
Ellerimizle büyüttük, zamanı gelmişti. Kartal yuvasından uçtu. Özleyeceğiz Bobo...
Şimdi belki dikkat etmişsinizdir askerden geldiğim günden beri Beşiktaş'a, transferlere, yapılan doğru hamlelere, yanlış hamlelere, YD'nin klasik amatör şube saçmalamalarına değinmiyorum. Bunların arkasında beni az da olsa tanıyanların tahmin edebileceği gibi totem vardı. Neyin totemi daha sezon başında demeyin. Sezon, sezon başında yapılan doğrularla yanlışlarla şekilleniyor. Geçtiğimiz sezonlarda Tello'nun, Uğur İnceman'ın, Yusuf'un gitmesiyle başlayan süreç gün itibariyle öldürücü darbeyi vurdu. Takımda ne işe yaramadığı anlaşılamayan Erhan Güven (bek desen bek değil, stoper desen o hiç değil), Pancu'dan bozma Hakan Arıkan, (yaptığın kurtarışlarla değil, birebir Liverpool maçıyla hatırlayacağım. Metalist'i söylemiyorum bile) ve son olarak 5 yılda 55 gol atma başarısına sahip dahiyane defansif pivot santraforumuz Nobre ile yollar ayrıldı. Takım şu an yeni transferleri izlemediğimizden benim için güllük gülistanlık. Bundan ötesi de daha yeni sözleşme imzalanan 360 Ekrem'in de gönderilmesi olacaktı. O da gül bahçesindeki diken olarak kalsın. Önümüzdeki yıllarda sıra ona da gelir. 2011-2012 sezonunun ilk totemi de başarıyla sonuçlandı. Darısı diğer totemlerin başına...

Diyete yine yeni yeniden deyip başladık ama baltaları gömdüğümüz yeri elbet unutmadık. Şu sıcak yaz günlerinde iç serinleten bir tarif daha.
Twitter, Blogger'ı bitirdi diyorlardı 6 ay önce. 6 aylık askeri performans dönüşü bitme olayı bi kademe daha artmış sanki. Ya yazacak şey bulamıyorum ya da twitter -a.k.a mini blog- ile uğraşmaktan blog'a vakit kalmıyor. Yazarken keyif alarak yazıyordum. Şimdi ise resmen konu arıyorum. Bu ilk madde kısa bi saçmalamaya gitsin.
Sonunda 6 aylık sürgün hayatı bitti. Askerlikle ilgili klişe bir laf vardır. "Askerde mantığını kapıda bırakacaksın" diye. Tamam eyvallah da bu kadar da mantıksızlık olmaz be kardeşim. Sivilde sümüğünü atmayacağın insanların ağız kokusunu çekmen de cabası. Evime 50 km uzaklıkta Manisa - Saruhanlı'da askerlik yapmama rağmen bu kadar bunaldıysam uzun dönem askerlerimize bol bol sabır dilemek lazım. Çarşı izinlerinde birşeyler karalarım diye umut ediyordum. Bazı haftalar içimden yazmak gelmedi, bazı haftalar vakit yetiremedim. Yazmayı düşündüğüm haftalarda da blogspot'un engellenme şenliklerine denk gelmemden dolayı yazamadım. Zaten 22 haftalık süreçti. Bitti gitti. Son zamanlarda kendime söz vermiştim. 1 aylık süreçte ne yatak yapacağım, ne traş olacağım diye. 17 Mayıs itibariyle süreç başladı. Kendi yatağında olmak, halıya basabilmek, cep telefonu kullanabilmek, belli bir zeka seviyesinin üzerindeki arkadaşlarınla görüşebilmek, forma kovalamaya devam edebilmek... Özlemişim. Buralardayız artık nasipse...