13 Ocak 2010 Çarşamba

Pixar

İyi bi sinema eleştirmeni ve izleyicisi olmadığımı daha önce de ifade etmiştim. Kimsenin beğenmediği bi filmi taparcasına beğenebilirim, herkesin beğendiği ve zilyonlarca oskar heykelciği alan bi filmden ise ölesiye tiksinebilirim. Şu ana kadar beni hiç bir zaman yanıltmayan tek firma ise Pixar diyebilirim. Pixar'la ilk tanışmam 94 ya da 95 yılında sinemada izlediğim Toy Story filmiyle oldu. Yapım yılı 94 olan filmden 2010'a geldik. Kendilerini gram bozmadılar ve teknolojiyi hep son damlasına kadar kullandılar. Pixar Animasyon Stüdyoları'ndan çıkan tüm filmleri izledim, hepsine bayıldım. Buna animasyonları, çizgi filmleri çok sevmemin ve zaman zaman da olsa anime'lere ilgi göstermemin sebep olduğunu söyleyebiliriz.

Toy Story (1994)
A Bug's Life (1998)
Toy Story 2 (1999)
Monsters Inc. (2001)
Finding Nemo (2003)
The Incredibles (2004)
Cars (2006)
Ratatouille (2007)
Wall-E (2008)
Up (2009)

Her biri efsane olmuş bu filmlerin yanında kısa film'leri de mükemmel ötesidir. Hatta şöyle ki 1986'da Luxo Jr. adıyla yaptığı kısa film Oscar'a aday olan ilk animasyondur. Şu her Pixar filminden önce çıkıp oradan oraya zıplayan bi masa lambası var ya, işte o Luxo Jr. Söz konusu animasyonu buradan indirip, izleyebilirsiniz.

The Adventures of André & Wally B. (1984)
Luxo Jr. (1986)
Red's Dream (1987)
Tin Toy (1988)
Knick Knack (1989)
Geri's Game (1997)
For The Birds (2000)
Mike's New Car (2002)
Boundin' (2003)
Jack-Jack Attack (2004)
One Man Band (2005)
Car's Epilog (2006)
Mater and The Ghostlight (2006)
Lifted (2006)
Your Friend The Rat (2007)
Presto (2008)
Burn-E (2008)
Partly Cloudy (2009)
Dug's Special Mission (2009)

Gerek kısa filmler olsun, gerek uzun metrajlı filmler olsun çağımızın en güzel nimetlerinden biri olan Blu-Ray kalitesinde izlenirse alınan keyif orgazmik boyutlara çıkabiliyor. Heyecanla bu sene çıkacak olan Toy Story 3, ve 2011'de çıkacak olan The Bear and The Bow'u beklemeye başladım, onların da en az öncekiler kadar güzel ve eğlenceli olacağından şüphem yok...

12 Ocak 2010 Salı

ZTK | Beşiktaş - Kasımpaşa

Ocak ayı ortasında amaçsız kalan bi Beşiktaş uzun süredir görmüyorduk. Yönetimin ve teknik kadronun gider ayak son icraatı bu oldu. Kadroda yine artık Mustafa Denizli sayesinde tek kelimeyle "tiksindiğim" Uğur İnceman, İbrahim Kaş, Nihat, Tello vardı. Gözler Nobre'yi ve Tabata'yı da bonus olarak aradı.

Kasımpaşa oyuna hızlı girip birinde pamuk prenses Uğur İnceman'ın hatasıyla birinde yeni transferimiz kaleci Ramazan Özcan'ın hatasıyla 2 gol buldu. Oyunu dengelemiştik ki fatality darbesini dünyanın en vasıfsız ve en çirkin sağ beki İbrahim Kaş vurdu. Ceza sahası içinde adama tekme atmanın başka bi açıklaması olamaz zaten. İlk yarının son dakikasında "telefon klübesinde çalım atabilen" Yusuf'un golüyle farkı 2'ye indirip soyunma odasına öyle gittik.

Necip-Rıdvan ikilisi klübede otururken şu adamların oynaması vicdansızlıktan başka bişey değildi. Maçtan sonra o gevşek Çeşmeli ağzıyla "Netçede bunlar doğal şeyler" diyecek olan Mustafa Denizli'nin yufka yüreği Necip'in klübede oturmasına dayanamadı ki maç başı aldığı paraları fifty-fifty yaptığı Uğur İnceman'ı çıkarıp Necip'i ve CSKA maçında şanssız bi şekilde sakatlandıktan sonra yavaş yavaş form tutmaya çalışan Holosko'yu aldı, ama atı alan Yılmaz Vural Beşiktaş'ı geçmişti. Oyuna 2 değişiklikle başlayan Mustafa Denizli son hamle olarak göz yaşları içinde defansif forvet Nobre'yi oyuna sürdü. Tabata o sırada california roll'ünü sipariş etmiş chopstick'leri birbirinden ayırmakla meşguldü. Ondan sonrası zaten işkence şeklinde geçen maç ilk yarıda gelen gollerle 3-1'lik mağlubiyetimizle sonuçlandı.

Necip'in oyuna sonradan girip oldukça iyi bi performans sergilemesine ise malesef sevinemiyorum. Çünkü Uğur İnceman ölmeden, Mustafa Denizli'nin kazara Uğur'u kesip Necip'i oynatacağını, Nihat'tan sağ açık, Bobo'dan sol açık yaratma fantezisinden vazgeçeceğini, İbrahim Kaş'ın ve İbrahim Üzülmez'in basiretsizce 90 dakikayı tek bi isabetli orta açmadan bitirdiğini farkedip onları keseceğini, Rıdvan - Batuhan gibi isimlere şans vereceğini hiç düşünmüyorum. Eğer buınlar olacak olsa Ocak ortasında amaçsız bi Beşiktaş izlemenin bile güzel yanları olduğunu söyleyebilirdim. Maddi olarak yerlerde sürünen takım bakalım sportif başarı olarak da ne kadar boka batabilecek önümüzdeki günlerde göreceğiz...

Fernando José Torres Sanz

Bilinen adıyla Fernando Torres. Nam-ı diğer El Nino veya The Kid. Ryan Giggs gibi büyük bi ustadan sonra belki de futbolunun en verimli çağı olan 25 yaşındayken bu listeye girmesinin sebebi 118 yıllık klüp tarihinde 50 gole en çabuk ulaşan isim olması. Bunu 72 lig maçında başardı. Kolay değil... Liverpool forması altında daha önce bu sayıya en kısa sürede ulaşan iki isim ise, 80'er maç ile Sam Raybould ve Albert Stubbins'di. Anfield Road ve KOP bu adama ilham veriyor, orası bi gerçek. 38 lig maçında 35 golü var Anfield'da. Sezon başında kontratını 2014'e kadar uzatmış ve haftalık 70000 £ olan sözleşmesini aldığı zamla 110000 £'a çıkarmıştı. Yıllık kazanç 5,000,000 £'un üzerinde. Daha çok kazansın ama Liverpool'dan ayrılmasın. Önce Atletico Madrid'lilerin gönlünde taht kurdu ve daha şimdiden KOP tribünleri adına tezahuratlar yaptı. Fernando Torres...

His armband proved
He was a red

Torres, Torres

You'll never walk alone it said

Torres, Torres

We bought the lad

From sunny Spain

He gets the ball

And scores again
Fernando Torres
Liverpool's number nine


11 Ocak 2010 Pazartesi

Onitsuka Tiger

Adidas ve Nike'tan bıkmış bünyem ayakkabıda abeci olmayan yeni marka arayışları içindeydi. O sırada markafoni'de Pazartesi başlayacak olan Onitsuka kampanyasını gördüm ve beklemeye başladım. Güzel bi model, desen, renk görürsem çökme kararı almıştım. Tam olarak kafamdaki ayakkabıyı buldum diyebilirim. Umarım Onitsuka, Adidas veya Nike kadar rahat bi ayakkabıdır. Markafoni'nin güzel indirimlerinin yanında tek bokluğu kampanya süresi bittikten sonraki 1 hafta içinde ürünün kargoya veriliyor olması. Bu da istediğiniz ürünün elinize geçmesini 2 haftaya kadar çıkarıyor. Kapı çalıp kargo geldiğinde de "ulen ben bişey istememiştim, hayırdır inşallah" oluyor insan. Neyse, bu güzel indirimler için göze alınabilecek bi süre. Davetiye isteyen olursa yorumlara mail'ini bırakabilir...

10 Ocak 2010 Pazar

All-Star'da Türk Baskını

Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Ne 3'lük yarışması favorim, ne smaç yarışması favorim, ne maçın favorisi ne de MVP favorim hiç biri tutmadı. Bu yağmurlu İzmir gününde eve kapanıp bu organizasyonu izlemek hakikaten keyifli oldu.

Organizasyon 3'lük yarışmasıyla başladı. Ve ilk turda ben de dahil herkesin favorisi olan Simas Jasaitis 14 puan toplayarak, 9 puan toplayan Serkan İnan'la birlikte elendi. Finale çıkan üç isim olan Engin Atsür, James Baron, Ryan Toolson sırasıyla 17,22,20 atarak finale yükseldiler. Finalde Engin Atsür 19, James Baron ve Ryan Toolson 18 sayı attı ve böylece 3 sene üstüste 3'lük yarışmasının ünvanı Beşiktaş'ta kaldı. Bundan önceki iki sene de Ömer Ünver yarışmayı kazanarak ünvanı Beşiktaş'a getirmişti.

3 sayı yarışmasının ardından kısır geçmesi beklenen smaç yarışmasına geçildi. Favorim olan Jermareo Davidson 100 puanı bile geçemedi. Tarrance Kinsey'nin katılmamasından sonra yarışmaya dahil edilen Lonny Baxter bende hayal kırıklığı yarattı. İlk turda bence smaç organizasyonunun en iyi smacını 3. smacında vuran Sinan Güler 139 puanla 1. sırada, 135 puan alan Brandon Bowan'ın önünde finale çıktı. Final turu, ilk tura göre kısır geçti. Yarışmadaki tek Türk olmasının avantajıyla seyirci desteğini arkasına alan Sinan Güler, jüriyi de etkileyerek Brandon Bowan'ın önünde smaç yarışmasının şampiyonu oldu. Yarışmaya katıldığı 3. senede ilk şampiyonluğunu kazanan Sinan Güler, 2. organizasyonda da bi Türk oyuncunun şampiyon olmasını sağladı.

Günün son organizasyonu All-Star maçı da bi kaç hareket dışında yine her zamanki soğukluğunda geçti. Maçın 2. periyodunda giden elektrikler can sıksa da tekrar geldiğinde 3. periyod henüz başlamak üzereydi. 5 dakikalık bi bölüm kaçırdım orda da inanılmaz şovların döndüğünü düşünmüyorum. Eğer öyle olduysa da çok afedersiniz şansıma tüküreyim. Sonuç olarak Türk yıldızlar All-Star tarihindeki ilk galibiyetini koç Orhun Ene yönetiminde alarak tarihe geçti. Maça damgasını Kaya Peker 26 sayı 12 ribaund 5 asistle vurarak MVP ödülünü aldı. Engin Atsür 20 sayı 4 ribaund 5 asist, genç Furkan Aldemir 15 sayı 11 ribaundla etkili oldu. Yabancılar cephesinde skor bazında dengeli bi dağılım olsa da öne çıkan oyuncular 13 sayı 6 ribaund 5 asistle Mire Chatman, 16 sayı 2 ribaund 2 asistle Igor Rakocevic ve 13 sayı 3 ribaund 2 asistle Radoslav Rancik oldu. All-Star tarihindeki ilk galibiyetini alan Türk yıldızlarını başta koç Orhun Ene olmak üzere kutluyorum...

Wayne Mark Rooney

Nam-ı diğer domuzcuk. Hastasıyız...

9 Ocak 2010 Cumartesi

3 Ay Bitti

Biraz geç kalmış bi yazı oldu ama gerek benim doğum günüm, gerek can dostum Samuray'ın doğum günü falan derken koşuşturmalardan yazmaya fırsat bulamadım. Sporda 3. ayı doldurdum. Verilen kilo 9. 3 ay sonunda hedef 10 kiloydu ama araya 1 yılbaşı ve 2 doğum günü girince alkolü sapıtmamak olmazdı. O da 1 kiloya sebep olmuştur mutlaka. Kol, omuz ve göğüslerde gelişim devam ediyor ve uzun süre görmediğim biriyle karşılaşınca aldığım tepkiler 3 aydır götümden akan terlerin boşuna olmadığını gösteriyor. Bu da beni oldukça mutlu ediyor. Şimdi 2. 3 aylık döneme girdim ve amaç yaz başına kadar bu tempoyu sürdürmek... Bu arada dolaptaki kıyafetlerin üzerimden düşmesi ve yeni kıyafetler alma coşkusu paha biçilemez. Püf nokta, olabildiğince boğazı tutmak ve bolca mekiğe yüklenmek. Gerisi zaten geliyor....

Tv'de Hafta Sonu


9 Ocak Cumartesi

14:45 Hul City-Chelsea / Spormax
17:00 Arsenal-Everton / Spormax
17:30 Denizlispor-Sivasspor / TRT 2
19:00 Valladolid-Atlético Madrid / NTV Spor
19:30 Birmingham-Man United / Spormax
20:15 Beşiktaş-Hamburg/ Star
20:30 Trabzonspor-Denizli Belediyespor / TRT 1
21:00 Sevilla-Santander / NTV
21:45 İnter-Siena / NTV Spor

10 Ocak Pazar

13:30 Orduspor-Galatasaray / TRT 1
15:30 West Ham-Wolves / Spormax
18:00 Liverpool-Tottenham / Spormax
20:00 Real Madrid-Mallorca / NTV
20:30 Eskişehirspor-Fenerbahçe / TRT 1
21:45 Juventus-AC Milan / NTV Spor
22:00 Tenerife-Barcelona / NTV

Bi spora gidip gelelim, ardından Arsenal-Everton maçı güzel olacağa benziyor. Beşiktaş maçını kaçıracağım. Ama pek sorun değil. Nasılsa Nobre ilk 11 başlayacak, arkasında sushi oynayacak. Çok bişey kaybedeceğimi sanmıyorum...

7 Ocak 2010 Perşembe

Ve Beklenen Son

Tufan görünümlü Cemal skandalından haberi olmayan yoktur. O yüzden o kıvamları geçeceğim. O sahtekarlığın sonucunun da ne olacağını basketboldan ve kurallardan az çok anlayan biri bilirdi. Küme düşme. Olmamış, yürekleri yetmemişti. -5 gibi hiç bir gerekçeye dayanmayan salakça bi cezayla Galatasaray'ı ligin dibine yollayıp ortamı sakinleştirmeye çalıştılar. Ve o cezadan 2 ay sonra bugün... Alınan karar "yasal dayanağı olmadığı" gerekçesiyle tahkimden geri döndü. Galatasaray'ın -5 cezası geri verildi. Galatasaray 14 puanla 1 galibiyet 14 yenilgili Darüşşafaka'nın önüne geçti ve matematiken olmasa da mantıken ligde kalmayı garantiledi. Sezon sonu play-off'da yaparlar.

Şu olay Daçka'da, Kepez Belediye'de, Tofaş'ta falan yaşansaydı cezayı düşünemiyorum. Cezaya itiraz edilip tahkime gidilirse verilen ceza daha da ağırlaştırılır klüplerin basketbol lisanları ellerinden alınırdı. Gerçi cezanın bu kadarına da şükür. Açıkçası çok da şaşırmadım. 5 puan sildikten sonra 15-20 puan vermelerini bekliyordum. Olmadı. Artık kısmet bi dahaki x görünümlü y sahtekarlığına... Turgay Demirel tez zamanda Türkiye basketbolundan elini eteğini çekecek bi olay (olumlu ya da olumsuz) yaşarsın inşallah. Tanjevic'i de al giderken...

6 Ocak 2010 Çarşamba

BEKO All-Star '10

10 Ocak Pazar günü Kayseri'de gerçekleşecek olan All-Star organizasyonu için kadrolar, 3'lük yarışması ve smaç yarışmasına katılacak isimler belirlendi.

Yerli Karması: Barış Ermiş (Banvit), Bekir Yarangüme (Türk Telekom), Cevher Özer (Beşiktaş), Engin Atsür (Beşiktaş), Ersin Görkem (Kepez Bld.), Evren Büker (Galatasaray), Furkan Aldemir (Pınar Karşıyaka), Hakan Köseoğlu (Erdemir), Kaya Peker (Efes Pilsen), Kerem Tunçeri (Efes Pilsen), Semih Erden (Fenerbahçe Ülker), Sinan Güler (Efes Pilsen)
Antrenör: Orhun Ene

Yabancı Karması: Brandon Bowman (TOFAŞ), Emir Preldzic (Fenerbahçe Ülker), Igor Rakocevic (Efes Pilsen), Josh Shipp (Bornova Bld.), Lance Williams (Banvit), Lonny Baxter (Beşiktaş), Mire Chatman (Beşiktaş), Quincy Douby (Darüşşafaka CT), Radoslav Rancik (Galatasaray), Ryan Toolson (Pınar Karşıyaka), Simas Jasaitis (Galatasaray), Tarence Kinsey (Fenerbahçe Ülker)
Antrenör: Burak Bıyıktay

3 Sayı Yarışması: Engin Atsür (Beşiktaş), Jimmy Baron (Mersin BŞB), Ryan Toolson (Pınar Karşıyaka), Serkan İnan (Antalya BŞB), Simas Jasaitis (Galatasaray)

Smaç Yarışması: Kedrick Brown (Bornova Bld.), Brandon Bowman (TOFAŞ), Jermareo Davidson (Darüşşafaka CT), Sinan Güler (Efes Pilsen), Tarence Kinsey (Fenerbahçe Ülker)

All-Star maçının favorisi tabiki de yabancı karması olacak. Yerlilerin, yabancıları yenmesi için ekstra işler yapması lazım. MVP favorim ise yabancı karmasının başında bulunan Beşiktaş koçu Burak Bıyıktay'ın hızlı hücumu seven yapısı nedeniyle Mire Chatman. Daha önceki yıllarda yapılan All-Star organizasyonlarında maçın MVP'leri;

2005 - Khalid El Amin (Beşiktaş)
2006 - Jeff Trapagnier (Ülkerspor)
2007 - Marcus Slaughter (Pınar Karşıyaka)
2008 - Quinton Hosley (Pınar Karşıyaka)
2009 - Robert Traylor (Kepez Bld.)

3 sayı yarışması favorim Simas Jasaitis. Smaç yarışması favorim ise Jarmareo Davidson. Umarım keyifli bi organizasyon olur. Bu hafta All-Star haftası nedeniyle Beko Basketbol Ligi'nde maç yok. Haftaya Beşiktaş, İzmir'e Karşıyaka Arena'ya geliyor. Orada olma hedefimiz var, bakalım...