içinde çoğunlukla İbrahim Toraman-Sivok/Ferrari tandemi göreceğiz. Geçen sene takımın en çok güven veren pozisyonu defansken bu sene amatör bir takım karşısındaki görüntü hiç de ümit vermedi. Rıdvan'ı çok arayabiliriz sağ bekte. Tam da Schuster'in istediği rolde bir oyuncuydu. Ocak'a kadar Schuster de biz de beklemek zorunda kalacağız. Takımın delisi, takımın abisi, takımın herşeyi 90. dakikada sol bekten aldığı topta sağ açığa kadar koşup pası verdi, daha sonra topsuz koşuyu sürdürüp kötü pasa rağmen olanca gücüyle depar atıp takıma korner kazandırdı. Şu pozisyon bile İbrahim Üzülmez'in takım içindeki misyonunu, vazgeçilmez olduğunu gösteriyor. İsmail'in de bu durumdan pek memnuniyetsiz olduğunu sanmıyorum. Herhangi bir kıpırdanma yok şu ana kadar İsmail'de de... Defansın durumu buyken orta sahada Ernst, Fink'in sözleşmesinin dondurulmasıyla tek başına kalmış gibi şu an itibariyle. Necip bu sene yabancı sorunundan dolayı daha çok forma şansı bulacaktır. 2-3 hafta içinde gidecek kalacak yabancılar netleşir. Ondan sonra tekrar değerlendiririz ama Fink mutlaka takımda kalmalı diye düşünüyorum. Lig uzun, geçen sene Ernst'in ikinci yarıda ne hallere düştüğünü gördük. Ernst, Necip ve pamuk prenses Uğur'la kotarılabilecek bir bölge değil ön libero bölgesi. Elbet bir şeyler düşünülüyordur. Hücum bölgesi ise en şişkin bölgemiz. İlerleyen günlerde de hareketli günler bekliyor hücum hattını. Dünya Kupası'ndan sonra izne çıkan ve henüz takıma katılmayan iki isim Tello ve Holosko'da dahil edildikten sonra Bobo, Nihat, Quaresma, Delgado, Tabata, Tello, Hollosko olacak. Bu bölgeden en az 3 kelle gideceğini düşünüyorum...

Pankarttaki gibi ben de ilk duyduğumda aynı tepkiyi vermiştim. Guti geçtiğimiz neslin bana kalırsa en "underrated" oyuncularından birisidir. 90'ların başındaki Beşiktaş'tan Atom Karınca Rıza Çalımbay'ın alınmasıyla eşdeğer tutuyorum bu transferin değerini... Vikingur maçındaki kısacık 90 dakika gösterdi ki Delgado ve Tabata ile halledilebilecek bir sorun değil oradaki sorun. Quaresma gibi teknik ve taktik bilgisi yüksek bir oyuncuyla hem Quaresma'nın hem yeni gelecek transferin değeri arttırılabilir. Zaten teknik ekibin düşündükleri de bu doğrultuda sanıyorum... Bir de son bir hamleyle Guti'nin önüne hızlı bir forvet alınacağını düşünüyorum. Önümüzdeki 2-3 hafta çok şeylere gebe. Yukarıda da dediğim gibi gidenler kalanlar belli olduktan sonra takım ve taktik tekrar değerlendirilir ama mevcut takımdan Delgado, Holosko, Tello ve Zapatocny gitmeli, kalan 8 yabacıya yeni transfer olan ama takımdaki yabancı sınırlamasından dolayı sözleşme imzalatılamayan Hilbert eklenecek. 9 yabancı + Guti. Yine 10 yabancı olur. Forvete yabancı isim alınacaksa gitmesi gereken isim Fink değil Tabata olmalıdır. Bu sıkışıklıkta defans göbeği ve forvete 2 de Türk alınırsa harika bir sezon geçireceğimizden şüphem yok. Sezonu açtık, haydi vira bismillah...

15 Temmuz 2010 Perşembe

Jose Maria Gutiérrez Hernández

Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş., İMKB'ye gönderdiği yazıda Real Madrid'li futbolcu Guti'nin transferi için kulübüyle ve oyuncuyla görüşmelere başlandığını duyurdu.

Şirketten yapılan açıklama şöyle:

"İspanya futbol takımlarından Real Madrid’in oyuncusu Guti Hernandez’in transferi konusunda kendisi ve kulübü ile görüşmelere başlanmıştır."

Real Madrid gibi dünyanın en büyük 5 kulübünden birinin kaptanlığını yapmış, Raul, Robinho, Nistelrooy, Baptista, Owen gibi oyunculara asistlerle katkı sağlamış, Zidane gibi bir futbol dehasıyla yanyana formayı ıslatmış bir adam... Bekliyoruz #14

12 Temmuz 2010 Pazartesi

2010 World Cup | Spain

Yaşım yettiğince izlediğim en kötü Dünya Kupası İspanya'nın finalde Hollanda'yı 1-0 yenerek kupayı almasıyla son buldu. Vuvuzela olsun, Ömer Üründül olsun, İtalya, Fransa, Brezilya ve Arjantin'in hayal kırıklıkları olsun, maçların ve tribünlerin kalitesi olsun açık ara en bayık Dünya Kupası organizasyonuydu. Kupa İspanya'ya, en iyi genç oyuncu ödülü ve gol krallığı Alman Thomas Müller'e, altın top ödülü de Diego Forlan'a gitti...

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Yaz İçkisi :)

Blog yazmaya başladığımdan beri yazdığım en saçma başlık olabilir. Tarifi ben de bir internet sitesinde bulduğum için ve verilebilecek bir isim olmadığı için böyle bir başlık attım :) Şimdi efendim malum yaz sıcakları. En güzel giden içecekler buz gibi su, buz gibi limonata ve buz gibi birayla sınırlı. Kare as'ı bulduğum ve denediğim kokteyl tarifiyle tamamladığımı düşünüyorum.

Malzemeler;

İki tatlı kaşığı nescafe
Fo ya da Eastnbull marka Pina Colada kokteyli
Muz likörü
Soğuk süt

Uzun bir bardağa nescafeyi koyup eritmek için az miktarda kaynar su koyup karıştırıyoruz. Kahve eridikten sonra 1-2 parmak kadar soğuk su koyuyoruz. Daha sonra Kipa, Tansaş tarzı yerlerden bulabileceğiniz pina colada kokteylinden 1 fincan ekliyoruz. Bardağın kalan kısmından 1 parmak kalacak kadar soğuk süt ve kalan kısmına da muz likörünü koyup karıştırıyoruz. 3-4 tane buz atıp servise hazır hale getiriyoruz. Afiyet olsun...

edit : Blog okuyucularından Serenat'la tartışırken şu anda aklımıza geldi, yazıya bi dipnot düşeyim dedim. Muz likörü yerine nane likörü alınıp üzerine taze nane yaprağı konup da gayet geçerli bi içecek elde edilebilir diye düşünüyoruz. Damak tadı sizin...

9 Temmuz 2010 Cuma

NBA Tarihinin Değiştiği An


Tüm NBA severler yıllardır 2010 yılını ve free-agent olacak oyuncuları bekliyorlardı. Bunlardan hiç kuşkusuzu yapacağı tahminle NBA'in tarihini değiştirebilecek kapasiteye sahip olan ama Cavs'deki kötü yapılanma ve kötü kadrolar sayesinde 7 yılda 2 kez MVP ve 6 kez All-Star olmasına rağmen şampiyonluk yüzüğü takamayan LeBron James olacaktı. TSİ ile Cuma sabahı 04.00'te ESPN'de başlayan programda James kararını yukarıdaki videodaki sözleriyle verdi. Miami Heat için işler, daha doğrusu Pat Riley ve koç Erik Spoelstra için işler bundan sonra çok daha zor olacak. Çünkü Dwayne Wade-Chris Bosh-LeBron James üçgeni üzerine inşa edilen takımın NBA finallerinde bile elenmesi olağanüstü bir başarısızlık sayılacaktır. Wade'in Bosh'ın, James'in topu ellerinde istemeleri de cabası. Bakalım hücumda top paylaşımı nasıl olacak Heat adına. Bu 3 isimle taşan salary cap sonrası hangi rol oyuncularını bu 3'lüye ekleyecekleri de önemli olacaktır. NBA'deki bu heyecan verici transferler, takaslar, Beşiktaş'taki olumlu gelişmeler, çıkacak harika oyunlar... Bunların tümü Aralık gibi yapılması gereken vatani görevi ertelenmesini sağlayabilir :)

8 Temmuz 2010 Perşembe

Earthlings

Kelime anlamı olarak "dünya üzerinde yaşayan tüm canlılar"ı kapsadığını söyleyebiliriz. Belgeselin anlatımını Gladiator'dan hatırlayacağımız Joaquin Phoenix yapıyor. Soframıza gelene kadar hayvanların çektiği acıları, petshop'lardaki hayvanların eziyetlerini, Hitler'in toplama kamplarından farkı olmayan ahırları, giyim standartlarımızın ve eğlence anlayışımızın hayvanlara etkilerini oldukça vurucu ve insanı kendi ırkından tiksindirici şekilde anlatıyorlar. Gerilim filmi adı altında vizyona giren filmlerin bi kısmında bu kadar gerildiğimi hatırlamıyorum. NŞA ilk 15 dakikada lanet olsun böyle işe deyip kapatılabilecek bi belgesel ama kasıp sonuna kadar izlemenizi öneriyorum. Aslında çok da anlatılabilecek, yazılıp çizilecek bi durum yok belgeselle ilgili. Yine bir klasik olarak IMDB linkini vereyim; http://www.imdb.com/title/tt0358456/ Keyifli seyirler malesef "The Cove"da olduğu gibi bunda da dileyemiyorum...

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Inked #8

mürekkepe devam...

1 Temmuz 2010 Perşembe

Roy Hodgson Liverpool'da

Geçen seneki Fulham efsanesinin yaratıcılarından 62 yaşındaki Roy Hodgson, Rafael Benitez'ten ayrılan koltuğa oturdu. Liverpool resmi sitesindeki açıklamaya göre anlaşma 3 yıllık olacak. Hodgson geçen sene Fulham'a UEFA'da final oynatmış ve ligdeki teknik direktörlerin oylarıyla yılın teknik direktörü seçilmişti. Bakalım bu güzel adamın KOP'la bütünleşmesi, maddi olarak zor durumdaki takımda oyuncu seçimleri, transferleri nasıl olacak...

29 Haziran 2010 Salı

The Cove

Sınav stresinden kurtulduktan sonra Dünya Kupası maçları başlayana kadar film, dizi maçlar başlayınca da televizyon karşısında hayatımın en kötü Dünya Kupası karşılaşmaları... Bu sıcak havalarda zaten öğle saatlerinde dışarı çıkmak işkenceyle eşdeğer... Final döneminde haberim oldu böyle bir belgeselden ve an itibariyle izlemiş bulunuyorum. Öncelikle şunu diyebilirim ki insanın kanını donduran, tüyler ürperten şeyler var. Midesi kaldırmayacak olanlar izlemesin diyeyim. Her yıl Eylül-Ekim aylarında denk geliyoruz "Japonya'da yunus katliamı", "Japonya'da balina katliamı" başlıklı haberlere. İşte bunu belgeleriyle ispatlamak ve insanoğlunun gözüne sokmak için çekilmiş bir belgesel olmuş. Belgeselde çocukluğumuzun belki de en eğlenerek izlediğimiz filmlerinden biri olan Flipper'ın eğitimcisi Ric O' Barry'nin önderliğinde bir grup aktivistin çabaları ve bu vahşeti ortaya çıkarma çalışmaları anlatılıyor. Japon hükümeti ve balıkçılar tarafından yapılan engellemeler ise cabası... İngilizce ve Japonca yayınlanan belgesel bu sene alanında Oscar'ı götürdü. Buna rağmen gözünü kapayan Japon hükümeti ise belgeseli vizyondan kaldırttı. Görüntülere dayanabilecekler izlesin, izleyemeyenler ise en azından bu vahşete engel olabilmek adına şu siteyi paylaşsın; "http://www.savejapandolphins.org/" IMDB notu 8.6 olan belgeselin notunu düşüren izleyiciler ise Japon olmalı. http://www.imdb.com/title/tt1313104/