Üzerine çok da yazılıp çizilebilecek bir maç olmadı. İnönü'deki 3-0'lık maçtan sonra ilk 10 dakikada 2-0'ı yakalayınca maçın geri kalanı lay lay lomla geçti. A2 takımıyla maç yapılsaydı muhtemelen daha çekişmeli olurdu. Takım hiç hazır değil, dünkü zayıf takım bile gösterdi bunu. Daha 4. maç olduğunu da unutmamak lazım. Yine de takımdaki yerli kalitesi bariz bir şekilde sırıtıyor. Yabancı kalitemizi yükselteceğimize yerliye biraz önem versek çok iyi olacak sanırım. Erhan Güven, Ekrem Dağ, Nobre, Uğur İnceman gibi isimler Beşiktaş'ın oyuncusu değil, olmamalı. Hadi Ekrem'i bunlardan biraz daha dışarıda tutabiliriz. İyi bir rotasyon oyuncusu olabilir. Ama diğerleri gönderilmeli. Eskişehirspor'la kurulan iyi ilişkiler sonucu Koray Arslan ya da Sezer Öztürk, Gaziantepspor'la yapılan sponsorluk anlaşmasından sonra da Murat Ceylan yerli olarak düşünülebilecek isimler. Adanaspor'dan aldığımız Ersan Adem Gülüm'ün de Adanasporlu dostlar çok iyi bir defans oyuncusu olduğunu ve şans verilmesi halinde ilk 11'den düşmeyeceğini söylüyorlar. Bekleyip görelim. Yabancı konusunun çözümü için son hafta diyebiliriz artık. 2 hazırlık maçı + 2 de ön eleme maçından sonra diğer 2-3 yabancı yolcu belli olacaktır. Fink-Holosko-Delgado-Ferrari-Zapotocny 5'lisinden 3'üyle yollar ayrılacak. Bana kalırsa Zapotocny-Holosko-Tabata ile yollar ayrılsın ama gelecek haftanın bu şekilde sonuçlanacağını hiç sanmıyorum. Hakkımızda hayırlısı olsun. Yazıyı bitirirken Beşiktaş formasıyla Avrupa'da 10 gole ulaşan ve kulüp tarihinin en golcü 2. ismi (14 gol Oktay Derelioğlu) olan Bobo'yu kutluyoruz ve futbolu Beşiktaş forması altında bırakmasını temenni ediyoruz...
23 Temmuz 2010 Cuma
Vikingur - Beşiktaş
Üzerine çok da yazılıp çizilebilecek bir maç olmadı. İnönü'deki 3-0'lık maçtan sonra ilk 10 dakikada 2-0'ı yakalayınca maçın geri kalanı lay lay lomla geçti. A2 takımıyla maç yapılsaydı muhtemelen daha çekişmeli olurdu. Takım hiç hazır değil, dünkü zayıf takım bile gösterdi bunu. Daha 4. maç olduğunu da unutmamak lazım. Yine de takımdaki yerli kalitesi bariz bir şekilde sırıtıyor. Yabancı kalitemizi yükselteceğimize yerliye biraz önem versek çok iyi olacak sanırım. Erhan Güven, Ekrem Dağ, Nobre, Uğur İnceman gibi isimler Beşiktaş'ın oyuncusu değil, olmamalı. Hadi Ekrem'i bunlardan biraz daha dışarıda tutabiliriz. İyi bir rotasyon oyuncusu olabilir. Ama diğerleri gönderilmeli. Eskişehirspor'la kurulan iyi ilişkiler sonucu Koray Arslan ya da Sezer Öztürk, Gaziantepspor'la yapılan sponsorluk anlaşmasından sonra da Murat Ceylan yerli olarak düşünülebilecek isimler. Adanaspor'dan aldığımız Ersan Adem Gülüm'ün de Adanasporlu dostlar çok iyi bir defans oyuncusu olduğunu ve şans verilmesi halinde ilk 11'den düşmeyeceğini söylüyorlar. Bekleyip görelim. Yabancı konusunun çözümü için son hafta diyebiliriz artık. 2 hazırlık maçı + 2 de ön eleme maçından sonra diğer 2-3 yabancı yolcu belli olacaktır. Fink-Holosko-Delgado-Ferrari-Zapotocny 5'lisinden 3'üyle yollar ayrılacak. Bana kalırsa Zapotocny-Holosko-Tabata ile yollar ayrılsın ama gelecek haftanın bu şekilde sonuçlanacağını hiç sanmıyorum. Hakkımızda hayırlısı olsun. Yazıyı bitirirken Beşiktaş formasıyla Avrupa'da 10 gole ulaşan ve kulüp tarihinin en golcü 2. ismi (14 gol Oktay Derelioğlu) olan Bobo'yu kutluyoruz ve futbolu Beşiktaş forması altında bırakmasını temenni ediyoruz...
22 Temmuz 2010 Perşembe
Lig Fikstürü Çekildi
Lig fikstürümüz sonunda belli oldu. Fikstüre göre ilk hafta Beşiktaş'ım şehrimize geliyor. Ligin yeni takımı, kulüp tarihinde ilk kez Süper Lig'de oynayacak Bucaspor'la, Buca'da karşılaşacağız. Fikstürde enteresan bir nokta daha var. Lige son yıllarda sıkça rastladığımız gibi deplasmanda başlayıp deplasmanda bitireceğiz. Geride bıraktığımız 16 sezonda lige 5 kere evimizde başlamış ve yalnızca 2007-2008 sezonununda Manisaspor'u 5-1 yenerek ligi evimizde bitirmişiz. Son hafta şampiyonluk kupasını Gaziantepspor deplasmanında kaldırmak dileğiyle...1. Hafta Bucaspor-Beşiktaş
2. Hafta Beşiktaş - Büyükşehir Belediyespor
3. Hafta Karabükspor - Beşiktaş
4. Hafta Beşiktaş - Ankaragücü
5. Hafta Fenerbahçe - Beşiktaş
6. Hafta Beşiktaş - Antalyaspor
7. Hafta Trabzonspor - Beşiktaş
8. Hafta Beşiktaş - Manisaspor
9. Hafta Kayserispor - Beşiktaş
10. Hafta Beşiktaş - Sivasspor
11. Hafta Beşiktaş - Kasımpaşa
12. Hafta Gençlerbirliği - Beşiktaş
13. Hafta Beşiktaş - Konyaspor
14. Hafta Galatasaray - Beşiktaş
15. Hafta Beşiktaş - Bursaspor
16. Hafta Eskişehir - Beşiktaş
17. Hafta Beşiktaş - Gaziantepspor
20 Temmuz 2010 Salı
Rodrigo Alvaro Tello Valenzuela
“Şirketimiz profesyonel futbolcularından Rodrigo Alvaro Tello Valenzuela ile aramızdaki mevcut sözleşme, karşılıklı anlaşılarak, bedelsiz ve tazminatsız olarak feshedilmiştir”
Tatilde olduğum bir günde aylak aylak televizyon izlerken Tello'yu imza atarken görmüştüm. Hafızam beni yanıltmıyorsa basın tarafından da çok dillendirilen bir transfer değildi. Tanımıyordum da açıkçası. Yine saçma sapan transfer yaptık diye kendi kendime söylenmiştim. İşte sessiz sedasız gelen ve Beşiktaş'ta 3 sezon geçiren Tello, bonservissiz geldiği Beşiktaş'tan 500,000 dolar civarında olan alacağından feragat edip bonservissiz bir şekilde Eskişehir yolunu tuttu. İlk sene performans olarak iyi bir Tello vardı, ikinci sezon düşüşte ve bu sezon da dip noktasını gören bir Tello. Şili'deki depremden sonraki 3-4 hafta toparlanır gibi olmuştu ama yetmedi. Takımdaki mevcut 12 yabancı sayısı böylece 11'e düştü. 2 futbolcuyla daha yollar ayrılıp Guti'ye yer açılacak. Guti'den sonraki olası bir yabancı forvet transferi için 1 yabancıyla daha yollarımızı ayırmamız gerekecek. Şu anda topun ağzındaki isimler Holosko, Zapotocny, Delgado, Fink. Bakalım ilerleyen günlerde kimler takımdan ayrılacak...
Tello
2007 - 2008 : 34 maç 8 gol
2008 - 2009 : 40 maç 7 gol
2009 - 2010 : 31 maç 4 gol
gibi istatistiklerle Eskişehirspor'a gidiyor ama Beşiktaş taraftarı muhtemelen onu bu golüyle hatırlayacak. Yolun açık olsun Tello...
Tatilde olduğum bir günde aylak aylak televizyon izlerken Tello'yu imza atarken görmüştüm. Hafızam beni yanıltmıyorsa basın tarafından da çok dillendirilen bir transfer değildi. Tanımıyordum da açıkçası. Yine saçma sapan transfer yaptık diye kendi kendime söylenmiştim. İşte sessiz sedasız gelen ve Beşiktaş'ta 3 sezon geçiren Tello, bonservissiz geldiği Beşiktaş'tan 500,000 dolar civarında olan alacağından feragat edip bonservissiz bir şekilde Eskişehir yolunu tuttu. İlk sene performans olarak iyi bir Tello vardı, ikinci sezon düşüşte ve bu sezon da dip noktasını gören bir Tello. Şili'deki depremden sonraki 3-4 hafta toparlanır gibi olmuştu ama yetmedi. Takımdaki mevcut 12 yabancı sayısı böylece 11'e düştü. 2 futbolcuyla daha yollar ayrılıp Guti'ye yer açılacak. Guti'den sonraki olası bir yabancı forvet transferi için 1 yabancıyla daha yollarımızı ayırmamız gerekecek. Şu anda topun ağzındaki isimler Holosko, Zapotocny, Delgado, Fink. Bakalım ilerleyen günlerde kimler takımdan ayrılacak...Tello
2007 - 2008 : 34 maç 8 gol
2008 - 2009 : 40 maç 7 gol
2009 - 2010 : 31 maç 4 gol
gibi istatistiklerle Eskişehirspor'a gidiyor ama Beşiktaş taraftarı muhtemelen onu bu golüyle hatırlayacak. Yolun açık olsun Tello...
19 Temmuz 2010 Pazartesi
Vedat Okyar #2
Her Beşiktaşlı'nın izlemesi gereken bi video. Elimizde Süleyman Seba gibi bir değer varken ve hâla yaşıyorken organize olunup ziyarete gidilmeli. Mekanın cennet olsun Vedat Okyar...
Vedat Okyar
17 Temmuz 2010 Cumartesi
16 Temmuz 2010 Cuma
Beşiktaş - Vikingur
Öncelikle şunu söyleyeyim; Dünya Kupası'da olsa içinde Beşiktaş yoksa o turnuva benim için heyecan katsayısı olarak 2-3 kademe düşüyor. 1 ay boyunca kupadan alamadığım keyfi dünkü UEFA Kupası Ön Eleme 2. turu maçı görünümlü hazırlık maçında aldığımı söyleyebilirim. Taraftar da takımı çok özlemiş olacak ki böyle bir maçta, böyle bir sıcağa ve neme rağmen, bu fiyat politikasıyla 25000 kişi geldi. Yapılan Quaresma ve Hilbert ve yapılması düşünülen Guti + forvet transferlerinin bilet fiyatlarını birebir etkileyeceği bu maçta anlaşılmıştır.
Takımı bu sezon ilk kez izleme fırsatım oldu. Daha önceki iki hazırlık maçını izleyememiştim. 1. dakikadan itibaren takımda Schuster etkisi görüldü. Geçen sene takımın iki ucu arasındaki mesafe 60-70 metredeyken bu sene bu mesafe olabilecek minimum seviyeye indirilecek. Basın toplantılarında söylenen buydu, maçta gözüken de bu oldu. Rakibin zayıf olmasının da mutlak bir etkisi vardır ancak Schuster maçtan sonra bu maç özelinde 5 hücumcu oyuncuyla çıkıldığını, diğer maçlarda elbet böyle olmayacağını ama sürekli hücumu düşünen ve önde basan bir takım yaratma çabalarında olduklarını tekrar belirtti. Maç, yeni transfer Quaresma'nın takıma alışması için yapılan hazırlık maçı kıvamında geçti. Quaresma aldı, Quaresma geçti, Quaresma trivela yaptı, Quaresma ayağının dışıyla orta yaptı, Quaresma ayağının dışıyla şut çekti. İlk maç itibariyle gözüken şey şu; Quaresma tribün performansını birebir etkiliyor. Top O'na geldiğinde tribünlere sessizlik hakim oluyor. En son bu duygular yaşandığında 100. yıldı ve o duyguları yaşatan oyuncu Sergen Yalçın'dı. Beşiktaş'ı özlediğimiz gibi, oyunu böylesine forse eden oyuncuları da özlemişiz. Eksi yönleri olmadı mı Quaresma'nın? Elbet oldu. Öncelikle takım arkadaşlarıyla henüz senkronize olabilmiş değiller. Ne bizim çocuklar Quaresma'yı anlayabiliyor, ne de Quaresma bizim çocukları anlayabiliyor. Mesela top İbrahim Üzülmez'e geldiğinde hemen savunmaya dönmesi gerektiğini, çünkü o topun mutlak suretle rakibe gideceğini öğrenebilmiş değil :) Hani derler ya kumaşı kaliteli. Aynen o hesap. 5-6 maç sonra uyum seviyesi yükselir ve daha da zevk veren bir Quaresma ve Beşiktaş izleriz.
Quaresma transferinden sonra şöyle kısaca bir de takımın ve taktiğin durumuna bakalım. İlk olarak eğer bu taktik ve mevcut oyuncularla sezona girilecekse (ki daha en az 2 transfer yapılacak) Allah Ernst'e sabır versin. Kontenjan sıkıntısı bu sene epey bel bükecek gibi duruyor. Dün Ferrari ilk 18'de değilken Zapotocny'nin kulübede olması kafalarda soru işaretleri yarattı. Ferrari gitse de kalsa da geçen seneki kadar yanyana oynama ihtimalleri kontenjan sorunundan dolayı olmayacak gibi duruyor. Burada can sıkan nokta İbrahim Toraman'ın defansın göbeğinde savruk görüntüsü ve tam bir saatli bomba havası vermesi. Genel yapı itibariyle sezon içinde çoğunlukla İbrahim Toraman-Sivok/Ferrari tandemi göreceğiz. Geçen sene takımın en çok güven veren pozisyonu defansken bu sene amatör bir takım karşısındaki görüntü hiç de ümit vermedi. Rıdvan'ı çok arayabiliriz sağ bekte. Tam da Schuster'in istediği rolde bir oyuncuydu. Ocak'a kadar Schuster de biz de beklemek zorunda kalacağız. Takımın delisi, takımın abisi, takımın herşeyi 90. dakikada sol bekten aldığı topta sağ açığa kadar koşup pası verdi, daha sonra topsuz koşuyu sürdürüp kötü pasa rağmen olanca gücüyle depar atıp takıma korner kazandırdı. Şu pozisyon bile İbrahim Üzülmez'in takım içindeki misyonunu, vazgeçilmez olduğunu gösteriyor. İsmail'in de bu durumdan pek memnuniyetsiz olduğunu sanmıyorum. Herhangi bir kıpırdanma yok şu ana kadar İsmail'de de... Defansın durumu buyken orta sahada Ernst, Fink'in sözleşmesinin dondurulmasıyla tek başına kalmış gibi şu an itibariyle. Necip bu sene yabancı sorunundan dolayı daha çok forma şansı bulacaktır. 2-3 hafta içinde gidecek kalacak yabancılar netleşir. Ondan sonra tekrar değerlendiririz ama Fink mutlaka takımda kalmalı diye düşünüyorum. Lig uzun, geçen sene Ernst'in ikinci yarıda ne hallere düştüğünü gördük. Ernst, Necip ve pamuk prenses Uğur'la kotarılabilecek bir bölge değil ön libero bölgesi. Elbet bir şeyler düşünülüyordur. Hücum bölgesi ise en şişkin bölgemiz. İlerleyen günlerde de hareketli günler bekliyor hücum hattını. Dünya Kupası'ndan sonra izne çıkan ve henüz takıma katılmayan iki isim Tello ve Holosko'da dahil edildikten sonra Bobo, Nihat, Quaresma, Delgado, Tabata, Tello, Hollosko olacak. Bu bölgeden en az 3 kelle gideceğini düşünüyorum...
Pankarttaki gibi ben de ilk duyduğumda aynı tepkiyi vermiştim. Guti geçtiğimiz neslin bana kalırsa en "underrated" oyuncularından birisidir. 90'ların başındaki Beşiktaş'tan Atom Karınca Rıza Çalımbay'ın alınmasıyla eşdeğer tutuyorum bu transferin değerini... Vikingur maçındaki kısacık 90 dakika gösterdi ki Delgado ve Tabata ile halledilebilecek bir sorun değil oradaki sorun. Quaresma gibi teknik ve taktik bilgisi yüksek bir oyuncuyla hem Quaresma'nın hem yeni gelecek transferin değeri arttırılabilir. Zaten teknik ekibin düşündükleri de bu doğrultuda sanıyorum... Bir de son bir hamleyle Guti'nin önüne hızlı bir forvet alınacağını düşünüyorum. Önümüzdeki 2-3 hafta çok şeylere gebe. Yukarıda da dediğim gibi gidenler kalanlar belli olduktan sonra takım ve taktik tekrar değerlendirilir ama mevcut takımdan Delgado, Holosko, Tello ve Zapatocny gitmeli, kalan 8 yabacıya yeni transfer olan ama takımdaki yabancı sınırlamasından dolayı sözleşme imzalatılamayan Hilbert eklenecek. 9 yabancı + Guti. Yine 10 yabancı olur. Forvete yabancı isim alınacaksa gitmesi gereken isim Fink değil Tabata olmalıdır. Bu sıkışıklıkta defans göbeği ve forvete 2 de Türk alınırsa harika bir sezon geçireceğimizden şüphem yok. Sezonu açtık, haydi vira bismillah...
15 Temmuz 2010 Perşembe
Jose Maria Gutiérrez Hernández
Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş., İMKB'ye gönderdiği yazıda Real Madrid'li futbolcu Guti'nin transferi için kulübüyle ve oyuncuyla görüşmelere başlandığını duyurdu. Şirketten yapılan açıklama şöyle:
"İspanya futbol takımlarından Real Madrid’in oyuncusu Guti Hernandez’in transferi konusunda kendisi ve kulübü ile görüşmelere başlanmıştır."Real Madrid gibi dünyanın en büyük 5 kulübünden birinin kaptanlığını yapmış, Raul, Robinho, Nistelrooy, Baptista, Owen gibi oyunculara asistlerle katkı sağlamış, Zidane gibi bir futbol dehasıyla yanyana formayı ıslatmış bir adam... Bekliyoruz #14
12 Temmuz 2010 Pazartesi
2010 World Cup | Spain
Yaşım yettiğince izlediğim en kötü Dünya Kupası İspanya'nın finalde Hollanda'yı 1-0 yenerek kupayı almasıyla son buldu. Vuvuzela olsun, Ömer Üründül olsun, İtalya, Fransa, Brezilya ve Arjantin'in hayal kırıklıkları olsun, maçların ve tribünlerin kalitesi olsun açık ara en bayık Dünya Kupası organizasyonuydu. Kupa İspanya'ya, en iyi genç oyuncu ödülü ve gol krallığı Alman Thomas Müller'e, altın top ödülü de Diego Forlan'a gitti...
10 Temmuz 2010 Cumartesi
Yaz İçkisi :)
Blog yazmaya başladığımdan beri yazdığım en saçma başlık olabilir. Tarifi ben de bir internet sitesinde bulduğum için ve verilebilecek bir isim olmadığı için böyle bir başlık attım :) Şimdi efendim malum yaz sıcakları. En güzel giden içecekler buz gibi su, buz gibi limonata ve buz gibi birayla sınırlı. Kare as'ı bulduğum ve denediğim kokteyl tarifiyle tamamladığımı düşünüyorum.Malzemeler;
İki tatlı kaşığı nescafe
Fo ya da Eastnbull marka Pina Colada kokteyli
Muz likörü
Soğuk süt
Uzun bir bardağa nescafeyi koyup eritmek için az miktarda kaynar su koyup karıştırıyoruz. Kahve eridikten sonra 1-2 parmak kadar soğuk su koyuyoruz. Daha sonra Kipa, Tansaş tarzı yerlerden bulabileceğiniz pina colada kokteylinden 1 fincan ekliyoruz. Bardağın kalan kısmından 1 parmak kalacak kadar soğuk süt ve kalan kısmına da muz likörünü koyup karıştırıyoruz. 3-4 tane buz atıp servise hazır hale getiriyoruz. Afiyet olsun...
edit : Blog okuyucularından Serenat'la tartışırken şu anda aklımıza geldi, yazıya bi dipnot düşeyim dedim. Muz likörü yerine nane likörü alınıp üzerine taze nane yaprağı konup da gayet geçerli bi içecek elde edilebilir diye düşünüyoruz. Damak tadı sizin...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



