15 Ağustos 2010 Pazar

Bucaspor - Beşiktaş

Ve nihayet sezon başladı. 100. yıldan sonra bu kadar heyecanla beklememiştim bir sezonun başlamasını. Bunda şu ana kadar yapılan olumlu hareketler çok büyük etken olduğu gibi, sezonu İzmir'de açacak olmanın da etkisi mutlaka vardı. Şu şuna pas verseydi bu olurdu, şu keşke daha iyi vursaydı triplerine girmeyeceğim. Herşeyden önce galibiyet çok önemliydi. Şairler Parkı blogunun yazarlarından Ege ile tribünde terden bi hâl olmuşken, Salı günü önemli bir maça çıkacak oyunculardan üstün bir performans beklemek haksızlık olurdu. Gerekli olan 3 puanı Guti'nin müthiş pasıyla Bobo'nun güzel vuruşuyla 1-0 aldık ve gözleri Salı günkü Helsinki maçına çevirdik.

Şu fotoğrafa da değinmeden geçmeyelim. İki dünya yıldızının arasında Beşiktaş'ın geleceği ve iki yıldızın yanında emektar kaptan. Koskoca bir MAŞALLAH diyorum. Takım şu anda 1-2 eksiğin dışında iyi harmanlanmış durumda. Tek can sıkıcı nokta o herkesin gördüğü noktalara yönetimden bir transfer çabasının olmayışı. Bu kadar çok artının yapıldığı bir sezon başlangıcında son bir çabayla o iki eksiği de gidermek lazım. Şimdilik iyi yoldayız. İyi başladık, Allah sezon sonunu da böyle getirmeyi nasip etsin. Kısmetse 5. hafta Saraçoğlu'nda görüşmek üzere...

dipnot: Hakan Arıkan'ın forması müthiş. O formaya sahip olabilirsem koleksiyon için çok güzel bir iş yapmış olacağım. Hayırlısı...

12 Ağustos 2010 Perşembe

Kısa Kısa #2

Sonunda lig başlıyor. Yapılan yeni transferler, heyecanlı taraftarlar, bilet problemleri, hakem sorunları, sakatlıklar, cezalar, saha kapatmalar, tarafsız sahalar... Futbolsuz geçen günlerin cidden hiç bir keyfi olmuyor.

Ramazan geldi, hoşgeldi. Ama bu sıcaklarda gelmesi çalışan insanlar için hiç iyi olmadı. 16 saat açlık ve susuzluk bu sıcaklarda insanlara koyar. Allah herkese dayanma gücü versin.

Atkı koleksiyonu, bozuk para koleksiyonu, içki şişesi koleksiyonu, film-dizi koleksiyonu derken yeni bir şeye daha sardırdım. Beşiktaş formaları koleksiyonu. Elimde şu anda 24 tane Beşiktaş formam var. Eski sezon Beşiktaş formaları konusunda yardımlarınızı bekliyorum.

Leverage, Californication bitti, Futurama'ya başlandı. Ardından uzun bi aradan sonra kadrosuyla dikkat çeken bir Türk dizisi "Şen Yuva" ilgi alanına girdi, sıcak yaz günlerine iyi geldi.

Dizilerden-filmlerden fırsat kalırsa üniversite hayatımın son final zamanında kaçırdığım ve ipin ucunu yakalayamadığım 2 aylık National Geographic dergisi beni bekliyor. Onlar okunduktan sonra Umut Sarıkaya-Benim de Söyleyeceklerim Var ve Simon Kuper-Futbolun Şifreleri de sıradaki yerini almış durumda.

Hayatıma yön verecek 3 ay var önümde ve hâla bir karar alabilmiş değilim. Aralık'a kadar yatış-askerlik-dönüşte meslek hayatı üçgeni mi yoksa Ağustos'a kadar babanın yanında iş tecrübesi-Ağustos'ta askerlik-dönüşte meslek hayatı üçgeni mi... Umarım alacağım karar hayatıma olumlu bir yön çizer.

17 Ağustos 1999'daki Gölcük depremine yaklaştığımız şu günlerde, fena bir sıcak varken üstüne bir de şiddetli sayılabilecek bir deprem yaşayınca dün gece yürekler ağızlara geldi. Doğal afetler karşısında nasıl bir teknoloji olursa olsun insanoğlu çaresiz. Depremde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet dileyelim.

Şimdilik bu kadar...

9 Ağustos 2010 Pazartesi

9'un Laneti

Söz konusu Beşiktaş olunca her gün bir absürdlükle karşılaşabiliyoruz. Takımda son bomba 2 ay önce Mustafa Denizli'nin onayıyla 3 yıllık sözleşme imzalanan ve bonservis bedeli ödenmeyen Roberto Hilbert'in sözleşmesinin feshedilme ihtimalinin konuşuluyor olması. Takımdaki başı bozukluğu, iş bilmezliği, savrukluğu geçtim iş artık belli bir noktadan sonra batıl inanç moduna döndü. Beşiktaş'ta 9 numaralı formayı sırtına geçiren iflah olmuyor. Günün birinde hasbel kader Cristiano Ronaldo gelip de 9 numarayı istese onda da aynı şey olacak. Hatırladığım kadarıyla 9 numaralı formayı sırtına geçirenleri sıralayayım;

9-Fazlı Ulusal
9-Arild Stavrum
9-Daniel Pancu
9-Gökhan Güleç
9-Goncalves Ailton
9-Federico Higuain
9-Roberto Hilbert

Takımda şu anda bir forvet transferi yapılması gündemde ve bu isim konuşulanlara göre dünyaca ünlü bir yıldız olacak. Buradan gelecek yeni transferi uyarıyorum. "Aman sakın ha ben forvetim, 9 numara bana yakışır" diye diretme. Klüp sana 9 numarayı vermiyorsa vardır bir bildikleri. 19 giy, 29 giy, 39 giy, hatta 99 giy ama 9 giyme de biz de gönül rahatlığıyla transferin tadını çıkaralım...

6 Ağustos 2010 Cuma

Beşiktaş - Viktoria Plzeň

Açıkçası maçtan önce rakipten değil de Schuster'in inadından korkuyordum. İlk maçın ilk yarısında 5lik 6lık olacakken Quaresma'nın kişisel becerisi ve Hakan Arıkan'ın müthiş performansıyla 1-1lik skorla soyunma odasına gitmiş, ikinci yarıdaki oyunla galibiyeti kaçıran taraf olmuştuk. Oradaki kilit nokta Necip'in oyuna girip 2 ön liberoya dönmemizdi. Maç öncesi kadrolar gösterilirken baktığım 2 isim Ernst ve Necip oldu. İkisini de görünce rahatlasam da Holosko'nun, Zapotocny'nin, Delgado'nun ilk 11'de olması maça soru işaretiyle bakmam için yeterli sebepti. Özellikle Zapotocny'nin ilk 11'de başlayıp Ferrari'nin yedek kulübesinde olması oldukça can sıkıcıydı önümüzdeki günler için...

Maça iki takım da kontrollü başladı, daha sonra tur için gol bulmak zorunda olan Plzen yüklenmeye başladı. Bir iki pozisyonda araya atılan toplar sıkıntı yaratsa da defans kademeye zamanında girmeyi başardı. İlk maçta Quaresma'nın kişisel becerisiyle kazandırdığı penaltı pozisyonuna benzer bir pozisyonda -bana göre- Türkiye Ligi'nin en komple forveti Bobo rakibin faulüyle yerde kaldı ve rakip 10 kişi kaldı. İşler o andan sonra daha da kolaylaştı ve Quaresma Beşiktaş kariyerinin ilk golüne kendi imzasını taşıyan "trivela"yla imzasını attı. İlk yarının son dakikasında rakip maçtaki en etkili atağını yaptı. Ceza sahasında bomboş kalan rakibin şutunda Hakan Arıkan ilk maçtaki performansını devam ettirip devreye 1-0 önde girmemizi sağladı. İkinci yarıda da Quaresma şova, Necip ve Ernst dönen topları karşılamaya devam etti. Takımdan gönderilip gönderilmeyeceği tartışılan iki isim Delgado ve Holosko'nun golleriyle de 3-0'lık net galibiyetle tur geldi.

Bizim için maçın artıları; Schuster'in tek ön liberoda inat etmediği ve Necip ile Ernst'i beraber kullanması, Quaresma'nın yıldız psikolojisine girmeyip her topa basması ve hücumda oldukça efektif olması denebilir. Eksi yanları ise maçtan önceki son antermanda sakatlanan ve 6 ay sahalardan uzak kalacak olan Sivok'tan sonra ilk 11'in değişmez diğer stoperi İbrahim Toraman'ın da sakatlanıp sahayı terketmesi ve 3 hafta sonra geri dönebilecek olması, Delgado'nun, Holosko'nun, Tabata'nın savruk futbolu, takımdaki acil sağ bek ihtiyacı ve hiç bir şekilde sağ bek için transfer söylentisinin bile geçmemesi eksi yanlar olarak söylenebilir. Yarın bir sonraki tur için kura çekimi, haftaya da ligin ilk haftası. Kısacası transferlerin şekillenmesi, ak koyunun kara koyunun ortaya çıkması için son 1 hafta denebilir. Takımın öncelik sıralamasına göre sağ beke, orta göbeğe, kanatlardan herhangi birine ve forvete ihtiyacı var. Konuşulanlar doğru ise sadece forvete transfer yapılıp transfer kapatılacak. Şu 1 haftada yapılacak hamleler bu takımın ligdeki boyunu gösterecek. Umarım son bir çabayla sağ beke ve orta sahaya transfer yapılabilir. Gelenler gidenler netleştikten sonra daha sağlıklı bir değerlendirme yapılabilecektir...

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Federico Giunti

"Takımla ilk antremanımdı. Tanışma faslından sonra, düz koşu ile idman başladı. Takımla birlikte düz koşuya katılan göbekli bir adam dikkatimi çekti. Malzemecilerin ya da masörlerin neden takımla düz koşuya katıldıklarını düşünmeye başladım. Düz koşunun ardından topla çalışmalara geçtik. Benim malzemeci sandığım göbekli adam topla inanılması güç hareketler yapmaya başlamıştı. Çift kale maç için ilk yelek kendisine verilince takımın oyuncularından biri olduğunu anladım. O kişi Sergen'di."

Fellik fellik orta sahaya Ernst'in yanına adam aradığımız şu günlerde aklıma düştü Türk futbol tarihinin ilk İtalyan transferi. Ernst ve Guti Tayfur-Giunti ikilisinin yakaladığı uyumu yakalayabilirse -hemen celallenmeyin aynı mevkide oynamadıklarını biliyorum- Beşiktaş orta sahada çok rahatlayacaktır. Ama yine de Ernst-Necip yanına bir yerli daha almak gerekmekte. Uğur İnceman kategori dışıdır. Gerçi Ferrari'yi göndermeye çalışıp Zapotocny'yi takımda tutmaya çalışan Bernd Schuster yarın öbür gün Uğur İnceman'ı da Ernst'i kesip ilk 11'de başlatabilir. Şaşırmayalım...

3 Ağustos 2010 Salı

Californication

Okulun bitmesi, sıcaklar dolayısıyla eve kapanma ve final dönemi bu sıcak yaz günleri için biriktirilen dizilerin, filmlerin birer birer aradan çıkarılması... Final döneminde Mete'nin önerisiyle indirmiştim. Diziye geçen hafta başladım. 12'şer bölümden 3 sezon bitmiş durumda. Bölümler ~28 dakika. Senaryo; yazdığı kitapla büyük bir başarı yakalamış ama şimdilerde yazma konusunda ciddi bir tıkanma yaşayan yazar Hank Moody'nin etrafında dönüyor. Yazdığı kitabın filme çekilmesi için Los Angeles'a taşınan yazarın hayatı eski karısı ve kızının da Los Angeles'da olması nedeniyle iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Eski eş-alkol-uyuşturucu-kadınlar dörtgeninde geçen dizinin 4. sezonunun 10 Ocak 2011'de başlaması bekleniyor.

dipnot : Hastanız Pamela Adlon (Marcy Runkle)

30 Temmuz 2010 Cuma

Kaleciler Ne İş Yapar?

7 dakikada 5 gol, 90'dan sonra 2 gol... Mahalle maçlarındaki "işte kaleci, muhallebici" tezahüratı geldi aklıma...

29 Temmuz 2010 Perşembe

Viktoria Plzeň - Beşiktaş

Maç yazısını sıcağı sıcağına girmek lazım yoksa takıma olan sinirim azalacak. Öncelikle şunu diyeyim Mustafa Denizli zamanında kısır futbol gördük hatta şut çekmeden maç bitirdiğimiz oldu. Ama defansta Fink-Ernst ve Ferrari-Sivok uyumuyla pozisyon da az veriyorduk. Zira ligin en az gol yiyen takımı olarak bitirdik sezonu. Sezon başı, yeni teknik direktör, yeni mantelite. Hepsini anlarım ama Tayfur Havutçu hiç mi Schuster'e akıl vermez. Bu takım tek ön liberoyla hele önünde yalancı futbolcu Delgado oynarken oy-na-ya-maz, oy-na-ya-mı-yor. Defansif anlamda bu kadar rezil bir Beşiktaş son 2-3 yılda hiç görmemiştim. Allah'tan Hakan Arıkan günündeydi. Yoksa 2 gün önceki Guti'nin imza töreninde ortaya konan UEFA Kupası hedefi daha ön eleme turunda son bulacaktı. Quaresma'nın kişisel çabasıyla ilk yarının son dakikasında penaltı kazandık. Devre olmadan soyunma odasına 1-1 gitmemiz iyi oldu. İkinci yarı rakip duran top dışında etkili olamadı. Etkili oldukları pozisyonlarda da Hakan Arıkan yine iyiydi. Rakip açısından olaya bakıyorum. Football Manager'da böyle bir maç olsa ve maç 1-1 sonuçlansa muhtemelen kaydetmeden kapatırdım. Maç skoru olarak 1-1 çok ama çok aldatıcı. Bizim açımızdan çok iyi skor, tabi eğer Schuster'in aklı başına geldiyse...

Şu maç da gösterdi ki bu takımda Delgado'nun kesinlikle yeri yok. Abu Dhabi'ye mi gidiyor nereye gidiyorsa gitsin, gerekirse zarar edilsin -hangi futbolcudan kâr etmişiz ki- ama gönderilsin. Kör göze parmak sokana kadar taraftarlar mı isyan edecek yönetim mi el koyacak bilmiyorum ama kesinlikle Sivok-Ferrari ikilisi bozulmasın. Fink takımda kalsın. Yolcular Delgado-Holosko-Zapotocny olsun. Kalan yer için 1 yabancı pivot santrafor bir de yerli sağ bek (nereden bulunacaksa) alınsın. Takım kesinlikle ve kesinlikle 2 ön libero çıksın önlerinde kim oynarsa oynasın. Genç yaşta kanser olmamak adına; önce defans... Rövanşta bol şans Beşiktaş'ımıza. Çünkü mevcut taktik ve sistemle çıkılırsa gerçekten şansa ihtiyacımız olacak. Son olarak; teşekkürler Hakan Arıkan...

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Jose Mourinho'nun Yaptıkları

Ömer'le konuşurken aklımıza geldi. Değinmeden geçmeyeyim dedim. Mourinho sevgimi bilen bilir, daha önce de zaten şu yazıda birşeyler karalamıştım. Bu güzel adam farkında olmadan iki harika ödül verdi Beşiktaş'a. Önce Inter'de Quaresma işime yaramaz dedi, oynatmadı. Quaresma'nın olası milli takım ve dolayısıyla Dünya Kupası'nda forma giyme şansını kaçırmasını sağladı. Kupada yapacağı primle Beşiktaş'a gelmesi zorlaşabilirdi. Ama Quaresma Beşiktaş'ta. Daha sonra Real Madrid'in yolunu tuttu. Real Madrid'in iki efsane ismi Guti ve Raul'la çalışmak istemediğini düşündü. Guti şu anda Beşiktaş'ta. Belki İnönü'nün kapısından Raul da geçecek. Belki de günün birinde Mourinho İnönü'de Beşiktaş'ın başında sahaya çıkacak :) Hayat insana neler gösteriyor. 2-3 ay önce Quaresma ve Guti Beşiktaş'a gelecek deseler Beşiktaşlılar dahil hiç bir Türk futbolsever "olabilir" cevabı vermezdi, ama oldu. Hadi special one sıra sende :)

27 Temmuz 2010 Salı

Rüya Gibi

Rüyanın gerçeğe döndüğü andı benim için. Tüyler hâla diken diken, ayrıntılı bir Beşiktaş analizi yapmak şu an için zor. Gelecek 2 isim daha, gidecek en az 2-3 yabancı daha var. Bekleyip görelim. Şampiyonlukta kilit nokta orta sahaya ve sağ beke "kaliteli" yerli transfer yapıp yapmadığımızdan belli olacak. Şu kadroyla gol zaten her türlü atılır. Hoşgeldin GUTI.HAZ