18 Mart 2010 Perşembe

18 Mart...

Tüm şehidlerimizin ruhu şad, mekanları cennet olsun. Amin...

16 Mart 2010 Salı

Inked #1

Sanat toplum içindir...

Asya Sineması

Uzun zamandır bu konuda yazmak istiyordum ancak yeteri kadar film izlemediğimi düşündüğümden erteliyordum. Bu kararımı bozmama sebep dün izlediğim Oldboy oldu. 2004 yılında Cannes'da Grand Prix ödülünü kazanmış Güney Kore filmi. Film Japon manga Oldboy'dan uyarlanıp sinemaya çekilmiş. Filmde Oh Dae-Su yağmurlu bir gecede kaçırılıyor ve 15 yıl boyunca bir odada esir tutulduktan sonra hipnotize edilip bir binanın çatısına bırakılmasını ve Oh Dae-Su'nun bunu yapanları aramasını konu alıyor. Filmi hâla izlememiş olanlar için daha fazla anlatmayayım. Imdb top 250'de 114. sırada ve 8.3 almış. ( http://www.imdb.com/title/tt0364569/ )

Suchwiin Bulmyeong (Adress Unknown), Amerikan ordusunun üs kurduğu Güney Kore'nin bir kasabasında geçiyor film. Filmdeki karakterlerin hepsinin bi arızalı durumu var. Yanlış mekan, yanlış insan teması üzerinde geçen bir film diyebilirim. Requiem for a Dream tarzı sarsıcı, hayatın kötü yanlarına bakan Kim Ki-Duk imzalı filmi izlemenizi öneriyorum. İmdb'de 7.4 almış. ( http://www.imdb.com/title/tt0284815/ )

Bu sene Oscar'larda en iyi yabancı film ödülünü Arjantin'den El Secreto de Sus Ojos almıştı. Bu ödülün 2008 sahibi ise Okuribito (Depertures) olmuştu. Ülkemizde de Son Veda adıyla vizyona girmişti. Filmde Diego Kobayashi çello çaldığı orkestranın dağılmasından sonra eşiyle beraber doğduğu kasabasına geri döner ve orada iş aramaya başlar. Başka bir işte çalışacak deneyimi olmadığından deneyim aramayan "Gidişler" ismindeki bir işe seyahat acentası olarak başvurur. Bundan sonrasını yine filmi izlemeyenler için anlatmıyorum. Bu filmin harika bir soundtrack albümü vardır. Bugün yine bunlardan birini dinlerken kedim yanıma geldi ve şarkıya dikkat kesildi. Şarkıyı tekrara aldım ve yaklaşık yarım saattir pür dikkat dinliyor. Acayip dikkatini çekti. Filmin soundtrack albümünü şuradan indirebilirsiniz. Imdb'de 8.2 almış. ( http://www.imdb.com/title/tt1069238/ )

Bu da Carlos'un dikkatini çeken, soundtrack albümündeki şarkı;



Red Cliff 1 ve 2'yi ortak ele almak lazım. Zaten bir yıl arayla iki film de vizyona girdi. Film MS 208 yılında Çin'de Üç Krallık döneminin başlamasına sebep olan ve 1 milyon civarında askerin katıldığı söylenen ve Üç Krallık döneminde meydana gelen en kanlı savaş olarak bilinen Red Cliff Savaşı'nı anlatıyor. Her iki filmde de gerçekten harika savaş sahneleri, müthiş savaş stratejileri var. Filmin yönetmeni John Woo'nun daha önce Face/Off ve Paycheck filmlerini izlemiş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki bu iki film John Woo'nun başyapıtı olabilecek kalibrede filmler. Filmin prodüksiyon ekibine Çin, Güney Kore, Tayvan ve Japonya'dan şirketler katılmış ve film ortak bir prodüksiyon olarak sinema tarihinde yerini almış. Ayrıca film 80 milyon dolarlık bütçesiyle Asya film tarihinin en yüksek bütçeli filmi olmuş. İlk film Imdb'de 7.3 ( http://www.imdb.com/title/tt0425637/ ), ikinci film de 7.4 ( http://www.imdb.com/title/tt1326972/ ) almış. Şimdilik Asya sinemasından izlediklerim ve aktarabileceklerim bu kadar. Bundan sonra sırada Keulraesik, Taegukgi Hwinalrimyeo, Yeopgijeogin Geunyeo izlenecek. Onları da izledikten sonra yorumlarım...

15 Mart 2010 Pazartesi

Denizlispor - Beşiktaş

8-9 ay önce şampiyonluğu kutladığımız Denizli'ye bu kez lige tutunmak için gittik. İkinci yarıyı izleyemediğim için çok detaylı bi analiz yapamayacağım ama yine de bi iki şey karalayalım. Geri dönüp baktığımızda ulen o maçta ne olmuştu demeyelim. Öncelikle kenarda Rıdvan gibi bi cevher çürürken Adem Dursun ve Çağdaş Atan'dan sonra Beşiktaş defansına gelmiş en kötü defans oyuncusu İbrahim Kaş'ın hâla oynatılmasına anlam veremiyorum. Tavuk karası Schildenfeld'den bile kötü bi imajı var gözümde. İkinci eleştireceğim nokta ise kendi ekseni etrafında 360 dönmekten başka hiç bir çalım kabiliyeti olmayan Ekrem Dağ'ın ileriye deli baş koyun gibi sürülmesi... Zaten bu sene bir türlü önüne geçemediğimiz atak sıkıntımızı verimsiz adamlarla daha da öldürüyoruz. Tello 2 maçlık kıpırdanmanın ardından en azından ilk yarı için konuşuyorum bu sezonki kendi standartlarına döndü. Fink de Beşiktaş'a geldiğinden beri en kötü maçını çıkarmıştır herhalde. Holosko'yu İBB maçında çoğu kişinin beğenmemesine rağmen beğenmiştim. Bugün de çok saçma bi golle bize 3 puanı getiren isim oldu. İyiden iyiye artık son 9 haftada yarışın içindeyiz. Fenerbahçe'yi arkamıza aldık. Los Galacticos Galatasaray'la puan farkını 2'ye indirdik. Bursaspor kazanmaya devam ettiği sürece bizim de kazanmaktan başka şansımız yok. Galatasaray mevcut oyuncu yapısıyla Sami Yen'deki maçları bi şekilde kotaracaktır. Deplasmanlar da sıkıntı yaşayacağını düşünüyorum. Bugünkü maçın üstünden 4 gün geçtikten sonra bize oldum olası ters gelen Yılmaz Vural'ın Kasımpaşa'sı ile karşılaşacağız. Zaten zor olan maç bir de Pazartesi-Cuma çerçevesine alınınca iyice içinden çıkılmaz bi hal aldı. Şampiyonluk yolunda ekstra adamlar çıkarma vaktimiz geldi artık. Bu isim son 2 maçtaki kıpırdanışıyla Tello olur, 10.5 numara Tabata olur, 3.5 milyon euro alan ama 3.5 kuruşluk katkı yapmayan Nihat olur artık birilerinin olağan katkılarının dışına çıkması lazım. Ligin boyu iyiden iyiye kısaldı. Allah yardımcımız olsun...

14 Mart 2010 Pazar

Rezalet vol. 2

Şurada daha önce Bursaspor maçında yaşanılan olaylar sonucu verilen 3 maçlık cezanın ödül olduğunu söylemiştim. Yanıltmadılar beni. Bugün oynanan İBB maçında 87. dakikada Herve Tum'un attığı golden sonra yine olaylar çıkmış. Diyarbakırspor taraftarı sahaya girip İBB'li oyuncuları kovalamış. Oyuncular soyunma odasına kaçmış. Hakemler içeri girmiş ve maç 87. dakikada tatil edilmiş. Şimdi kara kaplı deftere bakalım ne diyor;

" futbol müsabaka talimatı:
MADDE 20 – GÜVENLİK NEDENİYLE MÜSABAKALARIN TAMAMLANAMAMASI

Bu maddede belirtilen sebeplerle aynı sezonda ikinci kez müsabakanın tamamlanamamasına sebebiyet veren takımlar, bulunduğu sezonda müsabakalardan çıkarılarak, bir alt lige düşürülür ve bu takımla müsabakası olan takımlar müsabaka yapmaksızın hükmen galip sayılırlar. Bu durumda olan takımların takip eden sezonda müsabakalara alınıp, alınmaması konusunda TFF Yönetim Kurulu karar verir. Alt lig bulunmaması halinde kulüpler bir yıl(sezon) müsabakalara alınmazlar. "

Şimdi, Diyarbakır'da atılan kayalara kılıf bulanlar, yæ ama Bursa'daki ilk maçta bık bık bık olmuştu diyenler, bu maçta da Belediye işçileri mi tahrik etti? Ne günahı var amacı spor yapmak olan insanların? Talimatname gayet açık. Bursaspor maçının da İBB maçının da hükmen galibiyetle sonuçlanması lazım. Peki bu cezayı bu siyasetin dibine kadar batmış federasyonun verme yüreği var mı? Ben hiç sanmıyorum, bekleyip görelim. Sonuç olarak ya yarıda kalan Bursaspor maçı ya da İBB maçı maç sonuna kadar devam ettirilir, bu kuralın da bi şekilde önüne geçilmiş olur... Yazık...

12 Mart 2010 Cuma

Tv'de Hafta Sonu

12 Mart Cuma
20:00 Gaziantep-Trabzonspor / Lig TV
21:30 Schalke 04-Stuttgart / TRT 3
21:45 Catania-Inter / NTV Spor
21:45 Twente-Den Haag / Futbol Smart

13 Mart Cumartesi
09:00 Nagoya-Kawasaki / Eurosport 2
13:30 Boluspor-Altay / D Spor
14:45 Tottenham-Blackburn / Spormax
16:00 M'Gladbach-Wolfsburg / TRT 3
17:00 Middlesbrough-Newcastle / Futbol Smart
17:00 Chelsea-West Ham / Spormax
19:00 Gençlerbirliği-Fenerbahçe / Lig TV
19:30 Hull City-Arsenal / Spormax
22:00 Lyon-Saint Etienne / Kanal A
23:00 Sevilla-Deportivo / NTV Spor

14 Mart Pazar
13:00 Rubin Kazan-Lokomotiv Moskova / Sporx TV
13:30 Rizespor-Ç.Dardanelspor / D Spor
15:00 Bursaspor-Manisaspor / Lig TV
15:30 M.United-Fulham / Spormax
16:00 Hoffenheim-Bremen / TRT 3
17:30 Ajax-PSV / Futbol Smart
18:00 Lille-Grenoble / Kanal A
18:00 Sunderland-M.City / Spormax
18:30 Leverkusen-Hamburg / TRT 3
19:00 Galatasaray-Ankaragücü / Lig TV
20:00 Nacional-Benfica / Futbol Smart
20:00 Barcelona-Valencia / NTV Spor
21:45 Milan-Chievo / NTV Spor
22:00 Valladolid-Real Madrid / NTV
22:00 Toulouse-Marseille / Kanal A
22:00 Santos-Palmeiras / Spormax

15 Mart Pazartesi
20:00 Samsunspor-Bucaspor / D Spor
20:00 Denizlispor-Beşiktaş / Lig TV
22:00 Liverpool-Portsmouth / Spormax
22:00 Atletico Madrid-Osasuna

Bursaspor'un da potada olması sebebiyle maçlar sanırım Pazartesi'ye de kaymaya başladı. Oldukça zor bir deplasman. Orada olup takımı desteklemek isterdim ancak hem biletlerin 100 lira oluşu, hem de son günlerde hiç hesapta olmayan harcamalar sebebiyle maddi sıkıntı İzmir dışından çıkamamama sebep olacak. Maçın ilk yarısını izledikten sonra, ikinci yarıyı izleyemeden halı sahaya gideceğim. Umarım galip gelebiliriz. Galip gelelim ki şu son 3 maçtaki 9 puanın anlamı olsun...

11 Mart 2010 Perşembe

Rezalet

Şu derbiye 5 maç ceza verip, Diyarbakır'da olan olayları 3 maçla geçiştirmek büyük skandaldır. Diyarbakır'a ödüldür. Keşke daha çok atsaydınız, sahadan çıkamasalardı demektir. Uzun zamandır bu kadar sinir olduğumu hatırlamıyorum. Şu kararı alanlar; bela okuyacağım ama deymezsiniz, Allah'ınızdan bulun... Ha pardon bir de kötü ve çirkin tezahürattan dolayı 40000 lira ceza verilmiş. Blogger'lar aramızda para toplayıp yurdumuzun batıya açılan penceresinin cezasını ödeyelim. 3 maçlık ceza Beşiktaş maçıyla son buluyor, umarım o maçta adam gibi tepkimizi koyabiliriz bunlara...

10 Mart 2010 Çarşamba

Beşiktaş - İBB

Takım olarak Kayseri'deki güzel oyunumuza devam ettiğimiz bi maç oldu. Ligin boyu kısaldıkça son 2 haftadır güzel bi koşuya başladık. Bunun anlam kazanması ve depara dönüşmesi için önümüzdeki kritik Denizli deplasmanından da 3 puanla dönmek gerekiyor. Kayserispor maçındakine benzer bir 11'le maça başladık. 8 kişi defansta 3 kişide ofansta görevli gibi gözüküyordu maçın başında. Futbolda sayıların önemli olmadığını kanıtlarcasına 2 maç oynadık. Herkes koştu, herkes mücadele etti, birbirinin açığını kapattı. İBB yine Kayserispor'la birlikte neden ligin en antipatik en kişiliksiz takımı olduğunu kanıtlarcasına bir ilk yarı çıkardı. Yattılar, kalkmadılar. Faul yaptılar, kart almadılar. Oyunun kırılma noktası ise 24. dakikada oyuna orta sahada başlayan İbrahim Toraman'ın sağ beke geçip, sağ bekte başlayan Ekrem'in sol açığa geçmesi oldu. Tıkanan oyun kanat bindirmeleriyle, 2ye 1lerle açıldı. Gol de böyle bir pozisyonda geldi. Deli ileri çıktı şut çekti savunmadan döndü, Bobo'nun önüne düştü. Bobo da bu sene takımın çektiği gol kısırlığına inat Fenerbahçe maçında attığı golün bir benzerini Hasagic'in koruduğu kaleye bırakıp hem ikinci yarıya önde girmemizi sağladı hem de İBB'nin yere yatma hastalığını engellemiş oldu. İkinci yarıya kontrollü oyunla, top yaparak başladık. Sabırlı paslarla boşluk kovaladık. Ferrari'nin ileri şişirdiği topta Holosko topu önünde bulunca çok net bir vuruşla maçı 2-0'a getirdi ve maç bizim için orada bitti. Resmen kontağı kapatıp Denizlispor maçını düşünmeye başladık. Bu sırada verdiğimiz bir pozisyon var ki yiğidi öldür hakkını ver demişler, Rüştü bizi ipten aldı. Ernst'in yokluğunda Necip Uysal bağıra bağıra geldiğini belli eden bir oyun sergiledi. Bobo yine golünü attı, Tello geçen hafta Kayseri'deki performansını devam ettirdi, Holosko sakatlıktan çıktıktan sonra ilk kez bu kadar verimliydi. Fink, Sivok, Ferrari'yi zaten belirtmeye gerek yok bildiğiniz gibiydi.

Günün özel adamına ayrı bir parantez açmak lazım. Kaptan İbrahim Üzülmez 36'sını devirdiği maçta yine koştu didindi, formadan çekti, kendini yere bıraktı, ileri çıktı, orta yaptı, şut çekti. Yine sahanın en çok mücadele eden ismiydi. Başından kaç tane teknik direktör, mevkisinden kaç tane futbolcu geçti ben unuttum. Helal olsun... Aynı tempoyla ligin son sıralarından kurtulma mücadelesi veren ve yaralı kaplan modunda olan Denizlispor'dan 3 puanı da alalım önümüzü daha bi net görelim. Son olarak;

Yere yatsanaaaaa, yere yatsanaaaaaaa
Abdullah Avcı yere yatsanaaaaaaaaaaa

Madrid '10

Daha önce şurada Şampiyonlar Ligi Finali'nin logosunu paylaşmıştım. Bu da finalde oynanacak olan top. Özelliği; Adidas'ın 10. Şampiyonlar Ligi Finali topu olması ve daha önceki 10 yılın finallerinin olduğu şehirlerin motif olarak topa işlenmesi. Yine çok güzel bir top olmuş...

9 Mart 2010 Salı

Fabian Ernst ole ole ole...

Elinde ince belli çayıyla bizden biri. Fotoğraf geçen sene Denizli'deki şampiyonluk maçı öncesinden...

Schalke'de oynarken bir madene yapılan ziyarette takım arkadaşı Gerald Asamoah ile...

Şampiyonluk kutlamalarında reveransı...

Kartal Yuvası ürünleriyle katalog çekiminden...

ve son olarak Zaman Gazetesi yılın futbolcusu ödülünden sonraki pozu. Jason Statham kurban olsun sana...